Bir kaç gün önce, Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonu (KON-KURD) Başkanı İsmet Kem, Ekim ayında başlattıkları “Derneklerimiz kimliğimizdir; Üyel Ol ve Üye Yap“ kampanyasına ilginin yeterli düzeyde olmadığı ve kampanyanın canlandırılmasının gerektiğine dair açıklamalarda bulundu. Bilindiği gibi, KON-KURD, Avrupa’daki 165 dolayındaki Kürt derneği ile bunların bağlı bulunduğu 9 federasyonun çatı örgütü ve etkilediği kitle gözönünde bulundurulduğunda da, Avrupa’daki en güçlü yasal Kürt muhatap organizasyonu.
Hatırlanacağı gibi; Eylül ayında da Almanya’da yaşayan ve bir milyon gibi bir rakamla, Türklerden sonra en kalabalık topluluk durumundaki Kürtlerin kendi kimliğiyle bir statüye kavuşması ve resmi olarak tanınması için 60 bine yakın imza toplanıp Federal Parlamento’ya sunulmuştu.
Bu önemli kampanyalar, Avrupa’da yaşayan Kürtlerin demokratik bir topluluk olarak sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal örgütlenmelerini geliştirebilmelerinin ve kendi özgün sorunlarının yanı sıra yaşadıkları ülkelerdeki uyum sorunlarının giderilmesinde önemli imkanları ortaya çıkaracak girişimlerdir.  Ancak kampanyaların ele alınış şeklinin diyasporadaki Kürt toplumunu yeterince motive edebildiği söylenemez, KON-KURD Başkanı’nın ifadeleri de bu yönlü bir sorunun varlığına işaret ediyor.
Kürtler, bu tür kampanyaları günlük yaşamlarını etkileyici ve en azından gözle görülür bir etkisi olacak tarzda kampanyalar şeklinde yürütebilirlerse, belki daha verimli ve kalıcı sonuçlara ulaşabilirler.
Örneğin, statü kampanyası Avrupa’da yaşayan Kürtlerin, çocuklarını halihazırda kullanmaları önünde herhangi bir engel bulunmayan Kürtçe anadil eğitim derslerine kaydetmeleri gibi somut ve sonuçları da somut olarak görülebilecek kampanyalarla beslenirse, hem daha etkili olur hem de daha derli toplu ve ne istediğini bilen bir Kürt toplumu görüntüsü ortaya çıkar.  Şahsen böyle bir kampanyanın gerekliliğine ve aciliyetine oldukça fazla inananlardanım. Yani Kürtler çocuklarını bulundukları yerleşim yerlerinde Kürtçe derslerine kaydetmeye başlamalıdır. Kürt kurumları da bu girişimleri geliştirici ve örgütleyici tarzda kendilerini bir planlamaya kavuşturmalıdırlar.
Derneklere üyelik kampanyası konusunda ise, bu kampanyayla birlikte “Derneklerimizi ve kurumlarımızı yeniden organize edelim; işlevli ve verimli kılalım“ gibi bir kampanyayla birlikte yürütülmesinin daha gözle görülür pozitif sonuçlarının olacağını düşünüyorum.
Dernek ve kurumlar mevcut durumda yeterli sosyal, kültürel ve eğitsel işleve sahip olmasa da, üye sayısının artırılması şüphesiz diplomatik ve siyasi anlamda belirgin bir etki yaratır. Ama bu tek başına, Kürt toplumunun güncel özgün sosyal ve kültürel sorunlarına dair çözümleri de beraberinde getirir gibi bir sonuca yol açmaz. Bunun için üye sayısı artırılan dernekleri aynı zamanda işlevli kılmak için de kampanyalar, planlamalar ve en azından tartışma platformları oluşturularak, Kürtleri kendi özgün ve uyum sorunlarının çözümüne bizzat kafa yoran ve çözümlerin de bizzat içinde olacakları bir bilince ve motivasyona kavuşturma oldukça önemli bir yaklaşım olacaktır. Yani derneklere üyelik kampanyasıyla birlikte “Dernek ve kurumlarımızı yeniden organize edelim; işlevli ve verimli kılalım“ gibi bir kampanya da başlatılıp yürütülebilir.
Hedeflenen 50 bin üyenin 3-4 bini bile bilgisini, birikimini ve gücünü kurumsal bir temelde dernek ve kurum çalışmalarına katabilirse, hem toplumda bir dinamizm ve motivasyon gelişir hem de toplumsal sorunların çözümüne veya toplumsal ihtiyaçların giderilmesine ilişkin olumlu gelişmeler ortaya çıkar. Şüphesiz bu aynı zamanda, KON-KURD Başkanı İsmet Kem’in de ifade ettiği gibi “Kürt sorununun çözümünde diplomatik, siyasi, sosyal, kültürel, hukuki vb. birçok olumlu sonuçları da ortaya çıkaracaktır“.
Ayrıca, Kürtler buna illa ki birilerine karşı bir güç gösterisinde bulunmak mantığıyla değil de, bizzat kendi sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını giderme mantığıyla yaklaşırlarsa, hem varolan dağınık ve etkisiz görüntüyü oldukça kısa sürede dağıtırlar hem de tüm Avrupa’da demokratik değerleri temsil eden uyumlu bir topluluk görüntüsüne kavuşurlar. Bununla, diplomatik alanda Türk devletinin yalanlar ve Kürtlere hakaret üzerine inşa ettiği diplomasi dili ve karalama kampanyaları etkisizleştirileceği gibi, çıkarları gereği Kürt kurumlarını marjinalize ve kriminalize etme çabası sergileyen Avrupa ülkeleri de bu kirli ve antidemokratik politikalarını sürdürmekte zorlanacaktır…
Bunun için, dernek ve kurumlar için mevcut üyelik kampanyası yürütülürken, hem derneklerin reorganizasyonu, kadın, gençlik, eğitim, kültür, sosyal, diplomasi vb. komiteleri gözden geçirilip bunlar için somut çalışma planlamaları yeniden gözden geçirilmeli hem de yeni kaydedilecek üyelerin bilgi ve birikimleri de kurumsal üretime dahil edilmeye çalışılmalıdır.
Sözün özü; siyaset, sosyalite içindir. Sosyalitenin somut potansiyelinin ortaya çıkarılıp gözler önüne serilmesi ise, onun adına yapılacak siyasetin önündeki bulanıklığı dağıtacağı gibi, hedefe doğru yürüyüşünü de kolaylaştıracaktır.