Seyf Ebubekir, Türkiye tarafından kurulan El Hamza’nın komutanı. Bu grup, hem Sultan Murad  hem de Kuzey Ordusu içinde yer alıyor. Seyf Ebubekir, DAİŞ’liydi. DAİŞ‘in 2013 ve 2014 yılında Şehba alanına yaptığı tüm saldırı ve katliamlarda yer aldı. Seyf Ebubekir, Şehba’nın Qıbbesin köyü DAİŞ tarafından işgal edildikten sonra bildiri okuyan DAİŞ emirinin yanında poz veriyordu. Daha önce bunu gösteren fotoğrafları yayınladık. Şimdi de video kayıtları ortaya çıktı. 

Ancak buna rağmen Türkiye, ABD’ye eğit-donat projesi dayattığında eğitilen son grupta yer alan biriydi. Elbette o eğitime “Türkiye’nin ılımlı muhalefetin silahlı gelecek vaat eden komutanı unvanı ve referansı” ile gitti. Zaten eğitimi tamamlayıp Suriye’ye geçtiği gibi eğitilen gruptaki diğerleri gibi DAİŞ içindeki yerine geri döndü. 

Eğit-donat eğitimin tamamladıktan sonra Suriye’ye dönen Seyf Ebubekir, kaldığı bu süre içinde Nusra ile bu kez İdlip taraflarında hareket etti. 2015 yılında Nusra’nın İdlip çevresinde önce Şam Cephesi’ne ardından BAAS’a karşı geliştirdiği tüm saldırılarda yer aldı. 

Qıbbesin yakınlarındaki Bizea adındaki bir Mezradan olan Seyf Ebubekir 27 yaşında. Daha önce Nusra, ardından Ehrar Şam ve Ehrar Şam’ın kurduğu cephe içinde yer aldı. 

Kürtlere kin kusuyor

Seyf Ebubekir’in yer aldığı videoda konuşan DAİŞ emiri, Kürtlere kin kusuyor. Kürt güçleri ve ona yakın olan grupların dinsiz olduğu, onlardan ayrılarak dine dönmek gerektiği, bunun yolunun da DAİŞ’e katılmaktan geçtiğini anlatıyor. DAİŞ emiri, Qıbbesin, Tel Hasıl, Tel Aran’ı Kürtlerden kurtardıklarını, Hesekê, Dirbesiyê ve diğer yerleşim yerlerinin ismini vererek Kürtlerden alınacağını söylüyor. Bilindiği gibi Tel Hasıl ve Tel Aran’da 2013 yılında Kürtler katliamdan geçirildi. 

İşte bunlar meydan okuyor

Türk ordusu denetimindeki çeteler arasında atanan ve şimdi Kürtlere yönelik saldırıların tetikçiliğini yapan Seyf Ebubekir ve diğer çete şefleri, Exterin, Soran ve Dabık’tan sonra Tel Rıfat ve Bab’ı hedeflediklerini belirterek, Türkiye’nin talimatını uygulamaya çalışıyor. ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon  da destek veriyor.

QSD ve bileşenleri, Uluslararası Koalisyonu, Cerablus işgali başladığından beri bu çetelerin yapısı ve Türkiye ile ilişkilerinin boyutunu izah ediyor. Ceyş El Siwar, “Son günlerde onların denetiminde Türk savaş uçaklarının gelip bizi vurmalarını nasıl açıklayabilirler” diye soruyor. Ceyş El Siwar, Seyf Ebubekir adındaki bu şahıs ile birlikte diğerlerinin bilgi ve belgelerini sunduklarını buna rağmen olumlu bir tavır görmediklerini söylüyor. 


SEYİT EVRAN / MENBİC



DAİŞ ile anlaşmalı

HDP Dîlok Milletvekili Mahmut Toğrul, son dönemlerde DAİŞ’e yapılan hücre evi baskınlarının anlaşmalı bir şekilde yapıldığını söyledi. 

Toğrul, Dîlok’taki DAİŞ örgütlenmesi ve hücre ağlarına dikkat çekerek, son dönemlerde DAİŞ hücre evlerine yapılan baskınların çeteler ile AKP arasındaki ilişkiyi yansıtmadığını aktardı. Yıllardır DAİŞ‘in kentte örgütlü olduğunu ve yapılacak saldırıların Emniyetçe bilinmesine rağmen herhangi bir şeyin yapılmadığını ifaden eden Toğrul, bu operasyonların da anlaşma dâhilinde yapıldığını kaydetti. Toğrul, Antep Emniyeti’nin halkı sindirmeye dönük hareket ettiğine dikkat çekti. 

Önlem adı altında

DAİŞ’in herkesçe bilinmesine rağmen herhangi bir önlemin alınmadığını ifade eden Toğrul, Antep Emniyeti’nin DAİŞ’e yönelik önlem adı altında halkın yaşam alnını daraltmaya çalıştığını belirtti. Toğrul, “Emniyetin şu anda yaptığı şudur. Önlemden çok muhalif kesimlerin sokaklara çıkıp seslerini çıkarmayı önlemeye yönelik bir tutumdur. Bunun yanında insanlarda bir panik yaratılmak isteniyor” dedi. 

Toğrul, muhalifler, Aleviler, Kürtler ve devrimcilerin sokağa çıkamaz hale getirilmeye çalışıldığını ifade etti.

Türkiye’nin DAİŞ ile belli bir anlaşma çerçevesinde Cerablus’u işgal ettiğini hatırlatan Toğrul, DAİŞ‘e belli başlı sözlerin verildiğini dile getirerek, “Kılık kıyafetleri değiştirilen DAİŞ, ÖSO adı altında Minbic’e girecekti. DAİŞ de Bab hattını tutarak, Kobanê ve Efrîn’in birleşmesini engelleyecekti. Ama dengeler planladıkları gibi gitmedi. Dolayısıyla DAİŞ dönüp Türkiye’ye ‘Neden Minbic operasyonunu yapmıyorsun’ serzenişinde bulundu ve kandırıldıklarını düşünüyor. Diğer bir konu ise DAİŞ yapılanmaları arasında bağlantı da kısmi olarak kesildi” dedi. 

DAİŞ’e yönelik bir yaptırımın olmamasının Türkiye’nin DAİŞ’i uzun vadede kendi amaçları doğrultusunda kullanmak istemesi gibi okumak gerektiğine dikkat çeken Toğrul, sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü saldıracağı gün gibi ortadayken bir şey yapılmaması güçlü bir işbirliğinin ortada olduğunu gösteriyor.” 


 ANTEP