TÜRK-İŞ’in açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasına göre, Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 2 bin 64, yoksulluk sınırı 6 bin 724 TL oldu.
Giderek artan yoksulluk, bu yılın ilk yarısında aylık geliri 852 liranın altına gerileyen 366 bin kişiyi daha desteğe muhtaç hale getirdi. Yeşil Kart’lı sayısı 8 milyon 628 bine ulaştı.
Asgari ücretin 2020 TL ödendiği, işsiz sayısının 8 milyonu aştığı bir dönemde, Kürt düşmanlığı motivasyonuyla devam eden savaş harcamaları ise dört kat arttı.
Sayıştay raporlarına yansıyabildiği kadarıyla bile iktidar patronajındaki talan düzeni görülürken Saray’daki harcama da dudak uçuklatıyor; günlük ortalaması 2.6 milyon TL.
Asgari ücretin 2020 TL olduğunu Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da giderek artan yoksulluk, bu yılın ilk yarısında aylık geliri 852 liranın altına gerileyen 366 bin kişiyi daha desteğe muhtaç hale getirdi. Yeşil Kart’lı vatandaş sayısı 8 milyon 628 bine ulaştı. TÜRK-İŞ’in Eylül raporuna göre dört kişilik bir ailenin sadece aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2.064,52 TL.
Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), ”Açlık Ve Yoksulluk Sınırı Araştırması” başlıklı Eylül ayı raporunu yayınladı. Rapora göre; Eylül 2019’da dört kişilik bir ailenin dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2.064,52 TL olarak açıklandı. Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarını kapsayan (yoksulluk sınırı) tutar ise 6.724,81 TL oldu.
Evli olmayan, çocuksuz bir çalışanın “yaşama maliyeti” aylık 2 bin 536 TL olarak hesaplandı. Geçen yılın aynı ayına göre dört kişilik bir ailenin mutfak harcaması 171 TL arttı. Gıdanın yanı sıra yapılması zorunlu diğer harcamalarla birlikte aile bütçesine gelen ek yük bir yıl önceye göre 558 TL oldu.
8.6 milyon Yeşil Kart’a muhtaç
Ekonomide yaşanan küçülme nedeniyle, işsiz sayısı ile birlikte yardıma muhtaç yoksul sayısında da büyük artış yaşandı. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre, bu yılın ilk 6 aylık döneminde, aylık geliri 852 liranın altına düştüğü için devletin sosyal güvenlik primi desteğine muhtaç hale gelen kişi sayısı 366 bin kişi artarak, 8 milyon 628 bin kişiye ulaştı. Yasa gereği, gelirinin aynı hanede yaşayan aile içinde kişi başına düşen tutarı, asgari ücretin üçte birinin yani 852 lira 66 kuruşun altında olanlar, sağlık hizmetlerinden Yeşil Kart ile ücretsiz yararlanıyor. Aynı hanede yaşayan aile içinde kişi başına düşen gelir tutarı 852.66 TL’nin üstünde çıkanlar ise aylık 76.6 TL tutarındaki Genel Sağlık Sigortası (GSS) primini kendisi ödüyor. Ancak lise mezunu gençler 20, üniversite mezunu gençler ise 25 yaşına kadar anne ya da babasının sigortası üzerinden GSS ödemeden sağlık hizmetlerinden yararlanabiliyor. Anne ya da babasının sigortası olmayanlar ise gelir testi yaptırmaksızın, primi devlet tarafından karşılanmak üzere GSS’li sayılıyor.
Pirimini artık ödeyemiyor
SGK verilerine göre; bu yılın ilk yarısında GSS primini kendisi ödeyemediği için devletin yardımına muhtaç hale düşenlerin sayısı 366 bin kişi birden artarak 8 milyon 628 bin kişiye yükseldi. Bu hızlı artış, sosyal güvenlik sistemindeki dengenin daha da bozulmasına yol açarken, ekonomik kriz yüzünden halkın hızla yoksullaştığını gösteriyor. SGK’ya göre, 82 milyon 3 bin 882 kişiye ulaşan nüfusun içinde 70 milyon 536 bin 529 kişi sosyal sigorta kapsamı içerisinde yer alıyor. Kapsam içerisindeki 22 milyon 260 bin kişi aktif çalışan, 12 milyon 828 bin kişi emekli, 35 milyon 27 bin kişi de bağımlı, yani annesi, babası ya da eşinin sigortası üzerinden yararlananlar statüsünde bulunuyor.
11.5 milyon sistem dışı
Ayrıca 420 binden fazla kişi de özel sandıklardaki sigortası aracılığıyla hizmet alıyor. Bunların dışında kalan yaklaşık 11.5 milyon vatandaş ise sosyal güvenlik sisteminin dışında hayatını sürdürüyor.
16.8 milyon yoksul
Ortalama yıllık eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert geliri, 2018’de 24.199 lira oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun, 2018 yılı gelir ve yaşam koşulları araştırması verileri, yoksulluğun hızla artığını da gösterdi. Yıllık geliri 10.670 lira olan 16 milyon 888 bin kişi bulunuyor. Bu rakam aynı zamanda nüfusun yüzde 21.2’sine denk geliyor.
ç
Bu tabloya karşın Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın (Saray), 2018’deki günlük harcama ortalaması 2.6 milyon lira oldu. Sayıştay denetçilerinin Cumhurbaşkanılığı’nın 2018 yılı hesaplarına ilişkin denetim raporuna göre; 2018’deki harcaması 943 milyon 646 bin lira oldu, önceki yıla göre yüzde 43 oranında artan giderler, gelirlerin 637 milyon 841 bin lira üzerinde gerçekleşti.
Bin 287 asgari ücretli kadar
Cumhurbaşkanlığı, bu hesapla gün başına ortalama 2 milyon 585 bin lira harcadı. Saray’ın bir günlük harcaması bin 287 asgari ücretlinin toplam maaşına denk geliyor.
Harcamaları yüzde 69 arttı
Personel sayısı ve maaşları kesin olarak bilinmeyen Cumhurbaşkanlığı’nın personel harcamaları da bir önceki yıla göre yüzde 69 oranında arttı. 2017’de 106.8 milyon lira olan personel harcaması, 2018 sonunda 181.6 milyon liraya çıktı. Bunun 107 milyonu sözleşmeli, 50 milyonu “Diğer”, 20 milyonu memurlara, 2 milyonu da geçici personele ödendi.
Saray’ın sağlığına 4.1 milyon
2017’de 2.7 milyon liralık tıbbi ve laboratuvar sarf malzemesi harcaması yapan Saray, 2018’de 4.1 milyon lira harcadı. Bu kalemdeki bir yıllık artış yüzde 51 oldu.
2017’ye göre en fazla artış gösteren harcama kalemi mal ve hizmet alım giderleri oldu. Önceki yıl 156.4 milyon lira olan harcama, geçen yıl 428.2 milyon liraya fırladı. Bunun içinde en yüksek tutar 258 milyon lira ile görev giderlerine ayrılırken 48.7 milyonluk hizmet alımı, 40.9 milyonluk tüketime yönelik mal ve malzeme alımı yapıldı.
Cumhurbaşkanlığı’nın temsil ve tanıtma giderlerine yaptığı harcama da 36.2 milyon liradan 48.8 milyon liraya çıktı.
Kar amacı gütmeyen kuruluşlara yapılan transferler bir yılda 7.9 milyon liradan 9 milyon liraya çıkarken 3.5 milyon lira olan hane halkına yapılan transferler kalemi de 2018’de 5 milyon lira oldu.
Saray için 2017’de yapılan 7 milyon liralık giyecek, mefruşat ve tuhafiye malzemeleri harcamasına 2018’de 10 milyon lira harcandı. 39 milyon liralık ilk madde ve malzeme alımı yapıldı, kırtasiyeye 2.2 milyon lira, temizleme ekipmanlarına 3.8 milyon lira harcandı.
Yavru saraylara 2 milyar
Bilançoda yer alan bilgilere göre, hâlâ ek binalarının yapımı süren Beştepe’deki Saray ile henüz tamamlanmayan ve giderek genişleyen Okluk Koyu’ndaki yazlık saray ve Ahlat’a yapılan yeni saray için yatırımlar hesabında 1 milyar 944 bin lira yer aldı. Taşıtlar hesabı da 506 milyon lira oldu.
ANKARA
Savaş bütçesi dörde katlandı
Kürt düşmanlığına dayalı AKP-MHP-Ergenekon koalisyonunun, savaş politikası yüzünden başlayan ekonomik kriz derinleşerek sürüyor. Kur artışlarıyla TL değer kaybetti, ciddi enflasyon sonucunda yoksullaşma büyüdü. Savaş borçlarını finanse etmek için temel ihtiyaçlara yapılan zamlar, alım gücünü ciddi anlamda erozyona uğrattı.
Asgari ücret açlık sınırının altında. İşçi ve memura verilen ve önerilen zam yüzde 4-5 (8-10). Doğalgaza bir yılda yüzde 64 zam yapıldı. İşçinin, memurun, emeklinin, esnafın alım gücünü tarumar eden iktidarın, toplumu bir şekilde savaş politikalarının sonucunda büyük bir enflasyon, döviz kuru artışı ve faiz sarmalının içine soktuğunu; kaynakları savaşa, silaha, faize yatırdığını belirten Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed Milletvekili Garo Paylan, savaş harcamalarının 2014’ten bu yana dört kat arttığını söyledi.
İki dönemin karşılaştırması
Diyalog sürecinde 2014’te yapılan 2015 bütçesinde bütün güvenlik harcamalarının toplamının 40 milyar, 2019 bütçesinde ise 150 milyarı aştığını, yani dört katlık bir artış olduğuna dikkat çeken Paylan, ”Bütün kaynaklar tanka, topa, füzeye ayrılıyor. Bu silahları memura, işçiye daha az zam; çiftçiye daha az destekle alıyor. Bu da 82 milyonun yoksullaşması anlamına geliyor” dedi.
Kürdistan’da daha derin
Savaşın herkesi yoksullaştırdığını ama Kuzey Kürdistan’da daha büyük yoksulluk yaşandığını kaydeden Paylan, ”Çünkü yatırım yapılmıyor. Kürt illerinde ekonominin temelini oluşturan tarım ve hayvancılığa, yayla yasakları, özel güvenlik bölge uygulamaları, abluka ve engellemelerle ağır darbeler vuruluyor. Tarım destekleri düşürüldü. Bölge ekonomisinde şu anda çok daha derin bir ekonomik kriz yaşıyoruz. Çatışmaların, gerilimin, kayyum politikalarının yaşandığı bölgede daha derin olur” şeklinde konuştu.
8 milyon işsiz var
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), açıkladığı işsizlik raporunun doğruyu yansıtmadığını belirten Paylan, 8 milyona yakın işsiz olduğunu kaydetti. Paylan, ”Her üç gençten biri işsiz, ikisi de açlık sınırının altında yaşıyor. Derin bir ekonomik kriz var. İktidar, savaş politikaları ve özellikle de milliyetçi hamasetle bu krizi örtmeye çalışıyor” dedi.