
Aşkın yokluğu
Ayşegül Devecioğlu’nun ‘Başka Aşklar’ adlı yeni kitabında altı öykü yer alıyor: Koltuk, Tek Çaresi Ölümmüş, En Çok Karşılaştığım Adam, Kötü, Kurşun Memed ve Xet. Birbirinden farklı coğrafyalarda geçen benzemez hayatları anlattığı hikayelerin ortak teması aşk. Yazar Devecioğlu, „Her öyküde bir aşk hikayesi varmış gibi ama ben onun varlığıyla olduğu kadar yokluğuyla da tanıttım. Aşkın yokluğu var öykülerde. Türkiye’nin çeşitli yerlerinden hepimizin aşina olduğu insanların öykülerini anlatıyorum“ diyor.
Mücadele ve yazmak
Aynı zamanda BDP Meclis Üyesi olan Ayşegül Devecioğlu, kitabı, zihnini büyük ölçüde politik metin okuma ve yazmaya ayırdığı ve arkadaşlarının tutuklandığı bir dönemde kaleme aldığını belirtiyor: „Yazdıklarımı sık sık arkadaşlarıma yolluyordum ki, metinlerin başına bir şey gelmesin. Savaş nedeniyle büyük bir insani yıkım yaşıyoruz. Bunu her an iliğimde kemiğimde hissediyorum. Edebiyat bununla bir mücadele yolu da oldu. Yaşadıklarımın zorlayıcı olduğu kadar, motive edici bir yanı da olduğunu usul usul keşfettim. Savaş nedeniyle yaşadığımız insani yıkım o denli büyük ki, birebir mücadele içinde olmasam belki bu öyküleri de yazamazdım. Bunlar sadece sezgiler. Bunları ne genelleştirebilirim ne mutlaklaştırabilirim, diğer yordamlara da aynı değeri biçerek, kendi ruh halimden, kendi yordamımdan söz ediyorum.“
‘Hiçbir hayat sıradan değil’
Devecioğlu’nun öykülerindeki karakterler hem sıradışı hem de tanıdık. Bunun nedenini „Hiçbir hayat sıradan değildir. Hayatların sıradan diye tanımlanmasına her şey izin verse de, edebiyat izin vermez“ şeklinde anlatıyor. Her karakterin gerisinde, tarihten her türlü sosyal ilişkiye, dile, anlam atfedilen sembollere dek uzanan çok katmanlı, birbiriyle sonsuz etkileşim halinde bir insanlık manzumesi olduğunu ekliyor.
Yazar, öykülerindeki en naif, kırılgan, tökezleyen karakterlere kendini yakın hissettiğini dile getiriyor; Başka Aşklar da anlatılan Elmas Hanım, Reyhan, Güzin gibi.
Kitapta anlatılan öyküler, okur hayallerin diren dünyasına sürüklüyor. Bu açık uçlu durumu şöyle anlatıyor Devecioğlu: Hayat da açık uçlu, tesadüf diye nitelendirdiğimiz şeylerin üstünde bu kadar durmam tesadüf değil. Ayrıca yazar öykülerin ucunu sıkı sıkı düğümlese bile öyküler kaçınılmaz olarak açık uçludur. Bunu okur olarak biliyorum, hiçbir öykü bittiği yerde bitmez, yazarın zihninde, okuyanların zihninde devam eder, yeni biçimlere bürünür.“
Ayşegül Devecioğlu, yazma sürecini de bir keşif olarak niteliyor. „Öykünün insanın zihninde nasıl yazmaya başlandığı bir sır“diyen yazar, bunun keyif verici ve heyecanlı bir durum olduğunu ifade ediyor.
KÜLTÜR SERVİSİ