Rojava yürüyüşleri devam etti.

35 yıldır her hafta olmasa da tümünün ortalamasını bulmaya çalışırsanız, Kürdistanlılar her ay bir kez yürüyüşlerdeydi.

Hatırlıyorum, yürüyüşler Halepçe Katliamı ve sonrasında 12 Eylül darbesi ile birlikte bir yaşam kültürü haline geldi.

Yürüyüşlere katılan müdavimler var.

35 yıl yaşamın yarısı eder. 20’sinde Halepçe Katliamını protesto eden erkek/kadınlar şimdilerde 55 yaşında.

Berlin, Londra, Pariste‘ki yürüyüş sakinleri birbirlerini tanır.

Müdavimler, yürüyüşlerden birine katılmayanın nerede olduğunu sorar.

Gelmeyenin mutlaka bir nedeni vardır.

Tabii felaketler özür nedeni olarak kabul edilir.

Eğer olağanüstü bir vaka yoksa, yürüyüş katılımcılarının amade oldukları, tekmil olmaksızın kabul görür.

Vedat Aydın’ın katledilmesi, Erdal Eren’in idamı, Gündem’in yakılması, Onlarca Kürt aydınının devletin gizli gücü Hizbullah ve JİTEM tarafından öldürülmesi ve benzeri yüzlerce tarihi gelişme, protestolara neden oldu.

Ve son tabloda:

JİTEM aklandı.

HDP’liler yoğunlaştırılmış ateş çemberine alındı.

Dikkatimi çeken önemli gelişmelerden biri İstanbul’da yaşandı. Maltepe’nin Gülsuyu mahallesinden dört çocuk annesi, HDP’li Seven Özyıldırım karakola çağrılmıştı.

Polis “güzel bir kadınsın, yemeğe gidelim mi?“ demeden önce, kendisine Diyarbekir’de Süleyman Soylu’nun örgütlediği HDP karşıtı kadınlara katılması isteniyor. Bu çıldırtan teklife çıldırarak tepki verince polis:

“Bak bunları kabul et, eşin de çıkacak. İstemez misin çocukların özel okulda okusun? Sana ev alalım. Senin engelli görümcen var evde, istemez misin onu özel bir hastanede tedavi ettirmemizi? Bak benim numaramı abi diye kaydet. Olur da odunun, kömürün biter, beni ararsın. İyi düşün. Bak, talih kuşu başına kondu.“

Olaydan sonra basına açıklama yapan Özyıldırım, başlarına gelebilecek her türlü olumsuzluktan devletin sorumlu olacağını vurgulamıştı.

Bunları okuyunca JİTEM’in neden aklandığını anladım.

Bu yılın Mayıs ayında, kolu “hukuka uygun“ kırılan Feleknas Uca davasını hatırladım. Savcı polis saldırısına yapılan suç duyurusunu yukarıdaki nedenden dolayı kabul etmemiş, Batman 2. Sulh Mahkemesi ise savcılık kararına yapılan itirazı reddetmişti.

Bu kararla Feleknas’ın milletvekilliği rafa kaldırılınca vatandaşların hak aramalarının beyhude bir çaba olacağının altını çizdiler.

Devlet JİTEM’e gerek duymadan, JİTEM etkisine denk düşen caydırıcı baskı aygıtını hukuka uygun azmettiriyor.

HDP’nin güçlü olduğu Kale Van’da HDP’li Belediye Başkanlığı bırakmadılar.

Meclis’deki HDP milletvekillerinin yaşamı tehdit altında.

Erkeklere, gençlere, çocuklara baskı var.

Ve sanki bunlar kanıksatıldı.

Nedeni ise, JİTEM’in izlerini aratmayan uygulamaların hukuken usule uygun addedilmesi.

Kürdistan toplumları onyıllardır bir ateş çemberinden geçtiler, şimdilerde HDP’nin öncü kadroları ateş çemberine alındılar.

Bundan dolayı da onlar,  dünyada “örnek insan“ ödülüne layık görülmesi gerekenler.