Proceedings of the National Academy of Sciences adlı bilimsel dergide yayınlanan ve Alman, Fransız ve İsviçreli bilim insanlarınca yürütülen bir araştırma ise, bunun tam tersini gösteriyor. Araştırma kapsamında Avrupa’nın değişik ülkelerindeki 4 bin kadar akarsu yatağından su örnekleri alınarak incelenirken, birçok su örneğinde değişik kimyasal maddelere rastlandı.

35 çeşit kimyasal atık

Araştırmada kapsamında incelenen akarsu örneklerinde, sulardaki canlı türlerini tehdit eden 35 çeşit kimyasal atık maddeye rastlandı. Bu maddelerin özellikle akarsulardaki balık, omurgasız hayvanlar, su yosunları ile çevredeki böcek türlerini tehdit ettiğine ilişkin veriler de araştırmada yer aldı. Bu kimyasal maddelerin orta ve uzun vadede birçok su canlısının zehirlenmesine ve ya telef olmasına neden olacağı tahmin ediliyor.
Kimyasal maddelerin yoğunluklu olarak bulunduğu akarsular ise, daha çok Kuzey Fransa, Kuzey İngiltere ve Baltık ülkelerinde bulunuyor. Bu bölgelerden alınan su örneklerinin yüzde 75’inde canlı yaşamını tehdit edecek düzeyde kimyasal maddelere rastlandı.
Araştırmaya göre, örnek alınan sularda en çok bulunan kimyasal madde biosit oldu. Avrupa’da oldukça yaygın olan karsu taşımacılığında yasak olan birçok madde de, su örneklerinde görülüyor. Bu maddelerin özellikle balıkların büyümesini ve ya üremesini engelleyici etkileri olduğu da araştırmada dikkat çekilen bir diğer nokta.

AB genelinde sonuçlar farklı

Akarsuların AB genelindeki durumu da birbirinden oldukça farklı sonuçlar içeriyor. Kimya endüstrisinin yoğun olduğu Fransa’nın güneybatı bölgelerinde, canlı hayatını tehdit edecek düzeyde kimyasal madde bulunan su örnekleri dikkat çekiyor. Ülkenin orta ve kuzey bölgeleri ile Belçika, Hollanda, Baltık ülkeleri, Güney İtalya ve Kuzey İngiltere’den alınan örneklerin yüzde 75’inden fazlasında zararlı kimyasal maddeler tespit edildi.

Yüzde 50 ila 75’inde zararlı madde

İsviçre, Almanya’nın orta, batı ve kuzey bölgeleri, ve Polonya’da Ren, Elbe, Weser ve Oder nehirleri ve çevresindeki sulardan alınan örneklerin yüzde 50 ila 75’inde de, zararlı kimyasal maddeler bulundu. Sırbistan, Romanya, Macaristan, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Güney Almanya ve güneybatı Fransa’dan alınan su örneklerinin ise, yüzde 25 ila 50’sinde zararlı maddeler tespit edildi.
Su canlılarına zarar verecek düzeyde kimyasal maddelerin yüzde 25 ve altında olduğu su örnekleri ise, Kuzey İtalya, Sicilya adası, Bulgaristan, İspanya’nın Duero, Ebro ve Tajo nehirlerinin havzası ve çevresinde, İrlanda’nın güneyi ve İskoçya’da alındı.

AB bilgi-belge vermiyor

Araştırmayı yürüten bilim insanları, AB’nin kimyasal atık maddelere ilişkin tüm bilgi ve belgelere ulaşmasını da talep ediyor. Bilim insanları, yeterli belgelere ulaşamadıklarından, hangi zararlı maddelerin hangi dönemlerde akarsulara bırakıldığını ve bunların suda yaşayan canlılar için ne derecede tehlikeli olduğunu da kestiremiyor.
Araştırma ekibi üyesi Koblenz-Landau Üniversitesi görevlisi Ralf Schäfer, “Avrupa Birliği’den sadece herhangi bir akarsuyun biyolojik olarak iyi, orta ve kötü derecede olup olmadığına ilişkin bilgileri alabiliyoruz. Bu nedenle sadece kan basıncından bir hastanın kanser olup olmadığını tahmin etmeye çalışan doktorlar kadar çaresisiz” eleştirisinde bulundu.

2015 hedefi 2027’e sarkabilir

Schäfer, AB üyesi ülkelerin kanunlarının akarsulara akıtılabilecek maddelerin oranlarına ilişkin farklı düzenlemelerinin olmasının da olumsuz yönüne işaret ediyor. Zira birçok akarsu, birkaç ülkenin sınırları içinden geçiyor. Schäfer, Avrupa akarsularının su kalitesinin yükseltilmesine ilişkin daha önce vaat edilen 2015 yılının artık geçersiz olduğunu ve bu hedefin 2027’e kadar sarkabileceğini de sözlerine ekledi. 

ANF/STRASBOURG