
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Güney’deki temasları, Kürt sorununun çözümü ve yeni anayasa konusunda sorularımızı yanıtladı.
Kürtler arasındaki görüşme trafiği merak ediliyor, görüşmeleriniz hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Sayın Barzani ve Sayın Talabani ile yaptığımız görüşmede şu izlenimi edindik; AKP Hükümeti bir arayış içerisinde. Çeşitli heyetler aracılığıyla, çeşitli şahsiyetler üzerinden bir ateşkes sürecini geliştirmek istiyor. Bunu kapalı kapılar ardından, el altından yapmaya çalışıyor. Bir yandan da askeri – siyasi operasyonlara hız vererek, kendisi açısından moral üstünlüğü elde tutmaya çalışıyor. Aslında durumun böyle olmadığı, yürüttüğü politikalarla bir çıkmazda olduğu, psikolojik bir savaş yürüttüğü bilinen bir şey. Bu sıkışıklığı aşmak için, geçmişte defalarca yaptıkları gibi, PKK’ye heyetler göndererek ateşkesler ilan ettirmek istiyorlar. Geçmişte defalarca bunu yaptılar, biliniyor. İmralı’ya, Kandil’e heyetler gönderdiler, Oslo’da görüşmeler yaptılar. Sadece Oslo’da yapmadılar, başka şehirlerde de yaptılar. Bütün bu görüşmelerde ateşkes istediler. Çoğu zaman da tek taraflı ateşkesler sağlandı. Şimdi AKP tekrar böyle bir arayış içinde. Yaptığımız görüşmelerde şu sonucu da çıkardık; bu defa tek taraflı ateşkesin oluşması çok zor görünüyor. Ancak karşılıklı bir ateşkesin ya da eylemsizliğin olması durumunda yeni bir süreç başlayabilir. Bizim yaptığımız görüşmelerde edindiğimiz izlenim budur. Biz de koşulların olgunlaşmasını; karşılıklı bir eylemsizlik sürecinin gelişmesini istiyoruz; BDP olarak bu konuda çaba sarf ediyoruz. Bunun için bazı koşulların olgunlaşması lazım.
Nedir bunlar?
Somut bazı demokratikleşme adımlarının atılması lazım. BDP olarak bunun gerçekleşmesi için çaba sarf ediyoruz. Anayasa için çalışıyoruz, yol temizliği dediğimiz çalışmalarımız var, tutuklamaların durdurulmasını, tahliyelerin olmasını, ifade özgürlüğünün gelişmesini, İmralı‘daki tecridin bitmesini, Öcalan ile yeniden görüşmelerin başlamasını; Öcalan’ın bu sürece dair söyleyecekleri varsa açıkça söyleyebileceği koşulların yaratılmasını istiyoruz. Bütün bunları isterken, yeni bir barış sürecinin gelişmesi için koşulların olgunlaşmasını istiyoruz. BDP olarak üstümüze düşen sorumluluk, bu koşulları oluşturabilmek, sağlayabilmektir. Bundan sonra ateşkes ilan etme yetkisi bizde değil, DTK’de de değil. Çünkü bu kesimler bize bağlı değildir. Ancak PKK ve HPG, Sayın Öcalan’ın çağrısıyla böyle bir pozisyon alabileceğini açıklıyorsa, biz de bu koşulları olgunlaştırmaya çalışıyoruz. Yaptığımız, barış çalışması ve çabasıdır. Bunun dışında kolay kolay yeni bir sürecin başlayabileceğini düşünemiyoruz. Hayalci değiliz, gerçekçi yaklaşıyoruz sürece. AKP Hükümeti’nin de sürece gerçekçi yaklaşması için çabamızı sürdüreceğiz.
Kürt Ulusal Konferansı’na ilişkin sizin bir açıklamanız vardı. 2012 başını işaret etmiştiniz. Ne aşamadasınız?
Konferans konusunda eskisinden daha fazla bir istek var Güneyli güçlerde. Daha önce biz zorluyorduk konferansın gerçekleşmesi için, bu defa tersi bir baskıyla karşılaştık. Bir an önce gerçekleşmesi için kendilerinin büyük isteği ve heyecanı var. Çünkü bölgesel gelişmelerden de kendileri şunu görebilmişler; artık Kürtlerin kendi aralarında ulusal birliğini sağlamamaları halinde yüz yıl sonra ortaya çıkmış fırsat kaçırılabilir. Onlar da bunun farkında. Hatta Güney’de oluşan statünün kaybolmasına kadar gidebilecek bir süreç yaşanabilir. Bu nedenle en geç 2012 Şubat’a kadar konferansın Erbil’de yapılması için iki lider de hazır olduklarını ifade ettiler açıkça. AKP yaptığı temaslarda askeri bir destek alamayacağını gördü ama en azından bu siyasi birliğin oluşmasını engellemeye çalışıyor; bunu bir tehlike olarak görüyor.
Barzani ile yaptıkları görüşmede istediklerini elde edemediklerini mi söylüyorsunuz?
Evet, istediklerini elde edemediler.
Uzun bir süreden beri Öcalan avukatlarıyla görüşemiyor. Ne yapmaya çalışıyorlar?
Tecrit, bir tehdit ve psikolojik baskı olarak Kürtlere karşı kullanılmak isteniyor.
Sayın Öcalan izolasyona tabi tutularak, esasında Kürt halkına reva görülen uygulama somutlaştırılmak isteniyor.
Bir şantaj olarak Kürt hareketine karşı kullanmak istiyorlar.
AKP saldırıyı elindeki bütün imkanları kullanarak sınırsız bir şekilde yapıyor şu anda. Dolayısıyla yapabileceklerinin üst sınırına gelmiş durumdalar. Bunun bir adım ötesi artık katliamlardır. Bunu da göze alabilir. Bunu da yapabilir. Fakat bunun ötesi yoktur. Elindeki bütün güç budur. Askeri, siyasi, medya, yargı bütün alanlarıyla topyekûn saldırı başlatmış durumda. Şimdi bütün gücüyle yaptığı saldırıda başarılı olamazsa, burada bir çözüm çıkar. Bu yüzden önümüzdeki aylar tarihidir, yüzyıla dayanan Kürt sorununun çözüm aşamına geldiği tarihi, kritik günler yaşıyoruz. Bütün halkımız şöyle bir psikolojiyle hareket etmelidir: Artık bu bir final sürecidir. Mücadelenin son aşamasıdır. Verilen bütün değerlerin, yürütülen bütün mücadelenin, çekilen bütün zorlukların artık sonuca dönüştürülmesi aşamasıdır. Bu dönemde geri adım atan kaybeder. Bedeli ne olursa olsun, halkımızın hiçbir kesimi geri adım atmamalıdır. Tereddüt içine girmek bile kaybettirir. Bedelleri ağır da olabilir, ki nitekim ağır bedeller ödüyoruz. Ancak şunu bileceğiz ki, bu artık sondur. Bunun üzerine artık çözüm olacaktır. Böylece önümüzdeki yüzyılda Kürtlerin anavatanlarında nasıl yaşayacakları belirlenecektir: Ya yarı köle olarak yaşayacağız ya da özgür bir halk olarak yaşayacağız. Bu bilinçle herkesin daha büyük bir moral, motivasyon ve kararlılıkla mücadeleye yüklenmesi lazım.