
Belçika'nın başkenti Brüksel’deki Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) binasında, 19 Mayıs'ta yapılan toplantıya, Avrupa’da yaşayan Kürdistan ve Türkiyeli göçmen örgütleri ile siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda şahsiyet katıldı. Toplantıya; Asuri-Süryani Avrupa Örgütü temsilcileri, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, KNK, DİDF, YEK-KOM, KKP, Özgürlük ve Dayanışma Almanya, Devrimci Proleterya, Dersim Dernekleri, Avrupa Karerliler Derneği, Êzîdî Örgütleri, Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu, Almanya Kürt Toplumu, Avrupa Barış Meclisi, İsveç Kürt-Türk Kadınlar İnisiyatifi, FEDA, TÜDAY, Êzîdî Federasyonu, Pontus-Rum Örgütleri, Kürdistan İslami Partisi, TÜDAY, Avrupa Sürgünler Platformu, Ezilen Göçmenler Birliği, Avrupa Sosyalist Kadınlar Birliği, KONRA GEL Başkanı Remzi Kartal, KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar, Yazar Doğan Özgüden, Ferda Çetin, Mirhem Yiğit, Yücel Özdemir, Metin Ayçiçek, Mahir Sayın, Teslim Töre’nin de aralarında bulunduğu, 60’ı aşkın değişik örgüt, parti ve organizasyon temsilcisi katıldı. Toplantıya katılamayan çok sayıda kurum ve şahsiyet de mesaj göndererek, konferansın çalışmalarında yer alacaklarını duyurdu.
Tarih süreçten geçiliyor
Toplantının açılış konuşmasını KONGRA GEL Başkanı Remzi Kartal yaptı. Kürdistan Özgürlük Hareketi adına toplantıya katılanları selamlayarak konuşmasına başlayan Kartal, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Amed Newrozu’ndaki çağrısıyla yeni bir sürecin başladığını hatırlattı. Kartal, "Kürt sorununun çatışmalı mücadeleden demokratik siyasi mücadeleye geçişini sağlayan, bu temel de Türkiye’de başlayarak bütün Ortadoğu’daki ülkelere yayılarak bütün bölgede önemli, radikal değişimi yaratacak bir tarihi süreçten geçiyoruz” dedi.
Türk devleti ile Öcalan şahsında Kürt tarafı arasındaki görüşmelerin nasıl başladığını, Türk devletinin bu tercihteki zorunluluğunu özetleyen Remzi Kartal, yapılan görüşmeler sonucunda "Genel bir mutabakat ortaya çıkmıştır” diye konuştu. Kartal, söz konusu mutabakat belgelerinin içeriği hakkında, "Genel bir durum değerlendirmesinin yanı sıra bütün kimliklerin eşit vatandaşlık temelinde ele alınması, yasal güvenceye kavuşturulması, Avrupa Yerel Yönetimler Şartı çerçevesinde desantralizasyonun gerçekleşmesi öngörülmektedir. Yasal-anayasal çerçeve ile elde edilmek istenen durum budur” dedi.
Üç aşamalı plan
Kartal konuşmasının devamında 3 aşamalı planı da şöyle anlattı: "Birinci aşama gerillanın geri çekilmesi, ki yakında sonuçlanıyor. İkinci aşamada gerillanın tam çekilmesi beklenmeden yol temizliği olarak adlandırdığımız yasal düzenlemelerle yeni bir anayasanın alt yapısının oluşturulması. Bu durumda sağlandığında üçüncü aşama olarak nitelendirilen normalleşme aşamasına geçiş olacaktır. Güvenlik-özgürlük sorunu ortadan kalktığı taktirde ve legalleşme koşulları sağlandığında silahsızlanmanın gündeme geleceği süreçtir.”
Remzi Kartal, demokratik barışçıl çözüm sürecinin başarısızlığa uğraması durumunda beraberlikten ziyade bir zorunluluk olarak ayrılık alternatifinin devreye girebileceğini belirttikten sonra, Öcalan’ın mevcut süreci ilerletmek için önerdiği 4 konferans, konferansların birleşenleri ve misyonlarına değindi.
'Sürece özne olarak katılınmalı'
Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Başkan Yardımcısı Nilüfer Koç ise, konferans hazırlık toplantısı için yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi verdikten sonra, "Devlete dönük kaygılara takılmadan ne yapacağız, nasıl bir Türkiye istiyoruz gibi temel ve can alıcı sorulara cevap bulmak durumundayız" dedi. Tarihsel bir sorumluluk altına girip sistem dışında bulunanlar olarak bu sürece katılmak durumunda olduklarını belirten Koç, "Çağırdıklarımıza özellikle sürece nesnel değil özne olarak katılmaları gerektiğini belirttik” diye konuştu. Koç, konuşmasının sonunda ötekileşen kimliklerin biraraya gelmesinde kadının birleştirici karaktere sahip olduğu için kadınların katılımlarını çok önemsediklerini sözlerine ekledi.
Birliktelik ve mücadele vurgusu
Açılış konuşması ve bilgilendirme ardından toplantının gündemine geçilerek Avrupa’da yapılmak istenen konferansın ana ekseni, örgütlendirilmesine ilişkin değerlendirme ve önerilere geçildi. Toplantıya katılanların hemen hemen tümü söz alarak sürece desteklerini beyan ederken, sürecin Kürdistan ve Türkiye halkları, farklı inanç grupları, emekçiler, kadınlar, devlet ve sistem tarafından ötekileştirilen tüm kesimlerin lehine gelişimi için birliktelik ve mücadele vurgusu yapıldı. Eşitlikçi, özgürlükçü, temel hak ve özgürlükleri garanti altına alan bir anayasa ile devlet tarafından halklar ve Alevi, Hıristiyan ve Êzîdî inançlara karşı gerçekleştirdiği katliamlarla ilgili hakikat ve adalet ortak talep ve beklentiler olarak öne çıktı.
Yine devletin baskı ve şiddetinden ötürü Avrupa’ya göç etmek zorunda kalanların ülkeye dönüşü, Avrupa’da devrimci-demokrat-yurtsever örgüt ve kurumlara yönelik kriminalize politikalarının son bulması, sayıları 8 milyona varan Kürdistan ve Türkiyeli göçmenlerin sürekli ihmal edilen sorunlarının çözümü, özellikle gençlere sahip çıkılması gündeme gelen konular arasında yer aldı.
'Konferans sıçrama tahtası olacak'
Demokratik İşçiler Derneği Federasyonu (DİDF) Başkanı Hüseyin Avgan, Türkiye’nin demokratikleşmesinin Avrupa’da yaşayan Türkiyelilerin de yaşamını etkileyeceğini belirterek, sürecin ciddi olanaklar sunduğunu, asgari müştereklerle birleşecekleri konferansın önemli bir sıçrama tahtası olacağını söyledi. Avgan, konferansa geniş kesimleri katarak, Avrupalı demokrat kesimlerin bilgilendirilmeleri, aydınlatılmaları gerektiğini söyledi.
'Ortak bir platform oluşturmalıyız'
Kürdistan İslam Partisi (PİK) Genel Başkanı Hikmet Serbilind, Kürt halkının büyük bedeller ödediğini, her zaman zulme maruz kalanlardan yana olduğunu kaydederek, "Yeni bir sürece girdik, artık ortak bir platform oluşturarak bu sistemi değiştirmemiz gerekiyor” dedi.
'Tüm halklar ve inançlar katılmalı'
Almanya Kürt Toplumu’ndan (Kurdische Gemeinde) Ali Toprak, çözümün eşit vatandaşlık temelinde, yeni bir toplumsal sözleşme ile mümkün olduğunu söyledi. Barış sürecine salt Kürt ve Türklerin değil, Anadolu ve Mezopotamya'da yaşayan tüm halkların ve inançların katılması gerektiğini kaydeden Toprak, güçleri oranında bu sürece destek vereceklerini kaydetti.
'Katliamlarla yüzleşilmeli'
Avrupa’daki Asuri-Süryaniler örgütü temsilcilerinden Şabo Sahiko, ‘İslam kardeşliği’ ve ‘Misaki Milli’ konularında eleştirilerde bulunarak, bu temelde bir barışın sağlanamayacağını söyledi. Ülkelerin boşaltıldığını, mal ve mülklerine el konulduğunu, halk olarak büyük acılar yaşadıklarını belirten Sahiko, demokratik ve özgürlükçü bir Türkiye’nin kendilerinin de özlemi olduğunu belirterek, görüşmelerin başlamasını olumlu bulduklarını kaydetti. Sahiko konuşmasının devamında, yeni anayasa için, Türklerin sahip olduğu bütün hakların herkese tanınması, anadilde eğitim hakkı, tarihle yüzleşilerek Ermeni, Asuri-Süryani, Rum vb halklara karşı gerçekleştirilen katliamların tanınması Hıristiyanlardan özür dilenmesinin de aralarında bulunduğu önerilerde bulundu.
'Ortak dili yakalamamız lazım'
Avrupa Barış Meclisi’nden Günay Aslan, barış sürecini desteklediklerini belirterek, hakim olan ve şiddet üreten yapının varlığına dikkat çekti. Söz konusu yapının ortadan kaldırılmasının zaman alacağını belirten Aslan, "Bir yüzleşme kültürünü dayatmamız lazım. Egemen Türk-Sünni siyaseti geriletilerek demokratik kültür geliştirilmeli. Hakikatleri Araştırma Komisyonu çalışmasını destekliyoruz. Empati kültürünü destekliyoruz ve geliştirmeliyiz. Kirli savaşta salt Kürtlerin değil hayatında zarar görmüş Türk yoksullarında acısını paylaşmamız ve ortak dili yakalamamız lazım” dedi.
'Yargıda reform yapılmalı'
Pontus-Rum halkı adına toplantıya katılan Dimirtris Konstantisler, görüşlerini 3 ana başlık altında dile getirerek, Yunanlar açısından bakıldığında değiştirilmesini istedikleri Yunanistan-Türkiye arasındaki anlamsız gerginlik olduğunu söyledi. Patriğin el konulmuş mülkiyetini almak için para toplamak mecburiyetinde kaldığını belirten Konstantisler, bu durumun giderilmesi için yargı sisteminde reform yapılması gerektiğini söyledi.
'Sol güçlerin de önünü açacak'
Özgürlük ve Dayanışma Almanya adına katılan İbrahim Biçici, "Kart-kurt'tan Kürt sorununun çözüm sürecine gelindi. Süreci bütün boyutlarıyla destekliyoruz" dedi. Bilgi eksikliğinden dolayı kısmı kaygılarının da olduğunu söyleyen Biçici, yeni sürecin Türkiye sol güçlerinin önünün açacağını belirtti. Biçici ayrıca, sol güçlerin de bir Akil İnsanlar topluluğu oluşturması gerektiğini ifade etti.
'Demokratikleşme projesi'
Avrupa Sürgün Platformu adına konuşan Hayri Argav, konferansların Kürtler-Türkler, PKK-AKP, Öcalan-Erdoğan gibi yaklaşımların doğru olmadığını gösterdiğini belirterek, "Türkiye’nin demokratikleşmesi var bu projenin içinde. Hiçbir güç kendisini dışında tutmamalı. Bu bir fırsat, bu resmi iyi oluşturmamız lazım. Nasıl bir Türkiye istediğimizi kararlaştıracağız” dedi.
'Barışın bileşenleri burada'
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’ndan Bülent Ant, barış sürecinin adil olması gerektiğini belirterek, bazı kesimlerin bu süreci Kürt-Türk barışı olarak yansıtmalarının doğru olmadığını vurgulayarak, "Bu sürecin ve barışın bileşenleri burada” dedi. Kaygılarıyla birlikte sürecin arkasında olduklarını kaydeden Ant, "Bir birimizi ikna etme derdimizin olmaması lazım. Atacağımız adımlar birilerin önde birilerin arkada kalması ile olmaz, omuz omuza olmak durumunda” diye konuştu.
'Süreci destekliyoruz'
Kürdistan Komünist Partisi adına katılan Serhat Çetinkaya, "Yeni süreci destekliyoruz" diye konuşmasına başladı. "90 yıllık kuşatma ve 30 yıllık yoğun mücadele ile yeni bir süreç başlamıştır. Bu süreçte başat rolü PKK oynamıştır" diyen Çetinkaya, gerçekleşecek olan konferansa, Avrupa'daki diğer Kürdistanı kurum ve kuruluşların da katılması sağlanmalı vurgusu yaptı.
'Birlikte mücadele etmeliyiz'
Kamuoyunda oluşan algıları dile getiren yazar Metin Ayçiçek, "PKK'den beklentiler ve talepler çok fazla. Sanki taleplerimizi onlara bildireceğiz, onlar bizim için çalışacak gibi bir algı var. Oysa mücadele devam ediyor. Eskisinden daha fazla kendi örgütlülüğümüzü geliştirmek durumundayız. Birlikte mücadele etmeyi oluşturmalıyız" diye konuştu
'Kandil desteklenmeli'
Toplantıya gözlemci olarak katılan Avrupa Dersim Federasyonu adına Salman Çiğmen, PKK’nin halkın, herkesin ortak malı olduğunu, attığı her adımın kendilerini ilgilendirdiğini belirterek, barış politikasının hiçkimseyi zedelememesi gerektiğini söyledi. Referanslara dikkat edilmesinin önemini vurgulayan Çiğmen, 30 yıllık mücadelenin karşılığı olmaması durumunda bir kırılmanın olabileceği yönünde kaygılarını dile getirerek, destek ve eleştirilerle Kandil’in desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
'Bütün mağdurlar bir tarafta'
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar, toplantıda her renkten temsilin olmasının gurur verici olduğunu belirterek bazı katılımcıların dile getirdiği eleştiri ve kaygılara dikkat çekti. Söz konusu olan ‘Türk-Kürt ittifakıdır, diğer halklara karşıdır’ şeklindeki tartışmaların doğru olmadığını belirten Aydar, "Biz bölgede demokratik güçlerin ittifakını savunuyoruz, emperyal ittifaklarda yerimiz olamaz” dedi. Türkiye’de barış yaparken Araplarla da, Farslarla da dost olmak istediklerini, diğer tüm haklarla ve inançlarla birlikte yaşamak istediklerini kaydeden Aydar, "Biz bir insanlık hareketiyiz. Milliyetçi temelde yaklaşmıyoruz, tam tersine buna karşı mücadele ediyoruz. Bütün inançlara karşı saygılıyız, ama azınlıklara karşı da pozitif ayrımcılığı savunuyoruz. Biz asla ümmetçi bir yaklaşım içinde olamayız ama bu coğrafyada bu kadar Müslüman yaşıyorsa onlara karşı da saygısızlık edemeyiz" diye konuştu.
'Bu bir süreçtir, sürüyor'
"Kaygıların tarihsel haklı yanları var. Bunu biliyoruz" diyen Aydar, konuşmasına şöyle devam etti: "Bu yaraların nasıl sarılacağına dair arayışımız da var. Hak ve adalet komisyonuna ihtiyaç var. Bu da bizim boynumuzun borcu. Birçok katliam yaşandı. Yakın tarihte en son 2 Temmuz Sivas katliamı var, hepsiyle yüzleşmemiz lazım. Bu bir süreçtir, bir konferansla bitmiyor. Burada bulunan tüm arkadaşlar mücadele etmiş ve bugün biraraya geldik. Mağdurlar olarak bir araya gelip ortaklaşmak önemli. İlk defa bir muhalif güç olarak devleti masaya getirdik. Bu önemli. Masasın bir tarafında biz bütün mağdurlar varız. Barış alternatifini yakaladığımızı düşünüyor kendimize güveniyoruz."
'Masada herkes yer almalı'
Civaka Azad adına konuşan Selahattin Soro, masada salt Kürtlerin ve PKK’nin oturmayacağını belirterek, "Sistem tarafından ezilen herkes özne olup masanın diğer tarafında Kürtlerle birlikte yer almalı” dedi.
30'u aşkın konu başlığı önerildi
Yapılan değerlendirmeler ardından katılımcılar, konferansta ele alınmasını istedikleri konular hakkında önerilerde bulundular. Aralarında, yeni anayasa, hakikat ve adalet komisyonu, ülkeye dönüş, mağduriyetlerin giderilmesi, sürgün ve katliamlarla yüzleşme, yol temizliği gibi 30’dan fazla ana başlıklar altında öneriler sunuldu. Kürt basın kuruluşları adına katılan Gazeteci Ferda Çetin ise, sorunu tepeden çözmek isteyen devlet kanalına karşı Öcalan’ın sürece toplumu mal ederek, toplumla çözmek istediğini belirterek, bunun için toplumun mümkün olan en geniş katılımının gerçekleşmesi gerektiğini ifade etti. Çalışmaların salt konferansla da oluşmadığını belirten Çetin, birleşenlerin işi tüm tabanlarına yansıtması gerektiğini, tabanın görüşlerinin alınması gerektiğini kaydetti. Çetin bununla birlikte, sözle yetinmeyerek eylemle de talep ve beklentilerin dile getirilmesi gerektiğini vurgulayarak, ortak eylemlerin örgütlendirilmesini önerdi.
Hazırlık Komitesi oluşturuldu
Yapılan öneriler sonucu, konferansın "Demokrasi ve Barış Konferansı" adı altında, 29-30 Haziran’da Belçika’nın başkenti Brüksel’de gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı. Bunun için ayrı örgüt- kurum-kuruluşun temsilcilerinden oluşan 14 kişilik bir konferans hazırlık komitesi belirlendi. Söz konusu komite, konferansın teknik hazırlıkları yanı sıra tüm kesimlerle görüşerek katılımlarını sağlama çalışması da yürütecek.
Konferansa katılacakların sayısı ise Avrupa’da yaşayan Kürdistan ve Türkiyeli tüm halk, inanç, emek, kadın, gençlik örgüt ve hareketleri ile önemli şahsiyetleri kapsayacak şekilde 250 kişi olarak belirlendi. Örgüt-kurum-hareketler için kontejanların hazırlık komitesi tarafından netleştirilmesine karar verildi. Ayrıca Ankara'da 26-27 Mayıs tarihinde gerçekleştirilecek olan konferansa en az 2 kişiden oluşan bir heyet ile katılınması da kararlaştırıldı.
OSMAN KILIÇ / ANF/BRÜKSEL