Avrupa Birliği (AB) kendi ordusunu kurmayı tartışıyor. Geçtiğimiz Mart ayında AB Komisiyonu Başkanı ve Luksemburg eski Başbakanı Jean-Claude Juncker, Avrupa topraklarını savunacak bir ordunun kurulması için çağrıda bulundu.
Juncker’ın bu çağrısından kısa bir süre önce, Şubat ayında, Brüksel’de bulunan Avrupa politikası analiz merkezi CEPS, yayınladığı bir raporda, Avrupa Ordusu'nun kurulması gerektiğini vurguladı. Bu raporda imzası bulunanlar arasında, NATO eski Genel Sekreteri Javier Solana, Jaap de Hoop Scheffer ve Vaira Vike-Freiberga gibi önemli isimler bulunuyor.
Sadece CEPS’in raporunda değil, son iki yıldır AB’nin çeşitli organlarında Avrupa kıtasının güvenliğini sağlayacak bir askeri güce ihtiyaç duyulduğuna dair tartışmalar yürütüldüğü biliniyor. Bu konu hakında politikacıların basına yansıyan açıklamalarına bakıldığında, ortak ordu kurma fikrinin daha çok Ukrayna savaşının başlamasıyla birlikte geliştiği anlaşılıyor. Tabii cihadist grupların kıtadaki eylemleri, Akdeniz’de süren mülteci akımı ve Fransa ordusunun Afrika’da sürdürdüğü askeri operasyonlar da böyle bir tartışmanın gelişmesinde etkili oldu.
Jean-Claude Juncker, dış politika ve güvenlik alanında Avrupa’nın ortak bir politika sergilemesi gerektiğini ileri sürerek sözlerini şöyle sürdürüyordu; “Dünyadaki gelişmelere karşı, Avrupa’nın üzerine düşeni yapması açısından böyle bir askeri güce ihtiyaç vardır. Ayrıca AB’nin herhangi bir üye ülkesine bir tehdit söz konusu olduğunda, ortak ordu hemen harekete geçer. Bu çerçevede AB Rusya’ya kendi değerlerini savunabilecek gücü olduğunu göstermiş olur.”
Jean-Claude Juncker her ne kadar bu çağrıyı AB adına yapsa da, kendisi Lüksemburg gibi küçük ve etkisiz bir ülkenin eski Başbakanı’dır. Önemli olan AB’de ipleri elinde tutan, Almanya gibi ülkelerin bu konuda ne düşündükleridir.
Bundestag dış ilişkiler komisiyonu başkanı Norbert Röttgen (CDU), Juncker’i desteklediğini açıkladı, ortak bir ordunun kurulması gerektiğini söyleyerek şöyle diyordu; “Her AB ülkesi kendi ulusal ordusu için inanılmaz harcamalar yapıyor, fakat bu orduların Rusya’ya karşı askeri kapasitesi oldukça geri. Tek çözüm ortak bir ordunun kurulmasıdır.” Yine savunma komisiyonu başkanı Hans-Peter Barteles de Juncker’i desteklediğini açıklayarak benzer şeyleri söylüyordu. Angela Merkel ve Federal Savunma Bakanı Ursula Von Der Leyen de yaptıkları açıklamalarda, Juncker’ın bu insiyatifini selamladıklarını, Avrupa Ordusu'nun yakın gelecekte önemli bir soru olarak tartışılacağını belirtiler.
Juncker’in çağrısına olumlu bir tepki de Fransa’dan geldi. Başbakan Manuel Valls, Juncker’ın Avrupa ordusunu kurma çağrısını desklediklerni, Mali’de Fransa askerlerinin Avrupa adına terorizme karşı savaştıklarını öne sürdü.
Kıtada Fransa ile birlikte en önemli nükler güce sahip olan İngiltere ise ortak ordu kurma fikrine pek olumlu bakmıyor. David Cameron, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, Avrupa’da yeni bir askeri güce gerek olmadığını, zaten mevcut durumda Avrupa’yı savunan NATO gibi önemli bir gücün olduğunu belirterek şöyle diyordu; “Yeni bir askeri güç çok masraflı olacak. Ayrıca böyle bir güç NATO’nun askeri kapasitesini de zayıflatabilir...”
Bütün bu açıklamalar perspektifinde bakıldığında, Avrupa Ordusu'nu en çok isteyen ve buna hazır olan ülke Almanya’dır. Almanya böyle bir orduyu daha çok Rusya’ya karşı kurmak istiyor gibi yorumlanabilir. Bir anlamda, geçtiğimiz yüzyılda çıkartığı iki dünya savaşıyla kaybetiği askeri gücüne tekrar ulaşmanın yollarını arıyor da olabilir.
Amerika’nın Avrupa topraklarında NATO’nun askeri kapasitesini genişletmeyi düşündüğü bir dönemde, "Avrupa Ordusu" etrafındaki tartışmaların ne kadar anlamlı olduğu ise başka bir tartışma konusu.