
Washington’daki Büyük Beyaz Baba’nın psikolojisi bu ara epey bozuk. Duruma bakacak olursak asabi olması normal. İç düşmanları “Demokratlar”ın üst üste Yemen, olağanüstü hal gibi konularda salvoları yetmezmiş gibi kendi partisi “Cumhuriyetçiler”in bir kısmının da son dönem “ihanet”iyle karşı karşıya. İlaveten eski personeline (Manaford- Flynn) verilen/verilecek olan cezalar da terletiyor. “Rusya soruşturması” ise kapıya dayandı.
Bunlar yetmiyormuş gibi 157 kişinin hayatını kaybettiği “kaza”da Boeing 737 Max 8 tipi uçağın düşmesi de büyük bir zarar olarak kovboyun hanesine yazıldı. Geçen yıl 29 Ekim’de de aynı tip uçak Cakarta Havaalanı’ndan kalkıştan kısa süre sonra düşmüş, 189 kişi yaşamını yitirmişti. Doğal olarak birçok ülke Boeing 737 Max 8 uçaklarını kızağa çekti. Bu süreçte (sonradan onlar da Boeing 737 Max 8 uçuşlarını durdursalar da) Trump ve çevresi eveleme geveleme siyaseti izleyerek sorumluluk almaktan, net bir adım atmaktan kaçındı. Bu durumun havacılık alanında başta Amerikan Federal Sivil Havacılık Dairesi (FAA) olmak üzere Boeing şirketine ve ABD’ye olan “güven”i sarsması kaçınılmaz. Çin gibi rakiplerinin de bu durumu kullanmaması da doğal olarak beklenemez. Ve zenginlerin çocuklarını üniversiteye sokmak için rüşvet verdiği bir ülkede Trump istediği kadar “Amerika’yı yeniden büyük yap” naraları atmaya devam edebilir.
Fakat kovboyun başına gelen felaketler burada da bitmiyor. Gazeteler ABD’nin 2018 yılında 621 milyar dolar dış ticaret açığı verdiğini duyurdu. Geçen yıla göre yüzde 12,5 arttı. Bu, küresel mali krizin patlak verdiği 2008’den bu yana ABD’nin verdiği en yüksek dış ticaret açığı oldu. Dış ticaret açığını azaltacağım, ortadan kaldıracağım diye ortalığı velveleye veren ve hatta “ticaret savaşları”nı başlatan bir yönetim için epey can sıkıcı olmalı gelinen bu merhale. Fakat o da ne? Kovboy ne olduğunu anlamaya çalışmak yerine “hızlı bir çözüm” olarak gördüğü belindekine sarılıyor yine. Pentagon’a bu yıl bütçeden 750 milyar dolar ayırmayı öngörüyor. Geçen yıl bu rakam 716 milyar dolardı. Neyi çözdü? Elbette birilerinin işine yaradı, daha fazla savaş, daha fazla silah satışı olarak ABD silah sanayinin cepleri doldu.
Başka? Son Yeni Zelanda saldırısında da görüldüğü üzere ABD’de iktidara yakın bir kesimin de körüklediği ve örgütlü olarak dünyaya yayılan faşist zihniyet ürünlerini vermeye başladı maalesef. Bu işlerde yarattığı atmosferle birinci derece de sorumlu olan Trump’sa saldırgan için “çok çok ciddi sorunları olan küçük bir gruba mensup, beyaz ırkçılığı falan yok…” diyerek kulağının üstüne yatmayı tercih etti. Fakat mesele hiç bir zaman o kadar basit olmadı. Mesela bu aralar ABD ziyaretinde ilk durağı CIA olan, silahlanmayı kışkırtan, yerlilere karşı ırkçı, saldırgan bir dil kullanan ve Trump’ın akıl danesi Bannon tarafından da desteklenen Bolsonaro’nun Brezilya’sında yarın yerlilere dönük devlet eliyle/desteğiyle benzer katliamların yapılmayacağını kim söyleyebilir?
Herkesin dedesi kendine göre büyüktür. Fakat asabiyet Trump’ı siyasal üstadı sayılabilecek, bir kaç ay önce öteki tarafa intikal etmiş olan Cumhuriyetçi Senatör McCain hakkında yalan söylemeye kadar vardırmış. Yazık! Yazık olan onun yalan söylüyor oluşu değil, böylesine daralmış bir zihniyetin dünyanın bir numaralı koltuğunda oturuyor oluşu.