Avrupa'da Dêrsim inancını yaşatıyor

Kadın Haberleri —

17 Mayıs 2021 Pazartesi - 23:00

  • Dêrsim’de edindiği kültürü Köln’de de yaşatan Siltê’yi çıra uyandırırken, Bava Dizgun’u çağırırken veya güneşle konuşurken görebilirsiniz. “Biz ağaca, suya, taşa, dağa inanmışız. Erenlere, evliyalara inanmışız. İnandıklarımız çocuklarımızın yanında olsun. Zalime karşı mazlumu korusun” diyor.

FİRAZ BARAN
KÖLN

Siltê Çena Memliyê Mursayî, Almanya’nın Köln kentinde yaşıyor. Siltê, Dêrsim’in Veranîs köyündendir. Bu köy Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin önder kadrolarından Hamili Yıldırım’ın da köyüdür ve Siltê ile Yıldırım kuzendir.

2000’li yıllardan sonra Avrupa’ya gelmek zorunda kalan Siltê’nin en büyük özelliği, doğaya olan inancını halen tüm saflığıyla koruması. Dêrsim’de edindiği kültürü burada yaşatıyor. Kültürüne, itikatine bağlı olan Siltê’yi çıra uyandırırken, Bava Dizgun’u çağırırken veya güneşle konuşurken de görebilirsiniz.

Siltê Çena Memliyê Mursayî ile Veranis köyündeki ziyaretleri konuştuk. Söylediğine göre Veranis köyünde Kalo Sipe, Xûşerîge, Kemera Tîke, Waznagi ve Anîge isimli beş ziyaret bulunuyor. Siltê, Kalo Sipe Ziyareti’nin öyküsünü şöyle anlatıyor:

Kalo Sipe

“Bu ziyaretimiz bir sudur. ‘Kal’ yaşlı, ‘sipe’ melek demektir. Bir yaşlının sütü dökülmüş. O süt çeşmeye dönüşmüş. Onun için o suya Kalo Sipe ismini koymuşlar. Bizim köye 3-4 km mesafede. Suyun çapı 50 cm vardır. İlkbaharda çok güçlü bir su çıkıyor. Viyale ağaçları var orada. İnsanlar o ağaçlara dilekleri gerçekleşsin diye çaput bağlar.”

Siltê’nin anlattığına göre bu ziyaretin suyu, maya olarak da kullanılıyor ve süte atıldığı zaman yoğurt oluyor.

Xûşerîge Ziyareti

Siltê, Xûşerîge Ziyareti’nin de bir su olduğunu anlatıyor. Bu ziyaretin diğer ziyaretlerden ayrıldığını anlatan Siltê, nedenini şöyle açıklıyor: “Çocukların vücudunda süreg veya yara çıktığı zaman oraya gidiyorsun, çıranı yakıyorsun, niyazını (lokma) götürüp dağıtıyorsun. O suyun karıştığı toprağı çamur olarak getiriyorsun. Hasta olan çocuğun vücuduna sürüyorsun. Yani yaralara sürüyorsun. Büyük insanların yaraları için de aynı yöntemi yapıyorduk.” 
Siltê, bu ziyaretteki suyun biraz tuzlu olduğunu, şifa olarak getirip hastalara içirdiklerini anlatıyor.

Kemera Tîke Ziyareti

Kirmanckî’de ‘kemer’, taş; “tîk” ise uzun demektir. Bu ziyaretin genişliğinin 70-80 cm, uzunluğunun da 1.70 metreden ibaret bir taş olduğunu söylüyor. Taşın altında da toprak değil taş olduğunu, taşın Düzgün Baba’ya baktığını aktarıyor Siltê.

Kemera Tîke’nin kendi evlerinin yanında olduğunu, sabahları büyüklerin kalkınca önce bu taşı öptüğünü ve dua ettiğini anlatıyor. İnsanların oraya gelip çıra da yaktığını, özellikle kendi annesinin orada çok çıra yaktığını kaydediyor. Birkaç yıl önce bu ziyarette yaşanan ilginç bir olayı ise şöyle anlatıyor: “Bizim köylünün biri bir ayı görüyor. O taşın arkasına geçiyor ve ayıyı öldürmek istiyor. Tetiği çekiyor ama silah patlamıyor. Kendisi de geriye doğru yere düşüyor. Yani ziyaret cana kıymasına izin vermiyor. Kendisi bana anlattı. Benim yaşımdadır.”

Woznagi Ziyareti

Wozgani Ziyareti bir kayadır. Kayanın üst tarafında bir dere akıyor. Derenin suyu ziyaret olan kayaya gelip aşağıya düşüyor. Siltê Çena Memliyê Mursayî, baharda suyun güçlendiğini ve orada taştığını anlatıyor. Bu yerin korkutucu bir havası olduğunu söyleyen Siltê, orada geçerken insanın korktuğunu aktarıyor.
Buranın ziyaret olma hikayesi de enteresan. Siltê şöyle anlatıyor: “Bir adam oradan geçiyor. Bakıyor ki iki siyah yılan birbirine sarılmış. Bu adam onları öldürmek istiyor. Yılanlar orada insana dönüşüyor. Sonra o adamla müsahip oluyor ve sır oluyorlar. O günden bu yana orası ziyarettir.”

Anîge Ziyareti

Anîge Ziyareti de bir sudur. Veranîs köyünün üstündeki tepededir. Köye 1 km mesafededir. Tepenin üstünde kaya gibi taşlar var. O taşların altında çapı 50 cm olan bir su çıkıyor. Bağ-bahçeleri sulayan bir sudur. Siltê, o su ile çamaşır yıkamadıklarını, banyo yapmadıklarını, çünkü elbiseleri temizlemediğini, saçları da kül rengine dönüştürdüğünü söylüyor. Suyun etrafındaki ağaçlara, yapraklara ve otlara kimsenin karışmadığının altını çizen Siltê, “Oradaki ağaçlardan odun da getirmeyiz. Yere düşse bile getirmeyiz. Onlar kutsaldır ve ziyarete aittir” diyor.

Siltê Çena Memliyê Mursayî, son olarak inançla ilgili olarak şöyle diyor: “Biz ağaca, suya, taşa, dağa inanmışız. Erenlere, evliyalara inanmışız. İnandıklarımız çocuklarımızın yanında olsun. Zalime karşı mazlumu korusun.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.