
Almanya’daki farklı kesimleri temsil eden 40 örgüt, Halkların ve Değişimin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş’ı desteklemek için bir miting düzenledi. Farklı etnik ve siyasal kimliklerden binlerce kişinin katıldığı mitingte, sanatçılar Çetin Oraner ve Ozan Emekçi de sahne aldı.
Kobanê’yle dayanışma çağrısı
Köln kent merkezindeki Neumarkt Meydanı’nda gerçekleştirilen miting, saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından ilk konuşmayı, Rojava Halk Meclisleri Eşbaşkanı Sinem Muhammed yaptı. Kitlenin büyük bir coşkuyla karşıladığı Muhammed, şunları söyledi: “Bugün 19 Temmuz Direniş Günü. Rojava Devrimi’nin yıldönümü. Hepimize kutlu olsun. 19 Temmuz, 14 Temmuz Direnişi’nin devamıdır. Kürtlerin birlik günüdür. Bugün Kobanê’de çok şiddetli bir saldırı var. Bu saldırı, tüm Kürtlere karşıdır. Kobanê’nin başarısı, Amed’in başarısı olacak. Herkesi Kobanê’yle dayanışmaya çağırıyorum.”
Herkes kendi diliyle selamladı
Muhammed’in konuşması ardından mitinge katılan farklı kesimlerin temsilcileri, kitleyi kendi dilleriyle selamladı. Bu bölümde, Almanya Demokratik Toplum Merkezi Eşbaşkanı (NAV-DEM) Yüksel Koç, Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AvEG-Kon) Eşbaşkanı Şafak Arabacı, Avrupa Süryaniler Birliği (ESU) temsilcisi Juhan Kadiro, Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu temsilcisi, Avrupa Barış ve Demokrasi Meclisi (ABDEM) temsilcisi Selma Kocivasel, Mezopotamya Halk Kongresi’nden Numan Uğur, Ermeni örgütü Nor Zartonk’tan Alexis Kalk, Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) Eşbaşkanı Ali Köylüce, Ezidi Dernekleri Federasyonu (FKÊ) Eşbaşkanları Leyla Şengali ve Ali Atalan, Kürdistan İslam Toplumu (CÎK) Başkanı Nizamettin Toğuç, Mezopotamya Demokratik Kültür ve Sanat Hareketi (TEV-ÇAND) temsilcisi, Kürdistan Öğrenciler Birliği (YXK) temsilcisi Delal Şirin, Avrupa Sürgünler Meclisi temsilcisi Enver Toksoy, Yaşanacak Dünya/Devrimci Proletarya temsilcisi Çiğdem Devran, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi temsilcisi, Avrupa Dersim Yeniden İnşa Cemiyeti temsilcisi, Avrupa Dersim Soykırımı Karşıtı Derneği temsilcisi, Kurmeş Derneği temsilcisi, Avrupa Karerliler Derneği’nden Müsrel Menteşe, Avrupa Karakoçanlılar Derneği’nden Ali Haydar Oral, Avrupa Kürt Kadın Hareketi temsilcisi, Sosyalist Kadınlar Birliği’nden Ayşe Yeter ve Avrupa Ermeni Konseyi’nden Rapi Bedikyan kısa konuşmalar yaparak Demirtaş’ı neden desteklediklerini anlattı.
Kurum temsilcilerinin ardından kitlenin büyük coşkusuyla konuşmasına başlayan Demirtaş, kitleden gelen “Uzun konuş” seslerine, “Ben konuşurum, siz dinlersiniz bir şey olmaz da, ben konuştukça birileri çatlıyor” sözleriyle yanıt verdi.
AB’ye Filistin ve Rojava eleştirisi
Rojava’ya yönelik IŞİD saldırılarını lanetlediğini belirten Demirtaş, şunları söyledi: “Rojava halklarının direnişle destanın nasıl yazılacağını gösteren bütün kardeşlerimizin yanındayız. Köln’den Rojava’ya binlerce selam olsun. Mazlum Filistin halkının özgürlük arayışının da yanında olduğumuzu ifade etmek istiyorum. İsrail saldırılarının bir an önce durdurulması, ateşkesin sağlanması çağrısı yapıyorum. Özellikle Almanya’nın da içinde bulunduğu Avrupa Birliği’nin İsrail yanlısı tutumunu anlamakta zorlanıyoruz. IŞİD çetelerine karşı sessizliklerini anlamakta zorlanıyoruz. Avrupa bugün IŞİD’e karşı tavır almayacaksa, başka ne zaman alacak? Özellikle bir Alman parlamenterin oradaki gözlemlerinde, IŞİD’in elinde Alman menşeili silahların olduğu tespit edildi. Bu silahlar oraya nasıl ulaştı? Bunun da açıklanması, izah edilmesi lazım. Eğer ki Almanya’da demokrasi, insan hakları işliyor diyorsanız, Filistin’e, Rojava’ya, Musul’a sessiz kalamazsınız.”
‘İsraille ticaret en yüksek seviyede’
AKP Hükümeti’nin Filistin ve Rojava politikasını da eleştiren Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hatırlarsanız, beyefendi (Türk Başbakan Erdoğan) bundan bir süre önce bir yerlerde parmak sallamış, one minute demişti, bir yerlerde bayram havası vardı. Zannedersiniz ki İsrail’e boyun eğdirmişti; o günden bugüne de İsrail kendine gelememişti. Türkiye’deki İsrail politikası bundan ibaret. Daha bunun üstüne tek bir politika oluşturacak cümle kuramadılar. Askeri anlaşmalar, silah anlaşmaları, tatbikatlar devam ediyor. Malatya’daki NATO üssü dahil olmak üzere bütün askeri üslerin kullanımı İsrail’e açık. AKP döneminde İsrail’le ithalat ve ihracatta, İsrail’in lehine cumhuriyet tarihinin en büyük artışı yaşandı. Bunlar gizlenerek, saklanarak, ‘Gazze’nin yanındayız, Filistin halkının yanındayız’ yalanıyla politika yürütülebilir mi?”
‘Biz teröristiz; IŞİD can kardeş’
Erdoğan Hükümeti’nin “yalan, riya ve ikiyüzlülük üzerine kurulu” olduğunu kaydeden Demirtaş, eleştirilerini şöyle sürdürdü: “IŞİD denilen barbarlar Kobanê’de Türkiye sınırına dayanmış; iki aydır ne Erdoğan’ın ne Davutoğlu’nun sesi çıkıyor. Tek bir açıklama yapmıyorlar. IŞİD’e karşı söyleyebildiği en sert cümle ne biliyor musunuz: ‘Ya inancınız varsa, bizim o rehineleri bırakın.’ IŞİD’e karşı kullandıkları en sert cümle bu. Bize söylediklerinin haddi hesabı yok. Daha üç gün önce, ‘HDP’nin parlamenter sistem içerisinde yeri yok, Meclis’te bile olmaması lazım’ diyebildi, değil mi? Ona göre HDP Meclis’te fazlalıktır ama IŞİD’in mesela bir milletvekili grubu olsa, parlamentoya girse, başbakan onları baş tacı yapacak; onlara bir şey diyemiyor. Onlar onun can kardeşleri. O kelle kesip top oynayanlar var ya, çocukları kadınları gece gündüz katledip tecavüz eden barbar sürüsü var ya, başbakan onlara neredeyse can kardeşim gözüyle bakıyor. Biz teröristiz, Berkin Elvan terörist, Ali İsmail Korkmaz terörist; IŞİD beyefendinin kardeşi. Konuşabiliyorsan konuş şimdi. IŞİD’e karşı yap açıklamayı.”
Demirtaş, cumhurbaşkanlığı adaylığının dengeleri sarstığını ifade ettiği konuşmasını, şu sözlerle sürdürdü: “Bunlar kendilerine nasıl bir Türkiye hayal ettiler? Tayyip Erdoğan bütün Türkiye’nin hakimi, 76 milyonun padişahı olacak; geri kalan da tebaa olacak, ona tabii olacak, kulluk görevini yerine getirecek. Başbakandan demokrasi, barış dileyeceğiz; o lütfederse teşekkür edip ilikleyeceğiz düğmelerimizi, boynumuzu büküp karşısında melül melül duracağız. Böyle bir Türkiye hayal etmişlerdi. Şimdi karizması çizildi. Baktı ki karşısında böyle bir halk yok. Türk, Kürt, Alevi, Sünni, Êzîdî, Ermeni, işçi, köylü ve en önemlisi kadınlar, işte o karizmayı çizdiler. Bir anda Türkiye’nin başkanlığına, tek hakim gücüne hazırlanırken şok oldular. Baktılar ki Trakya’dan Hakkari’ye kadar her yerde eşitliğe, kardeşliğe bir özlem var. Ve bu özlemi giderecek bir adayları var. Halkın içinden çıkmış, hakiki bir halk adamı var. En çok da korktukları bu oldu işte.”
‘Türkiye’nin havası değişti’
Cumhurbaşkanlığı seçimlerini şimdiden kazandıklarını belirten Demirtaş, Türkiye’de bir ay öncesine kadar karamsar bir tablonun bulunduğunu, ancak HDP’nin çalışmalarıyla bu tablonun aşıldığını kaydederek, “İzmir’de de, Tekirdağ‘da da, Antalya’da da, Çorlu’da da bu ruh hali vardı. Şimdiyse Türkiye’nin havası değişti” dedi.
‘72 millete bir nazarla bakacağız’
AKP Hükümeti’nin politikalarının toplumu böldüğüne, farklı kesimleri birbirine düşman ettiğine dikkat çeken Demirtaş, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “İstediler ki, Aleviler Sünni’ye, Sünniler Alevi’ye düşmanca baksın. Kürt Türk’le yan yana gelemesin. Bütün ezilenler kendi içlerinde parçalansın. Ermeni’ye kardeşim demeyelim; Yahudi bizim düşmanımız olsun; Rum, Arap, Çerkes, Pomak asla mahallemizden bile geçmesin. Herkes Türk olsun, herkes Sünni olsun. Bunun için yıllarca uğraşıp didindiler; önemli ölçüde başardılar. Biz bir araya gelmeyelim, tek yumruk olmayalım diye ellerinden geleni yaptılar. Şimdi sıra bizde. Bütün bu ayrılığı, gayrılığı ortadan kaldırma imkanımız var. Ortak paydamız ne olacak? 72 millete bir nazarla bakacağız.”
‘HDP de yanlış yapsa veto ederim’
Şimdiye kadarki iktidarların yalnızca kendi çıkarlarını düşündüğünü belirten Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Öyle bir iktidar olsun ki, cumhurbaşkanı olsun ki, başörtülünün de yanında olsun, başı açığın da; kemalistin de yanında olsun sosyalistin de; Kürt’ün de yanında olsun, Ermeni’nin, Alevi’nin de... Kim nerede eziliyor, dışlanıyorsa, kimin yaşamına müdahale ediliyorsa, kim yoksul, aç, perişansa onun yanında olsun. Hükümetin ve parlamentonun denetlenmesi ve dengelenmesi için böyle bir cumhurbaşkanı olması gerekir. Cumhurbaşkanının önüne bir yasa geldiğinde, ‘Bu yasa uluslararası sermayeye, devlete yarıyor mu’ buna bakmayacak. ‘Bu yasa işçiye, emekçiye yarıyor mu, kadınlara yarıyor mu, çevreye zarar veriyor mu’ buna bakacak; uymuyorsa veto edecek. Bakın, taşeron işçilerle ilgili yasayı nasıl onayladılar. Soma’daki 301 madencinin hakkını, hukukunu çiğneyen torba yasayı parlamentodan nasıl geçirdiler. Şimdi biz Çankaya’da olsak, AKP’nin hukuka aykırı ne kadar yasası varsa veto ederiz. Sadece AKP’nin de değil. Açık söylüyorum: Ben cumhurbaşkanı olsam ve ilk seçimde benim partim, Halkların Demokratik Partisi iktidar olsa ve o yanlış yasa getirse onu da veto ederim. Aslolan halkların çıkarıdır.”
AKP seçmenlerine çağrı
AKP’ye oy vermiş seçmenlere de seslenen Demirtaş, “Sizler oy verdiğiniz başbakanı düşünüyorsanız, onu seviyorsanız, bana oy verin. Ben cumhurbaşkanı olursam, onu denetlemek kolay olur; yanlışlarının üstesinden gelmek kolay olur. Tayyip Erdoğan’ı sevenler, doğru kişi benim ben” diye konuştu.
‘Yurtdışı seçmeni inançla sandığa’
Avrupa’da oy kullanacak seçmenlere de çağrıda bulunan Demirtaş, “Avrupa’nın dört köşesinden oy kullanacak herkes, inançla sandığa gitmelidir. İki milyon sekiz yüz bin yurtdışı oyu var; Türkiye oylarının yüzde beşine tekabül ediyor. Yani cumhurbaşkanını belirleyecek kadar oy potansiyeline sahipsiniz. Ülkenizdeki yeni bir yaşamın, gerçek bir demokrasinin adımlarına siz de katılabilirsiniz” diye kaydetti.
Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Oy verme kabinine girdiğinizde önünüzde üç fotoğraf olacak. Bir kez daha her birine, her birinin gözüne dikkatlice bakın. Karşınızda üç fotoğraf ve siz onlarla başbaşa olacaksınız. Geçmiş dönemlerde kime oy vermiş olursanız olun; vicdan gözünüzle bir kez daha bakın. Size ne yaptı şimdiye kadar onlar? O Kürt müdür, Türk müdür, Gürcü müdür, buna bakmayın. Hangisi seçilirse, bütün Türkiye halkları nefes alır? Hangisi seçilirse, Türkiye’nin bütün kimlikleri kendini özgür hisseder? Hangisi Çankaya’ya giderse, Türkiye’de barışın önü açılır? Hangisi Çankaya’da olursa, benim gerçek düşüncelerimi ifade etmek daha rahat hale gelir? Hangisi olursa, ibadetimi rahat yaparım? Hangisi Çankaya’da olursa, kimse benim özel yaşamıma karışamaz? Hangisi olursa, hükümetlerin yanlışına daha fazla baskı kurar, adaletten yana tavır alır? En çok da şunu düşünün: Bunlardan hangisi ne çalıyor? O kabinde üç fotoğrafla başbaşayken bunları düşünün ve o beş saniyede içerisinde mühür doğru yere basılmışsa Türkiye’nin önünü açmış olacaksınız, yeni yaşamın temellerini atmış olacaksınız.”
‘Sürgünlerin dönüşü için’
Konuşmasının sonunda Avrupa’da sürgünde yaşayanları selamlayan Demirtaş, son olarak şunları söyledi: “Onların da ülkeye dönüşleri, gururla, onurla, başı dik bir biçimde sınır kapılarından geçişlerini izlemek istiyorsak, yine doğru yere mühür basmak gerekiyor. İnşallah en kısa zamanda Avrupa’daki bütün sürgünler de ülkeye dönmüş olurlar. Sizler de önümüzdeki kısa günlerde hem oylarınıza sahip çıkmak hem de ikna olmayan varsa ikna etmek için canla başla çalışmalısınız. Halk olarak ilk defa Çankaya’ya adayız. Paramız onlar kadar yok; ama gönül hazinemiz onlardan zengin. Bu nedenle bir kazandık, biz kazanacağız.”
Y. ÖZGÜR POLİTİKA/HABER EKİBİ