Türk Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Almanya ziyaretinde basına yansıdığı kadarıyla bazı konuları şu şekilde öne çıkarmak mümkündür:
- Türk Alman ticari ilişkilerinde çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşma...
- İki ülke ticari ilişkilerinde vize kolaylığının sağlanması...
- Almanya’da yaşayan Türkiyelilerin durumu...
- Türk-İsrail ilişkiler...
Kendince güçlü bir gelişme trendini yakaladığına inanan Türkiye, artık İstanbul’un ‘Hasta Adamı’, ya da Batı’nın ellerine bakan bir ülke değil de, kendisini dünya çapında gelişmiş bir ülke olarak görülmesini istiyor. Ve bunun herkes tarafından kabul görmesini talep ediyor.
Ancak birileri yüzüne “Daha sen o kadar büyümedin” dediğinde ise küplere binip adeta hoyratlaşıyor.
Almanya’da “Asimilasyon bir insanlık suçudur” diyen Erdoğan’dı. Ancak 20 milyondan fazla Kürt’e karşı zorla asimilasyon politikasını sürdüren de yine Türkiye devletidir (ve Erdoğan’dır). Almanya’dan azınlık haklarını isteyen Türkiye’dir ancak, azınlıklar söz konusu oldu mu, yine başını kuma sokan ve gereklerini yerine getirmeyen Türkiye devleti ve AKP Hükümeti’dir. Türkiye’nin ekonomik büyümede sıkıntıları var. Türkiye’de ekonomik veriler konusunda açıklama yapanların da AKP’lilerden oluştuğu gözönünde getirilirse, ekonomik büyümenin şişirildiği görülebilir. Bu konuda Türkiye’nin cari açıklarına bakmak yeterlidir.
Gazeteci Stefanie Rosenkranz’ın Gül’ün Almanya ziyareti konusundaki makalesi oldukça çarpıcıdır. Rosenkranz’ın 18 Eylül 2011 İstanbul mahreçli makelesi “Abdullah Gül-Kibar Eleştirmen” başlığını taşıyor. İşte makaleden kısa bir alıntı: “Parti arkadaşı Başbakan Erdoğan, önüne kağıt almazken, Gül yapıcı sözlerin dostudur. Erdoğan’ın aksine - ki dünyayı değerlendirdiği kriterleri, kendisi de tutmuyor- asimilasyonun bir insanlık suçu olduğunu söylemeyecek ve Federal Hükümet’ten Türk çocuklarına Türkçe anadil eğitimi istemeyecek. Bu sözlerin sahibi, geldiği ülkede 20 milyon Kürt’ün zorla asimile etmeye çalışıyor, çocukların kendi anadilleri ile ders görmelerini hayal etmelerini bile önlüyor.”
Gül’ün Almanya ziyareti, yukarıda saydığımız konu başlıklarının yanı sıra Kürt sorunu ve Almanya’daki Türkiyelilerin talepleri bağlamında tartışılmaya devam edeceğe benziyor. Türkiye devleti, faklı ülkelerde yaşayan Türklerin haklarını ararken, ülkesindeki Kürtler başta olmak üzere diğer halkların haklarını tanıyacak mı? Önemli olan bu noktadır.