Yûsif Îşo, 1958 yılında Rojava’nın Til Temir kentinde doğmuş Asuri bir müzisyen. Lise eğitimini tamamladıktan sonra Şam Müzik Enstitüsü’nde okudu; 1980 yılında eğitimini tamamladı. Büyük oğlu Ferîd Derb de babasının yolunda bir müzisyen; ancak iç savaş ardından Avrupa’ya göç etmiş.

Îşo, 2011 yılında gırtlak kanseri oldu fakat ses tellerinin zarar görmemesi için ameliyat olmayı reddetmiş. Fakat gün geçtikçe kısılan sesi, bugün neredeyse duyulamayacak hale gelmiş. Sanatçı, konuşamıyor, not yazarak haberleşiyor.


Til Temir’de ‘Atra’ stüdyosu

Îşo, iç savaş öncesinde Suriye’nin değişik bölgelerinde düzenlenen birçok festivale katılmış, müzikleriyle halkının acılarını ve özlemlerini anlatmış. Şimdilerdeyse, hastalığına rağmen, Til Temir’da açtığı ‘Atra’ isimli müzik stüdyosunda, bütün gününü çok sevdiği müzik aletleriyle geçiriyor. Duygularına tercüman olan eserleri, bu stüdyoda kayda alıyor. Aynı zamanda hâlâ, 90’lı yıllarda oluşturulmuş Asuri folklor grubu Atra’nın çalıştırıcısı.

Asuri halk sanatının göçlerden çok etkilendiğini belirten Îşo, bugünkü durumu ise şöyle anlatıyor: “Kürt halkı sanata çok önem veriyor. Kürtler dağlı bir halktır. Eğer Rojava ve Suriye’de tamamen huzurlu bir ortam oluşursa, Kürt halk sanatı çok büyük gelişmeler kaydedecektir.”


‘Kimse bilmiyor!’

Asuri halkının yeni neslinin kültür ve sanat geleneğinden habersiz olduğundan şikayet eden Îşo, “Bölge halklarının çoğu da kendi kültürlerinden uzaklaştırılmış. Sadece ulusal kimlikler var ama kimse halkının tarihini bile iyi bilmiyor! Bu yüzden kendi kültürümün tedbirini alıyorum ve Asuri halk geleneğini yaşatmak istiyorum” diyor.


‘Kürtler ve Asuriler, birbirine çok yakın’

Sanatçı, Kürtler ve Asurilerin tarihsel ilişkisine de dikkat çekiyor. “Mezopotamya topraklarından yüzyıllarca beraber yaşadık” diyen Îşo, ekliyor: “İki ulus, birbirine çok yakın. İki ulus da rejimin sindirme ve kültürel soykırım politikalarına maruz kaldı. Ama iki halkın da iradesi hiçbir zaman kırılmadı, ikisi de kültürüne bağlı kaldı.”


Terk etmedi, susmadı

Asuri sanatçı, yurtdışına, sürgüne çıkmayı da, bütün savaş koşullarına rağmen reddetmiş ve reddetmeyi sürdürüyor. Birçok defa buna fırsat da bulmuş ama toprağını terk etmemiş. Devrimin bütün zorlu süreçlerine hasta haliyle tanık olmuş, direnmiş.

Îşo’yu çok etkileyen Kobanê Direnişi ise ilham verici de olmuş. Şimdilerde bu ilhamla müzik yapıyor. Son günlerde hazırladığı şarkıyı ise Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için yaptığını sölüyor, “O bir an önce özgür olmalı” diyor.


DILSOZ DILDAR / ANHA /TIL TEMIR