- Yükselen sağ siyasetin doğurduğu sonuçlara dikkat çeken FNSF üyesi Camille Lextray: “Aşırı sağın yükselişiyle birlikte onun cinsiyetçi ve kadın düşmanı söylemlerinin şiddetin artmasına olanak tanıdığını görüyoruz.”
Fransa’da kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet, cezasızlık ve yasaların uygulanmamasına yönelik tepkiler ülke geneline yayılan protestolara dönüştü. Kadın örgütleri kapsamlı bir yasal düzenleme ve güçlü bir kamu bütçesi talep ederken, lise öğrencilerinin eğitim koşulları ve bütçe politikalarına karşı başlattığı eylemler de sürüyor.
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’nın çağrısıyla kadına yönelik şiddetle mücadele deneyimlerini paylaşmak üzere Türkiye’de bulunan Fransa Ulusal Kadın Dayanışma Federasyonu (FNSF) İletişim Birimi Sorumlusu Camille Lextray, Fransa’da ülke geneline yayılan protestoları MA’ya değerlendirdi.Gençlikle birlikte…
Fransa’da kadınlara ve çocuklara yönelik şiddete karşı mücadelede yaşanan ihmaller, cezasızlık politikaları ve yasaların uygulanmaması toplumsal tepkileri büyütüyor. Kadın örgütlerinin öncülüğünde ülke genelinde düzenlenen protestolarda şiddetle mücadele için kapsamlı yasal düzenlemeler yapılması ve bu alana yeterli kamu bütçesi ayrılması talep ediliyor.
Öte yandan 17 Eylül’den bu yana lise öğrencilerinin öncülüğünde sürdürülen protestolar da ülke gündemindeki yerini koruyor. Eğitim koşullarının iyileştirilmesi ve bütçe politikalarına yönelik tepkilerle başlayan eylemler, toplumun farklı kesimlerinin desteğiyle birçok kente yayıldı.
Protestolarda lise öğrencilerinin oluşturduğu gençlik hareketi ile kadın hareketin öne çıktığını belirten Camille Lextray, genç kadınların toplumsal mücadelelerde daha görünür hâle gelmesine dikkat çekti.
‘Henüz istenilen noktada değiliz’
Fransa’da feminist mücadeleyi güçlendiren gelişmeler arasında Gisèle Pelicot davasının da bulunduğunu belirten Camille Lextray, ülkenin güneyindeki Mazan kasabasında çok sayıda erkeğin cinsel saldırısına maruz bırakılan Gisèle Pelicot’un adalet arayışının, aile içi ve ev içindeki cinsel şiddetin tartışılmasında önemli bir rol oynadığını söyledi.
Davanın kadınların yaşadıkları şiddeti daha açık biçimde dile getirmelerine katkı sunduğunu ifade eden Camille Lextray, “Bu dava, kadınların aile içi şiddet ve ev içindeki cinsel şiddet hakkında gerçekten konuşabilmelerini sağladı. Tecavüz tanımına rızayı dahil eden bir yasamız oldu. Bu çok büyük bir sembol ve çok büyük bir değişim oldu” ifadelerini kullandı.
Camille Lextray, kadınların hakları için geri adım atmadığını belirterek, “Hâlâ mücadele etmemiz gerekiyor çünkü henüz istediğimiz noktada değiliz” diye konuştu.
Kadın düşmanı söylemler artıyor
Kadınların dünyanın farklı yerlerinde şiddete, baskıya ve mobbinge maruz kalmasının yükselen sağ siyasetin doğurduğu sonuçlar olduğuna dikkat çeken Camille Lextray, sözlerini şöyle sürdürdü: “Temelde aşırı sağın yükselişi insanların daha şiddet yanlısı olmasına olanak tanıyor. Aynı zamanda cinsiyetçi ve kadın düşmanı söylemleri de ön plana çıkarıyor, bu söylemlerin siyasi alanda daha fazla yer kaplamasına neden oluyor. Dolayısıyla bunun günlük yaşamda da sonuçları oluyor. Aşırı sağın yükselişiyle birlikte onun cinsiyetçi ve kadın düşmanı söylemlerinin şiddetin artmasına olanak tanıdığını görüyoruz. Kadınların gündelik yaşamları üzerinde gerçekten somut sonuçları oluyor, diyebiliriz.” İSTANBUL