Aşının başında Türk var diye destekleyemeyiz

Dosya Haberleri —

14 Ocak 2022 Cuma - 19:00

Şebnem Korur Fincancı / Foto Quelle: Hessischer Landtag/2018

Şebnem Korur Fincancı / Foto Quelle: Hessischer Landtag/2018

  • Turkovac aşısının bilimsel verilerini talep ettikleri için eleştirildiklerini söyleyen TTB Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, "Başında Türk olduğu için bir aşıyı destekleme olanağımız yok. Aşı milliyetçiliğine olanak yok zaten. Etkili, güvenli aşılar, verileri paylaşılmış ve bu verilerin yararlı olduğuna dair bilgileri içeren tüm aşılar kıymetli" dedi

İLKAY EVREN

Küresel salgın yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını tüm dünyada etkisi sürdürüyor. Anlık olarak tüm dünyadaki verileri paylaşan worldometers.info dün itibari ile 321 milyon 38 bin 860 kişinin Covid-19'a yakalandığını 5 milyon 539 bin 588 kişinin de yaşamını yitirdiğini kaydetti. Türkiye ve Kürdistan'da da pandemi dolayısıyla ölümler her geçen gün artıyor. Resmi açıklamalara göre önceki gün 153 kişi yaşamını yitirdi, 75 bin 564 yeni vaka tespit edildi. Ancak bilim insanları söz konusu verilerin gerçeği yansıtmadığını ölüm ve vaka sayılarının açıklanandan fazla olduğuna dikkat çekiyor. 

Erdoğan TTB'yi hedef aldı

Türkiye ve Kürdistan'da hükümetin yetersiz tedbirleri ve aşılama hızının düşük olması eleştiriliyor. Ayrıca Türkiye'nin ürettiği ancak çalışma aşamasının hiçbiri kamuoyu ile paylaşılmaması bilim insanlarının tepkisini çekiyor. Bunun üzerine geçtiğimiz gün Türk Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan, Turkovac’ın bilimsel verilerinin açıklanmasını isteyen Türk Tabipleri Birliği'ni (TTB) hedef aldı. "Ya siz ne sahtekarsınız, ne yalancısınız" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Yalansa yalan, dolansa dolan, hepsi bunlarda. Bunlarda bir de tabipler birliği var. Erciyes Üniversitesi büyük bir kadro ile Turkovac aşısını üretiyor, adamlar diyor ki 'böyle bir şey yok'. Ya siz ne sahtekarsınız, ne yalancısınız. Madem biliyorsunuz da TTB olarak bugüne kadar bir eseriniz var mı? Yapana da hep taş koydunuz" dedi.

Omicron hızla yayılıyor

Konuya ilişkin TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ile konuştuk. Salgının hızla yayılmasına dikkat çeken Fincancı, "Kış ayları kapalı ortamlarda daha fazla geçirdiğimiz aylar. Ve ne yazık ki bizim halk sağlığı önlemlerimiz ile ilgili ciddi sınırlılıklar var. Kapalı ortamların düzenlenmesi, kapalı ortamlarda bulunan insan sayısının azaltılması, yoğunluğun azaltılarak mesafenin koruna bilmesi, kapalı ortamların etkili bir şekilde havalandırılması gerçekleştirilmiyor. Bu ciddi bir sorun tabi ki kış aylarında vaka sayılarının artış için ama şunu da belirtmek gerekiyor. Özellikle son dönemde Omicron (Nu) varyantı tüm dünyada hızla vakaların yükselmesine neden oldu. Günlük 2 milyon vaka rekoru kırıldı maalesef. Bütün dünya için böyle bir tablo ile karşı karşıyayız. Türkiye’de de hızlı artış var, 10 gün içinde 3 katından fazla artmış oldu. Vaka sayıları 20 binlerden 60 binlere çıktı" dedi.

Veriler şeffaf paylaşılmıyor

Sağlık Bakanlığı'nı eleştiren Fincancı, "Omicron varyantı hem bulaşma açısından çok daha bulaşıcı ve hızla yayılıyor. Çünkü kuluçka süresi belirtilerin ortaya çıkması kısa sürede olduğu için öyle bir tablo ile karşılaşıyoruz. Kısa sürede vaka sayısında yükselme söz konusu oluyor. Dolayısıyla Omicron’a işaret ediyor. Türkiye açısından da maalesef tablo böyle. Tabi bunun ilgili bu kadar hızlı yayılan ve bulaşıcılığı da yüksek olan varyantın varlığı halinde alınması gereken önlemlerin zamanında alınmamış olması, Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda özellikle kamuoyu ile bilgileri şeffaflıkla paylaşmaması, dolasıyla kamuoyunun da bu konuda duyarlılığının artmaması ciddi bir sorun" diye konuştu.

Aşılama çok düşük

Aşıyla ilgili sorunlara da dikkat çeken Fincancı, "Sağlık Bakanlığı hala 18 yaş üstü aşılanma oranlarını veriyor. Ve dolayısıyla yüksek görünüyor, ayrıca aşılanma hızı oldukça düşük. Ne yazık ki hala aşılanmamış insanlarımız var. Aşı karşıtlığı ne yazık ki Covid-19 sürecinde daha belirgin oldu. Aslında biz son dönemlerde bu aşı karşıtlarının varlığını yaklaşık olarak biliyorduk. Özellikle çocukluk çağı aşılarında, çocuklarına aşı yaptırmama eğilimini, fakat çocukluk çağında aşı yaptırmama eğilimini özellikle toplumsal bağışıklığı sağlayabilecek bir aşılanma oranları hala mevcut olduğu için karşımıza çok ciddi bir sorun olarak çıkmıyordu. Ama bu dönemde Covid-19 ile birlikte özellikle bilgi kirliliği, komplo teorileri çok etkili oldu. Ve Türkiye’de sağlık otoritesi, siyasi otorite şeffaf davranmayarak bir takım çelişkili açıklamalar yaparak, hem aşı tereddüdünü artıyor insanlarda, hem de aşı karşıtlarının böylece eline koz vermiş oldular komplo teorileri açısından" dedi. 

Turkovac'ın verileri açıklanmadı

Turkovac aşısıyla ilgili tereddütlerin yoğun olduğunu vurgulayan Fincancı, şöyle devam etti: "Turkovacın verileri açıklanmadı. Ama güvenli olduğu etkili olduğu ifade edildi. Dolayısıyla insanların kafasında soru işaretleri var. Verileri açıklanmamış bir aşının acil kullanım onayı almasıyla birlikte, oysa ne kadar iyi değil mi Türkiye de üretilebilecek ve hızla çok sayıda tedarik edilebilecek bir aşının varlığı, ama bunun için verilerin şeffaf paylaşılması gerekiyor, değerlendirmelerin tarafsız hekimler tarafından yapılması gerekiyor. Bunların hiç biri olmadı. Bu da aşı karşıtlarının eline bir koz daha verdi aslında."

Aşı milliyetçiliği yapamayız

Turkovac aşısının bilimsel verilerini talep ettikleri için eleştirildiklerini söyleyen Fincancı, "Tabi ki bu aşı karşıtlarının olduğu ortamlarda bize Turkovac ile ilgili soruları sorduğumuz için, eksikleri nedeniyle eleştiri getirdiğimiz için, bu kez de yerli- milli olmama eleştirileri geldi. Oysa biz tabi ki seviniriz bir aşının Türkiye’de bulunmuş olmasına, üretilecek olmasına da bunun için ama öncelikle bilimse verilere ihtiyacımız var. Bunlar paylaşıldığı koşullarda sorun yok. Yoksa başında Türk olduğu için bir aşıyı destekleme olanağımız yok. Aşı milliyetçiliğine olanak yok zaten. Bu dönemde bütün etkili ve güvenli aşıların, verileri paylaşılmış ve bu veriler yararlı olduğuna dair bilgileri içeren aşılar kıymetlidir. Hangi ülke üretirse üretsin" diye vurguladı.

Hatırlatma dozunu öneriyorduk

Salgının hızla yayılmasından sonra hatırlatma dozunu öne aldıklarını dile getiren Fincancı, "Aslında biz zaten hatırlatma dozunu yani üçüncü dozu öneriyorduk. İnaktifle başlayıp mrRNA yaptıracak olanlarda da ve tümüyle inaktif aşı yani coronavak aşısıyla devam edenlerde de hatırlatma dozlarını öne çektik. Neden öne çektik? Bu vakaların artışı nedeniyle, ayrıca Omicron’un aşılarda kaçma özelliği biraz daha yüksek aşı etkinliği açısından sınırlılıklar var. Zaten hatırlatma dozları yapılması gerekiyor çünkü artikor düzeyleri zaman içinde düşüyor görüne o ki. Özellikle saha da çalışan meslektaşlarımızın elde ettiği veriler ışığında. Ama hatırlatma dozlarını öne çekme ihtiyacı duyduk. Bu Omicron varyantı ve vaka sayısındaki artıştan kaynaklı" dedi.

Acil ameliyatlar dahi yapılamıyor

Ekonomik kriz, döviz kurunun hızla artışı sağlık alanında sorunları derinleştirdi. Türkiye ve Kürdistan hastanelerinde neredeyse acil ameliyat dahi yapılamaz oldu. Hastanelerdeki son durumu değerlendiren Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, şu ifadeleri kullandı: "Döviz kurunun hızla artışından kaynaklı, malzeme veren firmalar malzeme vermeyi durdurdu. Çünkü her yılın başında döviz kuru sabitleniyor ve o sabit döviz kuru üzerinden ödemeler yapılıyor. Ama bu kadar artış ve ikiye, üçe katlanmış döviz fiyatlarıyla malzeme tedariki yapan firmaların bu kez kendi verdikleri malzemenin yerine yenisini koyma olanakları ortadan kalkmış olacağı için onlarda malzeme tedarikini kestiler. Tabi bu çok ciddi bir sorun yarattı. Ameliyatlar açısından sorun yarattı, fizik tedavide kullanılan bir takım cihazlar, protezler, bunların bulunmaması söz konusu oldu. Fakat geçtiğimiz gün yılbaşı itibari ile sanırım malzeme tedarik eden firmalara 8 milyarlık bir ödeme yapıldığı bildirildi. Ama bunlarda geçmiş yıla ait ödemeler. Bu yıl nasıl olacağını hep birlikte göreceğiz. Tabi bu kabul edilebilir bir durum değil. Acil ameliyatlar bile yapılamadı. Güvenlik kurumu ödemeyi yapmadığı için insanlar birçok malzemeyi cepten almak zorunda kaldılar. Bu sorunun mutlaka çözülmesi gerekiyor. Bu malzemelerin tedarikinde yurt dışına bağılıyız. Döviz üzerinden bir durum ile karşı karşıya kalıyoruz. Burada önemli olan aslında tüm bu malzemelerin Türkiye de üretilebilir, tedarik edilebilir olması."

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.