HIDIR ATEŞ/BERLİN


Kadın hakları savunucusu Seyran Ateş’in öncülük ettiği bir grup geçtiğimiz günlerde (16  Haziran’da) Almanya’nın başkenti Berlin'de bir cami açtı. İbn-i Rüşd-Goethe Camii’si şimdilik bir kilise kompleksinin içinde bulunuyor. Bu caminin diğerlerinden farkı kadın ve erkeğin bir arada ibadet edebiliyor olması. 

Caminin açılışı Müslüman kamuoyu tarafından ilgiyle karşılansa ve avukat Seyran Ateş basın ve sosyal medya üzerinden dünyanın birçok ülkesinden destek alsa da karşı çıkanlar ve bunu ölümle tehdide kadar götürenler de var. 

Dünya nüfusunun yüzde 23’ü (1.6 milyar) Müslüman. İslam dininin çıkışı ve kurumsallaşmasıyla birlikte tartışılan konuların başında Müslüman toplumda kadının yeri ve konumu geliyor. Kadın cemaate imam olabilir mi? Kadın ezan okuyabilir mi? Kadın-erkek bir arada namaz kılabilir mi? 

Bir kesim bunu camiyi ve ibadeti değiştirme ve yozlaştırma olarak görüyor, bir kesim de dinin evrensel olduğunu ve dini çoğulculuk gereği farklı örf, kültür ve gelenekleri kucakladığından ötürü bunun mümkün olduğunu söylüyor. Görülen o ki; İslam rönesansı açısından kadının konumu kilit olma özelliğini koruyor. İbn-i Rüşd-Goethe Camii’si de bu anlamda dikkat çekici bir örnek. 

Çalışmaya öncülük eden Av. Seyran Ateş, caminin amacında ve programın isminde ifadesini bulduğunu ifade ederek, şunları belirtiyor: "Bu insanlar aydınlık bir gelecek için, çağdaşlık için duruş göstermiş ve doğuyla batıyı birleştiren insanlardır. Ayrım yok, dünya bütündür diyorlar. Aynı zamanda İslamın içindeki güzelliği ve aydınlığı gören insanlardır. İbni Rüşd bir felsefeci, doktor ve hukukçudur. Aristoteles'in, yani bilimin adresini referans almıştır. İbn-i Rüşd olmasaydı Avrupa Aristo'yu tanıyamazdı." 


Ölçüt kadın-erkek eşitliği

İbn-i Rüşd-Goethe Camiisi kamuoyu tarafından bir kadın camisi olarak da algılandı. Bununla ilgili İslam alemininin yaşadığı en büyük sorunun kadını hayattan dışlamak, eve bağlamak, ciddiye almamak ve ikinci sınıf insan saymak olduğunu belirten Ateş, "Bugün hutbelerde kadının Allah tarafından eşit addedilmediği konuşuluyor. İslam alemi bu çizgiyi takip ettiği sürece demokrasiden söz etmek mümkün olamaz. Demokrasi ancak kadın-erkek eşitliğiyle gerçek bir demokrasi olur. Demokrasinin oranını kadın-erkek eşitliğinde ölçebilirsiniz. Camilerde kadının yeri ve konumu, İslam aleminde en rahatsız edici konudur. Bunu İslam ülkelerine bakarak görebilirsiniz. Bir kadının tek başına yaşama şansı yoktur. Kesinlikle birine sığınarak yaşayabilir. Çok eşli evlilikler söz konusu. Bütün bunlar kadını bireysel ve eşit olarak aynı haklara sahip olarak görmemekten kaynaklanıyor."


Linç kampanyası

Projeleri için şu an bir devlet desteğinin olmadığını fakat ümit ve beklentilerinin olduğunu söyleyen Seyran Ateş'i en fazla üzen şey ise sosyal medya üzerinden yapılan  tehditler olmuş. Ramazan ayı boyunca küfür ve tehditlere maruz kaldığını aktaran Ateş, AKP’ye yakın medya tarafından Gülenci olarak lanse edilmesinden duyduğu rahatsızlığı da dile getirerek şöyle diyor: "En çirkin ve iğrenç olan A Haber tarafından yapıldı. Bizi FETÖ’cülükle ve bu örgütün camisi, kilisesi ve terörist olarak tanıttılar. Camide gizlice Kur'an ve kitaplarımızı raftan yere atıp resimlerini çekerek 'Seyran Ateş Kur'anı ayaklarıyla ezdi' diye servis ettiler. A Haber düzeltme sözü verdi, sonra söylediklerimizi yayınlamadı." Diyanet de cami için benzer iddialarda bulundu.


Korkmuyoruz

Av. Seyran Ateş'in İbn-i Rüşd-Goethe Camiisinin hizmete girmesi vesilesiyle İslam toplumuna ve kadınlara mesajı var: "Yalnız değiliz. Yanımızda büyük Tanrımız var, inançlarımız var. Biz çok kişiyiz. Korkmayın. Korkutarak susturmaya çalışıyorlar. IŞİD terör örgütünü destekleyen, Boko Haram, El Kaide çizgisinde yürüyenlerden artık korkmayacağız."


Seyran Ateş kimdir?

İnsan hakları aktivisti, feminist, yazar ve hukukçu olan Seyran Ateş, hem davalardaki karşı tarafta duranlardan şiddetli saldırılar ve tehditler hem de örgütlerden düşmanlık nedeniyle Ağustos 2006'da avukatlığı geçici olarak bıraktı. 2012 yazında avukatlığa tekrar başladı. Bir dönem Alman İslam Konferansı üyeliği yaptı. Yazın çalışmalarıyla ilgili birçok ödül aldı. Halen Berlin'de insan hakları alanında avukatlık yapıyor.