• Kobanê davası avukatlarından Cahit Kırkazak, siyasi iktidarın bu dava ile ülkeyi yönetememesinin hıncını alma arayışında olduğunu vurgularken, Ezgi Güngördü ise kararın önceden verildiğini söyledi.  

MASİS HESKİF/ANKARA

DAİŞ’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı gerçekleşen 6-8 Ekim protestolarından 6 yıl 3 ay sonra 28’i tutuklu 108 kişi hakkında açılan davanın ilk duruşması dün başladı. Sincan Kampüsü’nde, Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlanan duruşmada, aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da bulunduğu 108 kişi var. Duruşmanın olduğu yerleşke, çevresi ve duruşma salonu jandarma ve polis ablukasındaydı. 

3 Mayıs’a ertelendi
Avukatların mahkeme heyetinin tavrı nedeniyle duruşmayı protesto ederek dışarı çıkması esnasında, duruşma salonu bahçesinde “kuş uçurtulmazken” Alperen Ocakları’na mensup oldukları öğrenilen 5 kişilik bir grup etrafa tehditler savurarak avukatları provoke etmeye kalkıştı. Ardından bu grup avukatların tepkisi sonucu polis eşliğinde bahçeden çıkartıldı.  
Avukatların yargılama şekli açısından tepki gösterdiği mahkeme heyeti, duruşmaya 3 Mayıs tarihine erteledi. Kobanê Davası avukatları mahkeme başkanının tutumunu ve davanın seyrine ilişkin konuştu. 

Mahkeme provokasyona açık
Hakimin, tüm avukat arkadaşlarının mahkemeye almak istememesiyle duruşmaya başlamak istendiğini, bu yüzden duruşma salonunu terk ettiklerini dile getiren dava avukatlarından Cahit Kırkazak, mahkeme salonunun polis ve jandarma ile doldurulduğunu söyledi. Kırkazak şöyle konuştu: “Sincan’daki 5 kilometrelik alanda ‘güvenlik önlemi’ alan, içerde mahkeme heyetine ısrarla söylememize rağmen avukatların olduğu yere kolluk personeli koymasından kaynaklı çoğu arkadaşımız ilk etapta içeri alınmadı. Ayrıca bazı provokatörlerin bizim aramıza girerek ve slogan attırılmasına izin verilmesi mahkemenin provokasyona açık olduğu kesindir. Mahkeme heyeti duruşmanın başından itibaren avukatlarla iletişime kapalı. Oysa yargılamanın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için heyetin savunma kürsüsüyle birlikte hareket etmesi gerekir. Mahkeme heyeti ilk dakikalardan itibaren bize karşı nezaket sınırlarını aşacak bir şekilde itibarsızlaştırma gibi bir tutumu vardı. Taleplerimizi de hiçbir şekilde dikkate almıyor. Özellikle dünden başlayan İçişleri Bakanı’nın dava ile ilgili paylaştığı videosu ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un yapmış olduğu açıklama duruşmaya direkt etkisi var."

Heyetin tarafsızlığını yitirdiği çok açık
Mahkemenin reddi hakim taleplerini dikkate almayarak duruşmaya devam ettiğini belirten Kırkazak, hakimin hakim sıfatı taşıyan özelliklerini kaybettiğini düşündüğünü söyledi. Kendileri dışında bir yargılamanın sürdüğünü dile getiren Kırkacak, “Bu durum, bir önceki dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Demirtaş kararındaki belirtmiş olduğu bu tür yargılamaların AİHS 18’inci madde kapsamında yapıldığına ilişkin somut göstergelerinden bir tanesi olduğunu gösteriyor. Heyet motivasyonlu ve bizimle hiçbir şekilde iletişime geçmiyor. Mahkeme heyetinin tarafsızlığını yitirdiği çok açık. Kendi kendine yargılama yürütüyor. Biz ise ısrarla dosyada istinat edilen eylemlerin somut gerçeği ortaya çıkması için çaba gösteriyoruz ama bu çabamız karşılık bulmuyor” dedi.  

Ülkeyi yönetememenin hıncını HDP’den alıyor
Siyasal iktidarın bu dava ile 7 Haziran sürecinin ve şu anda ülkeyi yönetememesinin hıncını alma arayışında olduğunu vurgulayan Kırkazak, “Bir bakıma aslında ülkeyi yönetememe halini Kürtlere ve HDP’ye saldırarak kendi kitlesini motive etmeye çalışıyor. Yerli ve milli bir refleksle kendi başarısızlığının üstünü örtmeye çalışıyor. Biz bu provokasyona gelmeyeceğiz. Biz yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için çaba göstereceğiz” şeklinde konuştu. 

Avukat sıralarına çevik kuvvet oturtuldu 
Duruşma öncesi Mahkeme heyeti ile bir görüşme yapıldığını ve bu görüşmede davaya katılımların sorun teşkil etmeyeceği üzerine uzlaşıya gidildiğini söyleyen dava avukatlarından Ezgi Güngördü, duruşma başlandığında mahkeme heyetinin avukatların içeri alınmasına bile engel olduğunu ifade etti. Güngördü, “Arkadaşlarımızın içeri alınmamasını pandemi koşulları bahane edildi. Ancak duruşmada şöyle bir durum vardı, avukat sırasının ilk sırasına tamamen çevik kuvvet oturtulmuştu. Biz, çevik kuvvetin kalkmasını, onların yerine avukatların alınmasını talep ettik. Ancak mahkeme taleplerimizi bırakın tutamağa geçirmeyi, hiçbir şekilde taleplerimizi dinlemedi bile. Biz de bunun üzerine avukatlar gelmeden yargılamaya, kimlik tespitine bile başlanamayacağını savunduk. Ardından bizleri dikkate almadan avukatsız şekilde kimlik tespitine geçildi. Biz de bu tutumu protesto edip dışarı çıktık” dedi.

‘Karar önceden verilmiş’
Protestolarının ardından müvekkillerinin hak kaybı yaşamaması için iddianame okunma aşamasında içeri girdiklerini dile getiren Güngördü, “Bu defa da reddi hakim taleplerimizi dile getirdik. Mahkemenin taraflı olması sebebiyle heyeti ret ettiğimizi söyledik. Ancak mahkeme CMK ilgili maddeleri gereğince bir karar verip bize itiraz süresi vermesi gerekirken taleplerimizi üstelik duruşma sırasında yazılı bir şekilde sunmamıza rağmen herhangi bir karar okunmaksızın iddianamenin okunması aşamasına geçildi ve devem etti. Mahkeme heyetinin adil bir yargılanma yapmayacağı daha ilk duruşmadan ortaya çıkmıştır. Bu tutumla beraber karar önceden verilmiş gibi görünüyor. Bu karar yeni değil, çok uzun süredir özellikle son 5 yıldır eş başkanlar nezdinde götürdükleri kriminalize etme çabasında da anlaşılıyor” ifadelerini kullandı. 

‘Mahkemeye özel atanan heyet bakıyor’
Dava avukatlarından Kenan Maçoğlu ise şunları söyledi: “Mahkeme sürecinin böyle olacağı geçtiğimiz aydan itibaren de belliydi. Geçtiğimiz HYSK bu mahkemeye ikinci bir heyet atamıştı. Bu ikinci heyet sadece Kobanê Dosyası’na bakacak şekilde planlandı. Bu heyetin atanması özel bir atama olduğu belli. Bu da mahkemenin genel gidişatını gösteriyordu. Hızlı bir yargılama ile sonuca gitmek istediler. O yüzden şu aşamadaki bütün taleplerimizi de reddettiler. Yanlış kararlar aldılar bu sebeple reddi hakim talebinde bulunduk. Reddi hakim talebimize bile yanıt vermeden iddianameyi okumaya başladılar.”