- Fransa’daki öğrenci hareketinde genç kadınlar, ataerkil kalıplara karşı seslerini yükseltiyor. Camille Lextray, kadınların artık yalnızca protestoların katılımcıları değil, kendi sözlerini kuran ve mücadeleye yön veren özneler olduğuna dikkat çekti.
Fransa'da Ekim 2026 itibarıyla Fransa’da üniversiteye ve yükseköğretim programlarına başvurmak için kullanılan resmî çevrim içi başvuru platformu Parcoursup'un kaldırılması ve eğitim bütçesindeki kesintilere karşı tırmanan büyük öğrenci ve lise protestolarında kadınlar, hem sendikal liderlikte hem de sokak barikatlarında en ön safta yer alıyor.
Paris, Bastille gibi meydanlarda, polisin sert müdahalelerine karşı öğrencileri korumak için anneler ve kadın öğretmenler canlı bariyer zincirleri oluşturarak ön saflara yerleşti.
Kadınlar sadece öğrenci olarak değil, eylemcileri korumak amacıyla da en ön saflarda fiziksel olarak yer alıyor.
Jinnews’ten Melike Aydın’a konuşan Fransa Ulusal Kadın Dayanışması Federasyonu’ndan (FNSF) Camille Lextray, genç kadınların erkek egemen kodları hedef aldığını belirterek kadın öğrencilerin hareketin merkezinde yer aldığını ifade etti.
Programda var uygulamada yok
Fransa’daki eğitim sisteminde cinsiyetçi şiddet ve önyargılarla mücadelenin halen ciddi engellerle karşılaştığını belirten Camille Lextray, “Temelde okullarda yeterince üzerine gidilmeyen cinsel şiddet sorunu bulunuyor. Fransa’da duygusal yaşam ve cinsellik eğitimi adı altında yasal bir programımız var ancak uygulamada aksaklıklar yaşanıyor. Yıllar önce oylandı ama nihayet buna adanmış bir programımız var; bu programın çocuklara duygularını öğretmesi, aynı zamanda toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve önyargılarla mücadele etmesi hedefleniyor. Böylece çocuklar temelde toplumsal cinsiyet tabanlı fikirlerden zarar görmeden hayatlarını seçebilsinler” dedi.
Paris’in Île-de-France bölgesindeki lise öğrencileriyle dayanışma amacıyla öğrenciler tarafından gerçekleştirilen Institut Catholique de Paris (ICP) ablukası sırasında, üzerinde "SOURIEZ VOUS ÊTES GAZÉS" (Gülümseyin, gaza maruz kalıyorsunuz) yazan bir pankartı tutan bir öğrenci. (Fotoğraf: Basile Dubouis / Hans Lucas / AFP aracılığıyla Hans Lucas)
Birlikte yaşayabilen gençler yetişmeli
Eğitim kurumlarında söz konusu programların müfredata entegre edilmesinde direnişle karşılaşıldığını aktaran Camille Lextray, “Şu anda okullarda bu programın gerçekten entegre edilmesi ve çocuklara öğretilmesiyle ilgili büyük bir sorun yaşıyoruz. Temel hedeflerimizden biri, çocuklara toplumsal cinsiyete dayalı herhangi bir şiddet uygulamadan gerçekten birlikte yaşayabilen yurttaşlar olmayı öğretmektir. Şu anda okullarda cinsiyetçi ve cinsel şiddete karşı mücadele etmek zorundayız. Öğrenci hareketinde sesini çıkaran, sınıfta karşılaştıkları tüm sorunları açıkça konuşan pek çok kadın bulunuyor” diye belirtti.
Katılımcı değil öncü
Kadınların eylemlerde belirleyici rol oynadığına ve seslerini yükselttiklerine dikkat çeken Camille Lextray, “Bu sesler önceki hareketlerde pek duymadığımız seslerdi ve kadınların artık öncü sesler olduğunu görmek gerçekten harika bir tablo oluşturuyor. Bu durum somut bir değişim yaratıyor. Kadınların sadece katılımcı değil, aynı zamanda siyasi liderler olduğunu, özgün siyasi görüşlerinin bulunduğunu ve seslerinin dinlenmesi gerektiğini açıkça gösteriyor. Hareketteki yerlerinin kenarda değil, tam merkezde olması gerektiğini görmek oldukça ilgi çekici ve bu değişim hareketin inşa ediliş biçimini de dönüştürüyor” şeklinde ifade etti.
Paris'in Ile de France bölgesindeki Place de la Bastille'de lise öğrencilerinin düzenlediği bir gösteri sırasında, genç bir gösterici, üzerinde "LA QUEUE DU CROUS" (Haç Kuyruğu) yazan ve yüksek lisans derecesine atıfta bulunan el yazısıyla yazılmış bir pankart kaldırıyor.
‘Aynı şeyleri aynı yöntemle savunmuyorlar’
Genç kadınların kullandıkları yeni mücadele diline vurgu yapan Camille Lextray, “Alanı sahiplenen, bunu bolca mizahla yapan, temelde otoriteyi ve tüm ataerkil kökleri hedef alan pek çok genç kadın var. Onların kendilerini tüm bu kalıplardan gerçekten özgürleştirdiklerini görmek harika bir duygu. Kadınların sesleri, hak taleplerini ortaya koyuş biçimleriyle bu toplumsal hareketleri görme biçimimizi tümden değiştiriyor. Farklı yönleri ortaya koyuyorlar; kamusal ve siyasi ifadede bir çeşitlilik görmek önemli çünkü kadınlar zorunlu olarak aynı şeyleri aynı yöntemlerle savunmuyorlar” sözlerini kullandı.
‘Büyük resmi görmek zorundayız’
Fransa’daki feminist mücadelenin enternasyonalist bir karakter taşıdığını belirten Camille Lextray, “Fransız hareketinde temelde hepimizin birbirine bağlı olduğu, kadın özgürlüğünün her ülkede her kadın için var olması gerektiği ve temelde uluslararası bir kız kardeşlik ağının kurulması gerektiği fikri hakimdir. Fransa’daki feminizmin en temel boyutu, dünyanın bir yerinde kadınların çektiği acıların üzerimizde mutlaka bir etkisi olduğunu göstermektir. Sadece kendi ulusal sorunlarımıza odaklanmayıp her yerdeki her kadınla dayanışma içinde olmalıyız. Büyük resmi görmek zorundayız çünkü temelde ataerkilliğin kökleri her yerde aynıdır” diye belirtti. İSTANBUL