Müzikten sinemaya, tiyatrodan halk oyunlarına, edebiyattan modern dansa kadar 28 yıldır asimilasyona karşı kültür direnişi sergileyen, sayısız sanatçı yetiştiren ve ağır bedeller ödeyen Navenda Çanda Mezopotamya ( Mezopotamya Kültür Merkezi - MKM ) 28 yaşında.
NACİ KAYA / İSTANBUL
Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM), Kürtçe konuşmanın dahi ölüm gerekçesi olabildiği yıllarda Musa Anter (Apê Musa), Feqî Huseyin Sağnıç, İsmail Beşikçi, Ali Temel ve bir grup aydın, sanatçı, işçi ve öğrenci tarafından 27 Eylül 1991’de İstanbul’da kuruldu. MKM, kurulduğu tarihten bu yana Kürt kültürünün sanatsal faaliyetlerini yürüttü. Müzik, sinema, tiyatro, halk oyunları, edebiyat ve modern dansa kadar birçok çalışma yürüten MKM, her yıl üreterek sanatsal faaliyetlerini sürdürüyor. Kürt kültürünü metropol kentlerde yansıtmaya çalışan MKM, kurulduğu yıldan itibaren baskıların odak noktası oldu. Tüm baskılara rağmen 28 yıldır Kürt kültürü üzerindeki asimilasyon politikalarına karşı ayakta kalan MKM, 28 yıl boyunca birçok üyesi ya tutuklandı ya sürgün edildi ya da öldürüldü. MKM sanatçısı Koma Gulên Xerzan solisti Çiya Şenses, geride bıraktıkları 28 yıla ilişkin konuştu.
Zor bir dönemde kuruldu
Kürtlerin dili, kültürü, sanatı ve tarihi üzerinde her zaman asimilasyon politikalarının olduğunu vurgulayan Şenses, MKM’nin de bu asimilasyon politikalarına karşı kurulduğunu söyledi. Kürt tarihi bakımından MKM’nin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Şenses, “MKM kurulduğu zaman Türkiye’de Kürtçe konuşmak dahi yasaktı. Apê Musa öncülüğünde kurulan MKM halkta büyük bir coşku yarattı. MKM büyük sıkıntılarla bugüne geldi. Kuruluş amacı doğrultusunda büyük bedeller ödedi” dedi.
‘MKM, Ortadoğu’nun aynasıdır’
MKM’nin kurulduğu yıldan beri baskılara karşı direnç gösterdiğini dile getiren Şenses, “MKM büyük bir mücadele alanıdır. Eğer bir halkın kültürü ve dili yok sayılıp asimile ediliyorsa ve o halkın bireyleri bu alanda çalışmalar yapıyorsa, MKM tam da bunun yeridir. Ortadoğu’da yaşayan her genç buraya gelip MKM içinde mücadele verebilir. MKM Ortadoğu’nun aynasıdır” ifadelerini kullandı.
MKM, mücadele alanı
“Her türlü baskıya karşı halkımızdan ve hakikaten aldığımız güçle ayakta kalıyoruz” diyen Şenses, “Çünkü bu kurum bu halkla ve hakikatle iç içedir. Bu dünyada hak ve hukuk neyse onu yerine getiriyoruz. Biz de bu hak ve hukuk çerçevesinde sanatımızı, kültürümüzü ve halkımızın özgürlüğünü isteyerek yerine getirmeye çalışıyoruz. Yaptığımız çalışmalar kapsamında gözaltına alınmalar ve tutuklanmalar oluyor. Birçok arkadaşımız yaptığı çalışmalardan dolayı sürgünde yaşıyor. Hatta kuruma misafir olarak gelip de tutuklananlar bile oldu” diye ifade etti. MKM’nin Kürt halkının kültürü ve tarihi için ayna olduğunu söyleyen Şenses, MKM’nin devrim mücadelesinde bir mücadele alanı olduğuna dikkati çekti.
‘Korkmadan üretmeye devam edeceğiz’
Yaşanan sürecin zorluğuna rağmen MKM’nin birçok sanatsal faaliyeti devam ettirdiğinin altını çizen Şenses, “28 yıl boyunca tüm baskılara rağmen birçok çalışma gerçekleştirdik. Bu temelde de birçok bedeller ödedik. Ama korkmadan arkadaşlarımızın ödediği bedellerden güç alarak üretmeye ve çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
Asimilasyona başkaldırı
MKM’nin Kürt müziğini muhafaza etme ve geliştirme anlamında sorumlu olduğunu sözlerine ekleyen Şenses, “1921’den sonra Malatya ve Urfa’da müziğin asimilesi üzerine kimi çalışmalar yaptılar. Üniversitelerde bu anlamda komisyonlar kuruldu. Bu komisyonlar köylere gidip zamanın şarkılarını ve ezgilerini kayıt altına alıp, Türkçeleştirdiler. Kürtçe şarkıları ve ezgileri değiştirip Türkçeleştirdiler. Örneğin, ‘Makaram Sarı Bağlar’ Kürtçesi ‘Şevek Nîvê Şevê de’, ve ‘Çûm Cizîrê Baxçeye’ yerine ‘Dut yedim dutu benim’ gibi birçok müziği çalıp kendilerininmiş gibi gösterdiler. Bunu bilinçli bir şekilde yaptılar. Kendi sistemlerini Kürtleri yok sayma üzerine inşa ettiler. Bu Kürtler arasında bilinen bir gerçektir. MKM bu bağlamda asimilasyoncu zihniyete karşı başkaldırı örneği sergiliyor” diye belirtti.
Halkımıza minnettarız
MKM’nin 28’inci kuruluş yıl dönümüne ilişkin çağrıda da bulunan Şenses, “Halkımızın daha güçlü kurumları sahiplenmesini istiyoruz. 28 yıldır her alanda halkımızın özgürlüğü ve devrimi için mücadele ediyoruz. Biz halkımıza minnettarız. Dolayısıyla halkımız kurumlarımızı daha fazla ziyaret etmeli ve desteklemelidir. 28’inci kuruluş yıl dönümüne ilişkin hazırlıklarımız var. Halkımızın 28’inci kuruluş yılına güçlü bir katılım göstermesini bekliyoruz” dedi.