NECLA DEMİR / MA/İSTANBUL
Ortadoğu’dan Balkanlar’a kadar pek çok coğrafyada yaşayan halklarca baharın gelişi olarak kutlanan Newroz, Kürtler için bir direniş günü. Demirci Kawa’nın Asur Kralı Dehaq’ı öldürmesinin ardından yakılan ateş, Çağdaş Kawa olarak Kürt halkının hafızasında yer edinen Mazlum Doğan’ın 1982’de yaktığı 3 kibrit çöpü ile başka bir anlam buldu. Rahşan Demirel, Sema Yüce, Zekiye Alkan, Bedriye Taş (Ronahî) ve Nilgün Yıldırım (Bêrîvan) bedenlerini Newroz meşalesine dönüştürdü. Şimdilerde ise bu gerçeklik yerini bedenini açlığa yatıran kadınlara devredildi.

Newrozlaşan ilk kadın
Zekiye Alkan, 1990’larda Kürt mücadelesinin halkla buluştuğu yıllarda Amed surlarında bedenini ateşe vererek Newrozlaşan ilk kadın oldu. Kürt kadınların uyanışı ve direnişinde rol oynayan üniversite öğrencisi Zekiye Alkan deyince iradenin ateşle imtihanı akla gelir. Alkan’ın eylemi Kürt kadınını özgürlük, mücadele ve direniş kavramlarını kopmaz bir bağ ile birbirine bağlar. Bu kıvılcım ile verilmek istenen mesaja bugün her alanda yaşamına sahip çıkan ve direnen Kürt kadınları cevap oluyor.
Diasporada iki özgürlük eylemcisi
Ronahî ve Bêrîvan, ortak bir amaç için Avrupa’da buluşur. Bu iki kadın Newroz’un Almanya’da yasaklanmasını protesto etmek amacıyla 1994 Newroz’unda Mannheim’de bedenlerini ateşe verir. Ölümsüzlük suyunu içen iki kadın hakikate bedenlerinde yaktıkları Newroz ateşiyle ulaşır. Bu eylemi, bir özgürlük eylemi olarak niteleyen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, “Özgürlük kolay kazanılacak bir şey olsaydı Ronahî ve Bêrîvan kendilerini yakmazdı” diye anar.

8 Mart’tan 21 Mart’a köprü
Sema Yüce 1971 yılında Agirî’nin Tutax ilçesine bağlı Qerxelixa Şêx Ramazan köyünde dünyaya gelir. Üniversite için gittiği Ankara’da Kürt mücadelesiyle tanışan Yüce, 1992 yılında Serhat bölgesinde görev alır. Yüce, kısa bir süre sonra ihbar üzerine gözaltına alınarak tutuklanınca mücadelesini cezaevinde sürdürür. 1998 Newroz’unda Çanakkale Cezaevi’nde bedenini ateşe veren Yüce, ardından bıraktığı mektubunda şöyle der: “Beynimi, yüreğimi ve bedenimi 8 Mart’tan 21 Mart’a ulaşan ateşten bir köprü yapmak istiyorum. Çağdaş Kawa Mazlum Doğan’ın ve tüm şehitlerimizin iyi bir öğrencisi olabilmek için Zekiye gibi yanmak, Rahşan gibi Newrozlaşmak istiyorum…”
‘Yasaksa canımızla kutlarız’
Mêrdîn’in Nisêbîn ilçesinden ailesiyle İzmir’e göç eden Rahşan Demirel, “Kanlı Newroz” olarak tarihe geçen ve onlarca kişinin öldürüldüğü 1992’deki yasaklı Newroz’a büyük öfke duyar. 21 Mart akşamı yaşananlara tepkisini ortaya koymak için 22 Mart sabahı İzmir Kadifekale’deki tarihi yapılarda kendini yakar. Demirel, “Ben kendimi Newroz yapıyorum Kadifekale’de. Cizre, Mardin, Nusaybin’in cevabını vermek zorundayım. Newroz lastikle olmasa da canımızla kutlanacak” diyerek Newroz ateşinin kıvılcımlarından biri olur.
Annesi üst tarafı yanmış ve zafer işareti yaparken gördüğü kızı için, “Madem kızım böyle bir karar vermiş, kendini halkına adamış bundan sonra bize düşen onun anısına sahip çıkmak olmalı. Kızımın yanına gittim. İlk sloganımı attım” der. Tıpkı Sema Yüce, Zekiye, Bêrîvan ve Ronahî’ye yakılan türküler gibi Rahşan’a da türküler yakılır.
Ateşten açlığa
Newroz ateşinin kutsallığına bedenleriyle cevap olan bu kadınlar 2019 Newroz’unu ise açlık grevine yatırdıkları bedenleriyle karşılıyor. Bu kadınlardan biri de Öcalan üzerindeki tecridin ortadan kaldırılması talebiyle 131 gündür açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Colemêrg Milletvekili Leyla Güven.
Güven’in tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde 8 Kasım 2018’de başlattığı ve tahliyesinin ardından evinde devam ettirdiği süresiz dönüşümsüz açlık grevi tüm cezaevlerine yayılmış durumda. Güven’in ardından hem Avrupa hem de cezaevlerinde yapılan eylemlerde de kadınların öncülüğü dikkat çekiyor.
Kürt halkı; özgürlük, direniş ve başkaldırının simgesi olarak tarihi simge kazanan Newroz’u, bedenini ateşe veren ve açlığa yatıran kadınların göstermiş olduğu dirençle sahiplenmeye ve kutlamaya hazırlanıyor.