Gerek son haftalarda verdiği bazı önemli kararlarla adını basında sık sık okuduğumuz ve gerekse okurlarınızın sordukları Avrupa Adalet Divanı hakkında, bu köşemizde kısa bir bilgilendirme yapma gereği duyduk.
Bilindiği gibi Avrupa Adalet Divanı-AAD (Europäischer Gerichtshof-EuGH) Avrupa Birliği bünyesi içinde yer alan en yüksek mahkemedir. Avrupa Birliği üyesi ülkeleri arasında, Avrupa Birliği hukukunu ilgilendiren konularda son sözü söyleyen kurumdur. Bu Kurum 1952 yılında Lüksemburg şehrinde kurulmuştur. Mahkeme, her Avrupa Birliği üyesi ülkeden bir yargıçtan oluşur, ancak bu üyelerden yalnızca on üçü büyük salonda davalara bakar.
Avrupa Adalet Mahkemesi’nin bir altı olan, Avrupa Toplulukları İlk Derece Mahkemesi, genelde doğrudan bireyler ya da şirketler tarafından açılan davalara bakar. Avrupa Adalet Divanı ise üye ülkelerle ya da Avrupa Birliği kurumlarıyla ilgili davalarla ve üye ülke mahkemelerinin bir üst kuruma sevk ettiği uyuşmazlıklarla uğraşır. İlk Derece mahkemelerinde alınan kararlar için bazı yasalar doğrultusunda Adalet Divanı’na başvurulabilir ve temyiz istenilebilir. Avrupa Adalet Divanı’nın altında görev yapan iki diğer mahkeme de Avrupa Birliği kurumlarında çalışan memurların arasındaki uyumazlıklara bakan Avrupa Sivil Servis Mahkemesi ve Avrupa Birliği maliyesini denetleyen Avrupa Birliği Sayıştayı’dır.
Burada çok önemli bir noktayı da hatırlatmakta yarar vardır. Avrupa Adalet Divanı, Avrupa Konseyi’nin bir kurumu olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile kesinlikle karıştırılmamalıdır.
AİHM, uluslararası bir teşkilat olan Avrupa Konseyi’ne bağlı olarak 1959 yılında kurulmuş uluslararası bir mahkemedir. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleriyle güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda bireylerin, birey gruplarının, tüzel kişiliklerin ve diğer devletlerin, belirli usulî kurallar dahilinde başvurabileceği bir yargı merciidir. Avrupa Konseyi’ne üye olan ve aralarında Türkiye, Rusya, Sırbistan, Gürcistan ve Azerbaycan’ın da bulunduğu 47 Avrupa devleti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yargı yetkisini tanımaktadır. Mahkeme, Fransa’nın Strasbourg şehrinde bulunmaktadır.
Bir kişi Mahkemeye başvurabilmesi için öncelikle kendi ülkesinde hakkını araması, yani iç hukuk yollarını tüketmesi gerekmektedir. Kişiler, iç hukukta haklarını aradıktan sonra ve bu konuda olumsuz nihai kararı aldıktan sonra 6 ay içinde yazılı olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmalıdır. Mahkemenin yargılama dili İngilizce veya Fransızca’dır. Ancak, Başvuru Mektubu Konsey Üyesi Devletlerin Birinin Diliyle(örneğin Türkçe) de yazılabilir. Mahkeme, yapılan başvuruları, ön koşullarda inceler, bir eksiklik görmezse başvurunun esastan incelenmesine karar verir. Ön koşulları taşımayan başvuruların reddine karar verilir. Bu karar kesindir, karşı başvuru yolu yoktur.
Mahkeme, ön koşullar açısından kabul edilebilirlik kararı verdikten sonra esas hakkında karar vermeden önce, taraflara ‘dostane çözüm’ önerebilir. Taraflar kendi aralarında uzlaşır ve bu uzlaşmada Mahkemece benimsenir ise başvuru sonuçlanmış olur. Dostane Çözüm Yoluyla’da bir sonuca ulaşılamamışsa, mahkeme başvuruyu esastan inceler, tarafların yazılı görüşlerini alır, gerekli görürse duruşma yapar, tanık dinler, keşif yapar. Mahkeme başvuru sahibinin sözleşmede tanınan bir hakkının devlet tarafından ihlal edildiği kanısına varılırsa hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.  Mahkemenin kararlarının uygulanıp uygulanmadığı Avrupa konseyi bakanalar komitesi tarafından denetlenir.
Haftaya köşemizde Avrupa Adalet Divanı‘nın son haftalarda vermiş olduğu iki önemli emsal kararı okuyabilirsiniz.


YEK-KOM Beratungsstelle/
Adres: Graf Adolf Str.
70a,40210 Düsseldorf
hukukyardim@gmx.net
Tel: 0211 830 29 25