Taksim direnişinin en büyük kazanımı kuşkusuz her yerde yapılan Park forumlarıdır. Bu forumların yapıldığı parklardan biri de Yoğurtçu Parkı. Ordunun Mısır’da darbe yaptığı saatlerde Yoğurtçu Parkı’nda Mısır’daki isyan hareketinin üyelerinden Zeynep gelmişti. Darbenin yapıldığı saatlerde Yoğurtçu Parkı’nda bulunanlara yönelik Zeynep şunları söylüyordu: “İki yıldır ciddi bir mücadele içindeyiz. Çok iyi bir noktaya geldik. Mısır için önemli bir gün. İki yıldır mücadele ettiğimiz İslamcılardan kurtuluyoruz.” Zeynep forumda bulunanlar tarafından alkışlandı.

Peki Zeynep’in sevindiği, önemli dediği ve forumdakilerin alkışladığı neydi?
Mısır’da yaklaşık 60 yıl süren orduya dayalı teokratik rejimin değiştirilmesi için 2011 yılında Tahrir Meydanı’nda toplanan kitlenin direnişi kuşkusuz demokratik değişim açısından önemliydi. Ancak bu Mısır’da bir devrim değildi. Mübarek’in istifası ve ardından yargılanıp mahkum olması eski rejimin değiştiği manasına gelmiyordu. İktidara ordunun atadığı geçici bir hükümet getirilmişti. Ne Mübarek ne de ordunun geçici olarak atadığı hükümet seçimle iktidara gelmemişlerdi.
30 Haziran 2012 Mısır’da ilk kez çok partili sisteme geçiliyor ve seçim yapılıyordu. Yapılan seçimlerde Mısır tarihinde ilk kez bir kişi seçimle cumhurbaşkanı oldu. Bu tarihi bir değişimdi ve bunu sağlayan kuşkusuz ki Tahrir Meydanı’ydı. Yapılan seçimlerde cumhurbaşkanı olan Müslüman Kardeşlerin adayı olan Muhammed Mursi bir yıl iktidarda kaldı. İktidarda kaldığı bir yılda gittikçe otoriterleşti. Seleflerine benzemeye başladı. 1 Temmuz 2012’de seçim ile başladığı cumhurbaşkanlığı görevi ordunun darbesi ile 3 Temmuz 2013’te uzaklaştırıldı.
Mısır halkının çok partili sistemde seçim ile iktidara getirdiği Mursi, ordu tarafından gözaltına alınmış durumda, nerede olduğu bilinmiyor.
Kuşku yok ki darbe Mısır halkının tercihini yok saymıştır. Darbe kendisine oy vermeyenleri yok sayan ve gittikçe otoriterleşen Mursi iktidarına Mısır halkının dur deme şansını da elinden aldı.
Tahrir Mursi’yi devirmek için askerler iktidarı devralanınca zılgıtlarla, havai fişeklerle sevindi.
Tahrir yalnızca sevinmedi aynı zamanda darbe koalisyonunda yer aldı. Yapılan darbe toplantısında Tahrir isyanının liderleri de bulunuyordu. 30 Haziran gösterileri öncesinde Mursi’nin istifası için 22 milyon imza toplayan Taban Örgütü İsyanı (Tamarod) Hareketi askerler için “halktan yana tutum aldılar” diyerek darbeyi destekledi.
Kilise ve Cami askerlerin etrafında birleşmiştir. Protestocular, liberaller, değişimciler ve laikler darbe toplantısında yer aldılar. Yani siviller ile askerler el ele darbe yaptılar.
Tahrir kendi çocuğunu yedi. Kendi çocuğunu yedi diyorum çünkü Mursi, Tahrir’in yarattığı devrimci ortamda seçimlere girme şansını yakalamıştı. Ve seçim Tahrir’in talebiydi.
Mısır’da iktidar altın tepside kitleler tarafından orduya sunulmuştur.
İşin vahim yanı halkın, isyanın yani devrimin orduya selam durmasıdır.
Tahrir’de yaşanan ne bir devrimdir ne de demokrasidir. Yaşanan açık şekilde bir darbedir. Bunun adı darbe demokrasisidir. Mursi’nin otoriterleşmesi, ayrımcılığı, haksızlıkları hiçbir şekilde Tahrir Meydanı’nda yapılan darbe çığırtkanlığını temize çıkaramaz.
Ordu sadece Tahrir devriminden darbe devşirmedi; Tahrir devrimi orduyu darbeye çağırdı. Tahrir, demokrasi ve özgürlüğün cenazesini kaldırdı. Mısır’ın geleceği ertelendi.
Demokrasinin mezarını birlikte kazdılar ve onu birlikte gömdüler.
Tahrir’in dili ve fotoğrafı açıktır ki darbecidir.
Tahrir’in ve Yoğurtçu Parkı alkışlarındaki fotoğrafın aynasından kendimize bakalım derim.