Yazar, bin bir güçlükle bulunan Asur Mührü’nün, işten atılan biri tarafından bir çekiç darbesiyle tuzla buz edildiğinde ise herkes gibi sarsılmaz. “Yedi kat yerin altında, yedi kat göklerin üstünde insana ilişkin bir şeyler aradılar, oysa insan hep yanı başındaydı, görmediler...” der,  yazar Hasan Kıyafet ve  insana verdiği değeri anlatır bu romanında.

Son romanı “Asur Mührü” Orta Anadolu’da Kalehöyük kazılarını anlatıyor. Bu tarihi romanı nükteli bir dille okuyucuya aktarıyor. Kalehöyük’ün bulunduğu Çığırtkan Köyündedir, insan ilişkilerini yalın bir dille anlatır. Yöre halkının duygu ve düşüncesini, abartılarını köy hayatını okuyucuya sunar.
“Asur Mührü” romanı, yetmişli yılların Orta Anadolu’sundaki sosyal yaşamı anlatmakla başlıyor. Köylülerin yoksulluklarını, iş bulma umuduyla Almanya’ya göçü, mevsimlik iş için büyük şehirlere gidip eli boş dönenlerin yaşamını; köylülerin kendi aralarındaki kavgaları yörenin diliyle aktarıyor. Çığırtkan Köyü ağaç dahi olmayan kıraç, sessiz, sakin bir yerken bir gün köye gelen Japonlarla birlikte köy hayatı farklılaşıyor. Köyün hemen yanında bulunan Kalehöyük’te başlayan kazılar birçok sorunu da beraberinde getirir. Köy yerinde iş olmaması nedeniyle insanlar işsizdir, kazıda kimin işçi olarak çalışması artık sorundur.
Japon kazı ekibinin başında Arkeolog Dr. Sachihiro Omura vardır. Köylüler ona Omar Ağa diye hitap eder. Kazının amacı kayıp Asur Mührü’nü bulmaktır. Japon Prensi Takahito Mikasa otuz yıl önce arkeolojik kazı için kazmayı buraya vurmuştur. O günden beri Japonlar, Hititler ve Asurlulara ilişkin buluntuların, Çığırtkanlılar ise orada çıkacak küpler dolusu altınların peşindedir. Türkiye’nin sağ-sol çatışmalarının olduğu bir dönemde yapılan bu çalışmalar karşıtlıkları da beraberinde getirir. Pervul, Baran, Kürd’ün Halil’i Bekir Çavuş kazı ekibini desteklerken Bayrakçı Ömer Öğretmen, Cinci Bekir Hoca ve onların etrafında kümelenenler her zaman Japonlara ve kazılara karşı çıkar.
Kazı ekibinin tek kadın üyesi olan Seziki, İkinci Dünya Savaşı'nda Japonya’ya atılan atom bombası nedeniyle hastadır. Bütün tedavilere rağmen iyileşme şansı çok azdır. Çağırkan’da yüksekokul okuyan tek kişi olan Pervul’a aşık olur. Yazar, Pervul şahsında o yetmişli yıllardaki öğrenci gençliğinin durumunu, uzun gözaltıları, işkenceleri de anlatıyor. Roman, Pervul ile Seziki düğünüyle son buluyor.


ERDOÐAN ZEMUR