
Yurtdışında HAYIR nasıl örgütlenecek / 2. Bölüm
OSMAN OÐUZ / HABER MERKEZİ
AKP-MHP ortaklığının diktatörlüğün tesisi için adımını attığı anayasa değişikliğine dair referandumun henüz tarihi bile netleşmedi; ama siyaset sahnesinin en önemli gündemi olmayı şimdiden başardı. Avrupa’da da demokratik tüm kurumların gündemi, “Hayır”ın nasıl örgütleneceği… Halkların Demokratik Kongresi-Almanya Eşsözcüsü Elif Sonzamancı’nın görüşleriyle başladığımız yazı dizimizin ikinci gününde, Birleşik Haziran Hareketi’nden Güncay Sözüdoğru, Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AvEG-Kon) Eşbaşkanı Şafak Arabacı, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu Başkanı Nihat Nalca ve Alternatif Derneği’nin Laz yöneticisi Ali Mahir Okçan’ın görüşleriyle devam ediyoruz.
‘Hayır hepimizin buluşma noktası’
AvEG-Kon Eşbaşkanı Şafak Arabacı, “Öncelikle şunu söylemekte fayda var” diye başlıyor ve devam ediyor: “7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde hepimiz kendi desteklediğimiz partiler için oy istiyorduk. Ben de HDP’yi destekleyen kurumumuzun çalışmalarını yürüttüm. Bugünse çok farklı bir noktadayız. Avrupa’da yaşayan milyonlarca göçmen ile Türkiye’deki milyonlarca kadın, genç, emekçi, Erdoğan diktatörlüğünden, Türkiye’yi uçuruma götürecek bu siyasi yapıdan rahatsız. Herkesin rahatsızlığı farklı boyutta olabilir. Kimi laiklikten, kimi demokrasiden, kimi çevre sorunlarından, kimi insan haklarından dolayı rahatsızdır. Herkesin bir çıkış noktası var ama bugün birleştiğimiz yer, en nihayetinde Hayır.”
Avantajlar ve dezavantajlar
AvEG-Kon’un Avrupa’da Hayır Platformu’nun bir bileşeni olduğunu hatırlatan Arabacı, kurumlarına Hayır kampanyası için geçtiğimiz hafta genelge gönderdiklerini ve böylece start verdiklerini söyledi. Referandum sürecini kendileri açısından “hem avantajlı hem dezavantajlı” olarak tanımlayan Eşbaşkan, bunu ise şöyle gerekçelendirdi: “Avantajımız şu: Toplumsal muhalefetin tamamında Hayır, kendini gösteriyor. Avrupa’daki göçmenler, çok geniş bir eksende birleşecek. Fakat dezavantajımız da şu: Yazılı ve görsel basının neredeyse tamamen tekleştiği bir süreçten geçiyoruz. Bu açıdan 7 Haziran ve 1 Kasım’dan çok geri bir noktadayız. Öyle bir korku kültürü var ki, örneğin HDP çeşitli reklam şirketleriyle Hayır kampanyası için görüşme yapıyor ama korkudan hiçbir reklam şirketi parayla çalışmayı bile kabul etmiyor.”
‘Herkes basın kuruluşu olmalı’
Bu ahvâl içinde Şafak Arabacı, çalışmalara katılan herkesin “bir basın kuruluşu” gibi de çalışması gerektiğini söylüyor. “Elbette bu dezavantajlara çok da takılmayacağız” diyor ve devam ediyor: “Gücümüze ve irademize güveniyoruz. Avrupa’da 1 milyon Hayır hedefliyoruz. Bu, bütün kurumların ortak olarak aldığı bir karar. 7 Haziran ve 1 Kasım’ı katlamak istiyoruz. Tüm imkansızlıklara rağmen Avrupa’da sokak sokak, mahalle mahalle halklarımızı aydınlatmaya ve tek adam rejimine karşı kadınların, gençlerin, farklı inançların Hayır’ını büyütmeye odaklanacağız.”
AABK ve BHH ile görüşmeler
Arabacı, Avrupa’da Hayır Platformu’nun yola koyulduğunu, ancak ittifak görüşmelerinin hala devam ettiğini de belirtiyor. “Çok önemsediğimiz kurumlardan biri, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu” diyen Eşbaşkan, AABK ile devam eden ittifak görüşmeleri hakkında ise şu bilgileri veriyor: “Konfederasyon düzeyinde son toplantımıza iştirak etmediler. Yerellerde ve bölgesel düzeyde ise Alevi dernekleriyle ortaklaşmalarımız oldu. Şimdi hem AABK ile hem de Birleşik Haziran Hareketi’yle görüşmek üzere bir heyet oluşturduk. Önümüzdeki hafta içinde görüşmelerimizi yapacağız. Tabii şunu biliyoruz: Onlar da Hayır diyecek ve bunun için hazırlanıyorlar. Fakat biz bölük pörçük bir kampanyadan yana değiliz; tavrımızı, gücümüzü birleştirmekten yanayız.”
Birleşik Haziran Hareketi:Herkes kendi Hayır’ını örgütlemeli

Birleşik Haziran Hareketi (BHH), referandum öncesi ittifak tartışmaları sırasında tutumu en çok tartışılan öznelerden biri. Avrupa’da Hayır Platformu içinde yer almayan BHH, çalışmaları “merkezi bir dil” ile değil “yerellerden” örgütlemek gerektiğini savunuyor.
Gencay Sözüdoğru, hem Özgürlük ve Dayanışma’nın hem de Birleşik Haziran Hareketi’nin Almanya Yürütme Kurullarının üyesi. Sözüdoğru, “Neden Hayır” sorusuna şöyle yanıt verdi: “Gayet net: Türkiye’de şu anda fiili bir başkanlık sistemi yürütülüyor. Asıl olan şu: Türkiye’de ihlal edilen bir anayasa ve hukuk düzeni var. Bu düzenlemelerle ters düz edilen hukuka, hukuksuzluğa yeni bir hukuk düzeni kazandırılmaya çalışılıyor. Tamam bir liderin saltanatının ilan edildiği bir rejim değişikliği yapılıyor.”
BHH ‘Hayır’ ittifakına karşı
Sözüdoğru, Hayır kampanyası dolayısıyla oluşan birliktelikleri faydalı görmediklerini belirtti ve bunun gerekçesini şöyle açıkladı: “Birbirinden çok farklı çevrelerin Hayır dediğini görüyoruz. Her ne kadar MHP liderleri AKP’yle birlikte çalışsa da, MHP’nin tabanında da ciddi bir Hayır refleksi olduğunu okuyabilmek mümkün. Bunun dışında toplumun çeşitli kesimlerinde, kimlik hareketlerinden tutun da sosyal demokratlara, sosyalistlere kadar geniş bir tabanda, farklı gerekçelerle Hayır’ın yükseldiğini görüyoruz. İktidar ise çok net biçimde gerek Kürt Hareketi’ni, gerek Fethullahçı Terör Örgütü’nü, gerekse birbirinden farklı siyasal akımları hem kriminalize ederek yan yana göstermeye çalışıyor ve hem de Hayır blokunu şer bloku olarak göstermek istiyor. Bu açıdan Hayır cephesi şüphesiz anlamlıdır ama genel bir Hayır cephesinin iktidara yarayacağını düşünüyoruz. Bu yüzden de yerellerde kampanya örülmesinin daha doğru olduğunu düşünüyoruz.”
Kürt Hareketi’yle yan yana görünmeme isteği mi?
Bu açıklamalar, birçok kişi tarafından “Kürt Hareketi’yle yan yana görünmeme isteği” olarak okunuyor. Sözüdoğru’ya bu yorumları da sorduk ve şöyle yanıt verdi: “Kesinlikle böyle bir şeyden bahsetmiyorum. Biz Birleşik Haziran Hareketi olarak da, Özgürlük ve Dayanışma olarak da Kürt sorununun demokratik çözümünün yanında bir tavır içindeyiz. Kürt Hareketi’nin taleplerinin de yanında durmakla birlikte, dayanışma ilişkisi içinde olmak gerektiğini düşünüyorum. Hayır kampanyasının ise merkezi düzeyde, yukarıdan bir ilişkiyle geliştirilmesinin doğru olmadığını düşünüyorum.”
Sözüdoğru, yerellerde ise BHH ile diğer kurumlar arasında birliktelikler kurulabileceğini, bunun örneğinin ise Almanya’nın Münih kentinde yaşandığını söyledi.
‘Kampanya başladı’
Peki Birleşik Haziran Hareketi, bu kapsamdaki çalışmalara start verdi mi? Sözüdoğru, şöyle yanıt verdi: “Biz başladık bile. İlk olarak 1 milyon Hayır mektubu benzeri bir çalışma yapmak niyetindeyiz. Almanca ve Türkçe meramımızı anlatabilecek samimi bir dil ile mektup hazırlayacağız ve ulaşabildiğimiz bütün adreslere göndereceğiz. Meclislerimizin olduğu her yerde stant ve bildiri çalışmaları yapılıyor. Berlin’den Hamburg’a 16 noktada Birleşik Haziran Hareketi, Almanya ve Avrupa’da Hayır kampanyasını başlatmış durumda.”
Buraya yürek taşımak gerekiyor!

Ali Mahir Okçan, Almanya’da çalışmalarını sürdüren Alternatif Derneği’nin yöneticisi. Ayrıca Karadenizli bir Laz olan Okçan, “Neden Hayır” sorusuna, “Çok cevap var, nereden başlasam” diye yanıt veriyor ve devam ediyor: “Şiddetle söylemem gerekirse, bu anayasa değişikliğinin zaten memnun olmadığımız mevcut parlamenter sistemi dahi reddederek bütün kuvvetleri tamamen bir yere bağlayan bir yetkiyi arıyor olması, birinci temelimizdir. Cumhurbaşkanını denetleyecek hiçbir kurum olmayacak; hatta tam tersi, cumhurbaşkanı parlamentoyu denetleyecek.”
Mevcut parlamenter sistem içinde de diktatörlüğün yaşandığını belirten Okçan, “Osmanlı’dan bu yana dayandırılan bir parlamento geleneği olan Türkiye Cumhuriyeti’nde bu parlamenter sistem de aslında Anadolu’daki halkları felç etmiş, göçertmiş, soykırımlara uğratmış. Parlamenter sistem de ne yazık ki Allah razı olsun diyebileceğimiz bir sistem değil. Bir sistemin adının ne olduğundan değil, nasıl şekillendiğinden bahsetmek zorundayız” diyor.
Ne yapıldı?
Lazların da Osmanlı’dan bu yana bu sistemin “parçaladığı, kırdığı, darmadağın ettiği” halklardan biri olduğunu söyleyen Okçan, şimdiye kadar Hayır için yaptıklarını ise şöyle özetliyor: “Kısmen bazı çalışmalar yaptık. Mukim olduğumuz dernekler eliyle de yürütüyoruz bazı çalışmaları. Ama resmiyet kazandı mı? Hayır. Çevremizde bazı ilişkilerimiz var. Alevi dernekleri var. Onlarla dostane ilişkiler sürdürüyoruz. Dernekler arasında toplantılar yapmaya devam ediyoruz. Ama mesela HDK’nin buraya tercümesi ne olabilir sorusunun yanıtı, henüz bizim çevremizde çok verilmiş değil.”
‘Umudu örgütlemek’
Okçan, bu sürecin en önemli gereğini ise “umudu örgütlemek” olarak açıklıyor: “Açık oturumlar ve gösterilerle çalışmamızı besleyerek bir umudu örmek zorundayız. Çünkü şu anda kudret ve kuvvetle kirletilen veya zayıflatılan bir umut var. İnsanlar korkuyor. Türkiye’ye girerken uğrayabilecekleri soruşturmalar nedeniyle korkuyorlar. Facebook üzerinden muhalif olanların bile çetelesi tutuluyor. Bütün bunlar, hakikaten Hayır diyecek kitlenin yükselişi açısından problemler teşkil ediyor. Bunu kırmak gerekiyor. Kırmak için de daha diri ve daha geniş bir ortaklıkla hareket etmek gerekiyor. Tepkisi henüz devreye girmemiş kesimleri de kapsayan bir çalışma yapmak zorundayız.”
‘Hayır için çok sebep var’
7 Haziran ve 1 Kasım’da HDP’ye Avrupa’da kazandıran, güçlü atmosferdi. Peki referandumda Hayır çalışmaları, aynı atmosferi yaratabilecek mi? Okçan, şöyle yanıt veriyor: “Oluşması için çok sebep var. Çünkü baskılar eskiye oranla çok fazla arttı. HDP’nin seçilmiş eşbaşkanları, milletvekilleri tutuklu. Kürt illerinde belediyelere kayyum atandı, başkanlar hapse atıldı. Bütün bunlar birleştirildiğinde, Hayır demek için çok daha diri kampanya yürütülmesinin maddi temeli var. Ama bütün bu saldırılar karşısında bir geri çekilme potansiyeli de bulunuyor. İşte o nedenle buraya yürek taşımak gerekiyor. Bunun bedelini Türkiye’de insanlar gerçekten hapislere girerek ödüyorlar; ondan daha ağır bedeller de ödendi; insanlar hayatlarıyla ödediler. Dolayısıyla anladığım kadarıyla Hayır demek için geçmişte HDP’ye evet vermekten daha fazla sebep var. Bu potansiyeli harekete geçirdiysek, bu kez Hayır’ı da belki daha da büyüterek harekete geçirmemiz gerekiyor. Bunu başarmamız gerekiyor. Bunun yolunu yordamını kongremizde de konuşmalıyız.”
Arap Alevileri net: Böyle şey olmaz!

Avrupa’da Hayır diyecek kurumlardan biri de, Avrupa Arap Alevileri Federasyonu. Federasyon, 2014’ten bu yana çalışmalarını sürdürüyor. 10 dernekle yola çıkan federasyona bağlı, şu anda 14 dernek var. Avrupa’da Arap Alevilerinin 25 civarında derneği var ve federasyonun hedefi giderek bütün dernekleri kapsayan bir çatı haline gelmek.
Nihat Nalca, Arap Alevileri Federasyonu Genel Başkanı. Neden Hayır dediklerini şöyle açıklıyor: “Biz sadece referandumda değil, bu hükümetin bütün politikalarına Hayır diyoruz. Çünkü olmaz yani, böyle bir şey olamaz. Her şey bir kişinin elinde olamaz. Bunun neresi demokratik? Her mantıklı insanın böyle bir politikaya Hayır demesi gerekiyor.”
Nalca, Hayır kampanyası çalışmalarının ise henüz olgunlaşmadığını ama hitap ettikleri kitlenin en az yüzde 90’ının referandumda Hayır oyu kullanacağından emin olduklarını belirtiyor.
Konu Arap Alevileri olduğu için konuşmanın bir yerinde Hatay ve Adana çevresinden bahsedince ise, bambaşka bir konuya doğru geçiş yapıyoruz. Nalca, “Biz sadece oralardan ibaret değiliz” diye kızıyor ve Arjantin, Şili, Venezuela, Brezilya gibi Güney Amerika ülkelerinde 10 milyona yakın Arap Alevisi nüfusu olduğunu belirtiyor. “Peki nasıl olabilir böyle bir şey” diyoruz ve anlatıyor: “Onlarla ilişkilerimiz de var, bayramlarımızda bir araya geliyoruz bazen, hikayelerini dinliyoruz. Osmanlı zulmü olduğunda bu insanlar, gemiyle kaçmışlar. Limana gelen herhangi bir gemiye binmişler, nereye gideceğini bilmeden. Gemi Arjantin’de durmuşsa, orada inip yaşamanın yoluna bakmışlar; Brezilya’da durmuşsa, orada… Zulümden kaçıp nerede ekmek buldularsa oraya yerleşmişler.”