Efrîn'de 11 Ekim 2013 tarihinde ölümsüzleşen
Jînda Ronahî anısına...

Günlerdir hep onlar var karşımızda: Ellerinde silahları, yüzlerinde tebessümleriyle, direndikçe güzelleşen YPJ savaşçıları... Dünya onların DAİŞ barbarları karşısındaki cesaretini konuşuyor. Bir de Arîn Mîrkan'ın yaşatmak için kendi canını veren eylemi ile birlikte fedakarlıklarını. Eğer bugün Kobanê için dünyanın öte ucunda aydınlar, sanatçılar, yazarlar, "Sokağa çıkın" çağrısı yapıyorsa, bunda DAİŞ barbarlarına karşı bedenlerini siper eden kadın savaşçıların emeği büyük. Bunu asla unutmayalım!
Kobanê'deki direniş mevzilerinden dünyaya yayılan bu tablonun arka planında da çok büyük bir kadın aklı ve iradesi var. Kadınlar, artan saldırılar karşısında sadece bir askeri güç olarak katılmadılar devrime. Kadınların iradesi, aklı ve yüreği, sadece Kobanê'de devrimin siperlerinde değil, devrimin her aşamasında var. Kadın akademilerinden dil akademilerine, meclislerden kooperatiflere, kadın evlerinden komünlere, araştırma birimlerinden halk belediyelerine, devrimin tüm kurumları kadınların aklı ve yüreğiyle oluşturuldu. Bu emek sadece son birkaç yılın mücadelesinin de sonucu değildi.
Rojava'da devrime hazırlık, Esad rejimine ve Arap sömürgeciliğine karşı mücadeleden çok Kuzey Kürdistan'da Türk devletinin sömürgeci politikalarına karşı gelişen devrimci savaş içerisinde büyüdü, gelişti. Rojava, PKK'nin Kuzey'de yürüttüğü devrimci savaşın cephe gerilerinden biri olurken, Kuzey'deki bu savaş, Rojava Devrimi'nin programatik ve ideolojik temeli ile siyasal, örgütsel ve askeri hazırlığının da okulu oldu.
Bu hazırlığın en net sonuçlarından biri olarak kadınlar hakikat ve özgürlük mücadelesinin dağlardan bozkıra doğru esen rüzgarı oldu. O rüzgar önce 2005 yılında Yekîtiya Star'ı yarattı. Esad rejiminin sömürgeci baskısı altında siyasi çalışma yürüten her bir Yekîtiya Star üyesi, cinsiyetlerin ve halkların eşitliğini ve özgürlüğünü temel alan bu devrimin temelini attı.
Devrimin enerjisi, dağlardan ovalara uzanan deneyim ve kadın aklıyla birleşti; YPJ'den kadın akademisine, kadın evlerinden kadın kooperatiflerine, kadının değişimini esas alan ve varlığını güvenceleyen, devrimden ve de hayattan kadınların hakkını alan kurumları yarattı.
Dağın ve bozkırın ortaklaşan aklı, iradesi ve yüreği, Rojavalı kadınları özneleştirdi, devrimin hem komutanı hem de neferi yaptı.
Kadınların "kadın olarak" iradeleşmesinin ilk örgütlü adımı 1995 yılında Kuzey Kürdistan'ın dağlarında atıldı. 500'e yakın kadın gerilla, ilk kongrelerini gerçekleştirdi, Kürdistan Yurtsever Kadınlar Birliği'ni (Yekîtiya Jinên Azad a Kurdistan/YAJK) kurdu. O günkü kongrenin katılımcılarından Roza Pınar'ın anlattığına göre, kongrenin yapıldığı o muazzam mağara o günden bu yana "YAJK Tapınağı" olarak anıldı.
O gün orada atılan ilk adımla kadın gerilla ordusu oluşturuldu. Kadınlar kendi karargahlarını kurdu, kamplarını yaptı, yüklerini taşıdı. Eğitimlerini kendileri verdiler, savaşçı kadar teorisyenlerini de yetiştirdiler, kadın teorisinin temelini attılar. Erkeklerden çok daha fazla iş yapabildiklerini, savaştıklarını, direndiklerini gösterdiler. Tüm bunları yaparken de kadını gerilla dahi olsa toplumdaki bakış açısıyla, "korunması gereken eş, abla, bacı, kardeş, anne" olarak gören erkek zihniyetini değiştirdiler.
Bu değişim dağda kalmadı, kentlerde de kadınların özgürlük mücadelesini etkiledi. Bugün tüm kurumlarda uygulanan ve siyasi partiler açısından yasaya dahi giren eşbaşkanlık sistemi, toplamda dağlardan kentlere uzanan ortak bir kadın iradesinin sonucu oldu. Kadına şiddet uygulayan erkeklere karşı "belediyelerde maaşının yarısını kadına verme" ya da "işten çıkarma" gibi uygulamalardan tacizlere yönelik öz savunma eylemlerine kadar bir dizi mücadele biçimi de bu ortak kadın iradesi ve mücadelesinin sonucu oldu.
Bu bir gelenek; hakikatin peşinde koşan kadınların mücadele geleneği. Nasıl ki bedenini silaha dönüştüren Arîn Mîrkan'ın yüzünde, duruşunda, sesinde, bir yıl önce Efrîn'in Kastel Cindo bölgesinde ölümsüzleşen YPJ komutanı Jînda Ronahî'nin izi varsa, Jînda'nın komutanlığında Bêritan'ın, Vîyan Soranların isyanı vardı.  Bundan sonra da YPJ savaşçılarının direnişinde Arîn'in izi olacak ve mücadele geleneği mutlaka sürecek!