• Şehitler için düzenlenen anmalara katılan şehit anneleri, yakınları ve yurttaşlar, demokratik bir çözüm ve onurlu bir barış için şehitlerin taleplerinin unutulmaması gerektiğini vurguladı.

 

İzmir'in Buca ilçesinde, Kent Yaşamında Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Birlik, Kültür, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Ege (EGE-MEBYADER) öncülüğünde, şehitler için Çamlıkule Mahallesi'ndeki Pasurlular Dayanışma Derneği'nde üç gün süren anma programları düzenlendi. Barış Anneleri Meclisi üyesi Peyrûze Kurt, 30 yılın ardından tahliye edilen Avesta Kültür ve Dil Araştırmaları Derneği'nin Kürtçe öğretmeni Çeçan Topçu, Barış Annesi Mîhrînaz Merhan, şehit kız kardeşi Sevim Ökmen ve EGE-MEBYA-DER üyesi Mehmet Bayram, AW'den Mansur Kuyumcu'ya konuştu.

Onurlu bir barış istiyoruz

İzmir Barış Anneleri Meclisi'nde Peyrûze Kurt, annelerin yüreğinin bir kez değil, onlarca kez yandığını belirterek, kendisinin de iki şehit annesi olduğunu, hâlâ çocuklarının cenazelerine ulaşamadıklarını ifade etti. Kurt, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin güçlendirilmesi çağrısında bulunarak şöyle konuştu: “Kürt halkının, Önderliğin ve yol arkadaşlarının başı sağ olsun. Artık yas ve gözyaşı yeter. Artık Kürdistan toprakları ve Türkiye metropolleri yeterince kan yuttu. Kürt ve Türk halklarının özgürlüğünü, barışını ve eşitliğini; onurlu bir barışı istiyoruz. Biz, kin besleyen anneler değiliz; yalnızca barış ve eşitlik istiyoruz. Çocuklarımızın kemikleri ve mezarları yok. Kürt halkına yönelik zulüm ve baskı sona ersin, çocuklarımızın mezarları ve mezarlıkları tahrip edilmesin. Şehitlerimizin cenazeleri bulunsun; kimliğimiz ve dilimiz tanınsın. Eğer bugün barış süreci başlamışsa şehitlerimizin ve onların dökülen kanının sayesindedir. Kimse kimseye zulmetmesin ve biz de kendi dilimiz, rengimiz ve kültürümüzle yaşayabilelim.”

Yakınırsak mahçup oluruz

30 yılın ardından tahliye edilen Avesta Kültür ve Dil Araştırmaları Derneği'nin Kürtçe öğretmeni Çeçan Topçu ise bugün Kürtlerin devlet ile oturup müzakere edebilmesinin; barış, siyaset ve demokratik çözümden söz edebilmesinin şehitler sayesinde olduğunu vurguladı. Topçu, şunları söyledi: “Hareketimiz şehitlerin hareketidir. Artık çizgimize rengini veren, şehitlerin çizgisi, onların yaşamı ve anılarıdır. Onların anılarıyla yaşamalı, maneviyatlarını hissetmeliyiz. Bize güç veren yalnızca özgür bir ülke talebi ya da toplumsal eşitlik değildir; aynı zamanda şehitlerin anısı ve onlarla kurduğumuz bağdır. Bizi ayakta tutan şey budur. Ölsek de ayakta öleceğiz. Ayakta olduğumuz sürece yakınmaya hakkımız yok. Eğer yakınır ve şikâyet edersek şehitlerimizin karşısında eksik kalırız, mahçup oluruz. Dilimiz eğitim ve resmi dil hâline gelmeden, Kürt halkının statüsü tanınmadan, asimilasyon sürdüğü ve savaş politikaları devam ettiği sürece demokratik çözüm gerçekleştirilemez. Devletin artık bunlara son vermesi gerekiyor.”

35 yıl öce gitti

Barış Annesi Mîhrînaz Merhan da ödenen ağır bedellere dikkat çekerek, oğlunun 35 yıl önce gittiğini ve 27 yıl önce şehit düştüğünü hatırlattı. Merhan, şunları ifade etti: “Çok kan döküldü. Artık kan dökülmesini istemiyoruz. Önderliğin ve bu halkın başı sağ olsun. Başaracağız.”

Eşitlik temelinde barış

Şehit kardeşi Sevim Ökmen, kardeşinin şehadetine inanmak istemediğini, kendisinin ve annesinin bir gün geri döneceği umuduyla beklediklerini belirterek, “Şehitler bizim geleceğimizdir; bizi bu aşamaya onlar getirdi. Şehitler olmasaydı bugün bir araya gelemez, hatta kendi dilimizle konuşamazdık. Biz eşitlik temelinde bir barış istiyoruz; yalnızca bir tarafın işine yarayacak bir barış istemiyoruz. Dilimizi ve kültürümüzü istiyoruz. Barış istiyoruz ama şehitlerin talepleri unutulmamalı” dedi.

Barış süreci temeldir

EGE-MEBYA-DER üyesi Mehmet Bayram da Kürdistan'ın dört bir yanına birlik çağrısı yaparak özgürlüğün birlikle mümkün olduğunu belirtti. Bayram, şunları söyledi: “Barış sürecinden söz edildiğinde zaman zaman süreç hafife alınarak değerlendiriliyor. Oysa ben bu süreci her şeyin temeli olarak görüyorum. Yüzlerce yıldır kanımız dökülüyor ve biz kendi varlığımızı göremiyorduk. Bu Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde benim inancım, kendi varlığımıza bütünüyle ulaşacağımız yönünde. Belki zorluklar yaşayacağız ama Önderlik tarafından temeli atılan şey hayata geçecek.” İZMİR