
Askere gidecek olanların bu tablo karşısında durup düşünmesi gerektiğini söyleyen Vicdani Ret Derneği Eşbaşkanları, “Askere gitmek zorunda değilsiniz” diyerek herkesi vicdani retlerini açıklamaya davet etti.
Darbe girişiminin ardından, darbeyi organize eden emir-komuta zincirindeki üst düzey komutanların yanı sıra hiçbir şeyden haberleri olmadan sadece üstlerinin emirlerine uyan binlerce asker de gözaltın alındı. Zorunlu askerlik yaparken bir anda kendilerini darbe suçlaması ile karşı karşıya bulan bu askerlerin içerisine düştüğü durum, zorunlu askerliği yeniden gündeme geldi.
Zorunlu askerlerin iradelerinin devlet tarafından ellerinden alınarak gasp edildiğine ve buna hakim milliyetçi kültürün zemin hazırladığını söyleyen Vicdani Ret Derneği Eşbaşkanı Avukat Gökhan Soysal, zorunlu askerlerin ellerinde olmadan gelen bir emirle darbeci haline gelmelerine dikkat çekti. Vicdani retçi olurken savunulan değerlerin ne kadar doğru olduğunun yaşanan darbe girişimi ile bir kez daha ortaya çıktığının altını çizen Soysal, askere gidecek olanların da şimdi bu durumu düşünmesi gerektiğini söyleyerek, “Askere gitmek zorunda değilsiniz” yönünde çağrıda bulundu.
Şiddetin en somut hali
Derneğin diğer Eşbaşkanı Merve Arkun ise 15 Temmuz’dan sonra çok uzun zamandan bu yana hissettirilen şiddetin en somut halini deneyimlediklerini ifade etti. Darbe girişiminin ardından ‘demokrasi’ adı altında sokağa çıkartılan insanların ise demokratik mücadele biçiminden çok öte bir militarist tahakkümün yansıması olduklarına dikkat çeken Arkun, açığa çıkan şiddet görüntülerinin her birinin de bu militarist tahakkümün birer örneği olduğunu kaydetti.
Yaratılan cinsiyetçi dilin örneklerine daha önce Kürdistan’da süren savaş boyunca rastladıklarını ve bu yüzden de bu duruma yabancı olmadıklarını belirten Arkun, “Özellikle darbe girişimi ardından ilan edilen OHAL ile var olan şiddet sarmalı, aslında bir darbe gerçekleşmiş gibi önümüzdeki günlerde daha farklı örneklerle karşımıza çıkacaktır” dedi.
Arkun, kadınların da vicdani retlerini açıklamalarının önemi vurgulayarak, “Çok büyük bir baskı ortamında yaşamaya mecbur bırakılıyoruz. Bu tahakküme bir dur demeliyiz, çünkü bundan sıyrılmanın başka yolu yok” diye konuştu.
İZMİR