SciDev.Net

Aşılara güvenmeyen insanların aşı karşıtı tutumlarını sırf bilimsel kanıtlara bakarak değiştirmesi düşük bir ihtimal. Yapılan uluslararası bir çalışma, bilimsel konsensüsü reddetmenin kişinin eğitim seviyesi ile ilişkisi olmadığını gösteriyor.

24 ülkeden 5323 kişi ile yapılan çalışma, aşı karşıtı olan veya aşıların etkisine güvenmeyen insanların komplo teorilerine inanmaya, kendisini asi veya farklı hissetmeye ya da iklim değişikliği konusunda kuşkucu olmak gibi popüler olmayan tavırları benimsemeye daha yatkın kişiler olduğunu ortaya çıkardı.

Avustralya’nın Queensland Üniversitesi’nden Matthew Hornsey, aşı karşıtı görüşlere sahip insanların “farmasötikler ve emperyalist müdahaleler konusunda kuşkucu olmaya ve azınlık görüşüne sahip oldukları için kendilerini farklı hissetmekten keyif almaya” yatkın kişiler olduğunu söylüyor.

İğne ve kan görmekten hazzetmiyorlar. “Aşı karşıtı olmak bir anlamda anksiyeteye sebep olan bir şeyden kaçınmak gibi,” diyor Hornsey. Öte yandan eğitimin ise aşıya karşı tavırda ciddi bir fark yaratmadığını vurguluyor.

“‘Kolektif bağışıklığın’ ortadan kalkması ve hastalığın yeniden ortaya çıkması için az sayıda insanın aşılanmaması bile yeter.” Matthew Hornsey

Health Psychology dergisinde yayınlanan araştırma dört kritere göre tutum değerlendirmesi yapıyor: Komplo teorilerine inanma, genele uymayan olmayan davranış, iğneden ve kandan hoşlanmamak ve düşüncenin şahsiliği.

Bu kriterlerin her biri için ankete katılanlara 1 ve 5 arasında bir puan vermeleri istenen ve 1’in ‘Kesinlikle katılmıyorum,’ 5’in ise ‘Kesinlikle katılıyorum’ anlamına geldiği sorular sorulmuş. Örneğin, komplo teorilerine inanıp inanmadıklarını belirlemek için, katılımcılara ‘Prenses Diana öldürüldü’ veya ‘ABD hükümeti İkiz Kuleler’e yapılan saldırıyı önceden biliyordu ve olmasına izin verdi’ ya da ‘Dünya elitleri Yeni bir Dünya Düzeni yaratmaya çalışıyorlar’ gibi cümlelere ne kadar katıldıkları sorulmuş.

Aşı karşıtı tavırları değerlendirmek için “Çocuklar onlar için faydalı olandan daha fazla aşı oluyor” ya da “Aşı hastalık önlemiyor olabilir” gibi cümleler kullanılmış.

Araştırmacılar daha sonra, her bir ülkede yurttaş başına ortalama bir tutum ölçüsü üretmek amacıyla, her bir ifadeye ne kadar katıldıklarının korele etmiş ve dört öğeyi tek bir skalada birleştirmiş. Araştırmaya katılan dört Latin Amerika ülkesi (Arjantin, Brezilya, Şili ve Meksika) komplo teorilerine inanma ve aşı karşıtı tutumlar konusunda araştırmanın yapıldığı 24 ülkenin ortalamasının üzerinde bir seviye sergilemiş. Ama bu kriterler arasındaki ilişki Kanada, Almanya ve Yeni Zelanda gibi diğer sanayileşmiş ülkelerdekinden daha düşük çıkmış.

“Bu ilişkinin ‘zengin’ ülkelerde daha güçlü olması muhtemel çünkü komplo teorilerinin yaygınlaştığı internete daha iyi erişimleri var,” diyor Hornsey.

Sağlık ve nüfus üzerine araştırmalar yapan Buenos Aires Üniversitesi’nden Josefina Brown, aşı karşıtı hareketlerin Arjantin’de sosyal medyada üzerinden nasıl örgütlendiğini analiz etmiş ve yeni teknolojilerin bireyci eğilimlerin çok düşük bir maliyetle kolayca yaygınlaştırılmasına ve doktorlarının otoritesi konusunda şüphelerin artmasına imkan verdiğini söylüyor.

“Web sitelerinde hem içerikler hem de görüntüler, insanların dikkatini celp eden negatif kavramlar kullanarak birçok toplumsal korkuyu daha da harlamaya çalışıyor,” diyor Brown. Ama öte yandan devletin insanları istemeseler bile aşılanmaya zorlayan müdahalesine haklı gerekçeler bulmak için, insanlar da aşıların faydaları ve riskleri konusunda daha fazla bilgi talep ediyorlar, diye ekliyor.

Brezilya’da Sağlık Bakanlığı 2017 itibariyle 13 binden fazla takipçiye ulaşan sayısız Facebook grubu ortaya çıkarmış. Buralar aşı karşıtı ebeveynlerin, aşının güya otizme yol açtığı gibi iddiaları içeren, çoğunlukla başka ülkelerden ve İngilizce dilindeki blog gönderilerini paylaştığı yerler.

Bu gruplar aşı karşıtı kampanyalarında başarılı gibi görünüyorlar: Sağlık Bakanlığı’na göre 2017’de Brezilya’daki çocukların yalnızca yüzde 76,7’si kızamık, kabakulak ve kızamıkçığa karşı koruma sağlayan MMR aşısının ikinci dozunu yaptırmış.

İnsanların aşıların etkisiz olduğuna ikna olmasının getirdiği risk hem yetişkinlerin hem de çocukların aşılanmayı bırakması. Hornsey, “‘Kolektif bağışıklığın’ ortadan kalkması ve hastalığın yeniden ortaya çıkması için az sayıda insanın aşılanmaması bile yeter,” diye açıklıyor bu riski.

Kaynak: https://www.scidev.net/global/health/news/anti-vaccine-attitudes-go-deeper-than-education.html#

Çeviri: Serap Şen