AKP'nin sürekli gündemden düşürmek istediği Çorlu tren katliamında yaşamını yitirenlerin aileleri ve avukatları, görülen ilk dava duruşması öncesi ve sonrasında yaşananlara ilişkin düzenledikleri basın toplantısında Meclis Araştırma Komisyonu kurularak katliamın aydınlatılmasını ve sorumluların yargılanmasını istedi. Çorlu tren katliamında yaşamını yitirenlerin aileleri ve avukatları, 4 Temmuz Perşembe günü Çorlu 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşma öncesi darp edilmeleri ile başlayıp, basına “Mahkemeye gelen aileler olay çıkardı” iddialarıyla yansıyan sürece ilişkin Beyoğlu’nda bulunan İstanbul Barosu Kültür Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, faciada yaşamını yitirenlerden bazılarını aileleri ve İstanbul Barosu'na mensup avukatlar yer aldı. ‘Bu kaza katliam olarak tanımlanabilir’ Avukatlarından Mürsel Ünder, yaptığı açıklamada katliamın üzerinden 1 yıl geçtikten sonra yapılan yargılamanın ilk duruşmasının henüz başlamadan bittiğini ve mahkeme heyetinin dosyadan çekilme kararı verdiğini belirtti. Ünder, “Çorlu’nun Sarılar Köyü yakınlarında 8 Temmuz 2018 tarihinde yaşanan tren katliamında biri 6 aylık bebek olmak üzere 7’si çocuk 25 yurttaşımız yaşamını yitirmiş, en az 328 yurttaşımız ise yaralanmıştı. Bilinen ve alınmayan önlemler nedeniyle göz göre göre yaşanan bu kaza ancak katliam olarak tanımlanabilir” dedi. ‘Aileler taciz edildi’ Yaşanan olaylar neticesinde Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Kamu malına zarar verildiği” iddiasıyla bazı avukat ve ailelere soruşturma açıldığını hatırlatan Ünder, duruşma öncesinde yaşananları şöyle dile getirdi: “Duruşma günü sabah erken saatlerde yakınlarını yitiren aileler, yaralılar ve yakınları ile duruşma için hazır olan baro başkanları, milletvekilleri ve ailelerin avukatları Orion AVM önünde toplanarak Adliyeye bir yürüyüş yapmak ve kayıplarını anmak istemişler, ancak yürüyüş sırasında kolluk kuvvetleri tarafından sık sık yürüyüşe müdahale edilmiş, aileler kaldırımlara itilmek suretiyle sürekli taciz edilmişlerdir. Adliye bahçesi girişinde ise kimlik kontrolü dayatması yapılmış, sonrasında katılımcılar herkesin geçtiği ana kapıdan değil, girişi dar bir başsavcılık giriş kapısından adliyeye tek tek X-ray cihazından geçirilmiş, akabinde üzerleri elle aranarak içeri alınmışlardır.” Polis ailelerden birine kafa attı Aileler, baro başkanları, milletvekilleri ve avukatların duruşmanın yapılacağı dava salonunun avlusuna dahi alınmadan klimaların kapatıldığı dar bir koridorda yaklaşık 1 saat bekletildiğini söyleyen Ünder, “Burada da kimlik kontrolü dayatması yapılmış o sırada kimlik ibraz etmeyen sivil bir şahıs tarafından tüm katılımcılar kamera kaydına alınmış, kimlik sorulması ve çekim yapmaması konusunda uyarılması sonrasında ailelerden bir yurttaşa ‘kafa atmak’ suretiyle saldırıda bulunmuştur. Bu sivil şahısın olay yerinde hazır olan kolluk kuvvetleriyle diyaloğu onlarla birlikte olay yerinden ayrılması sebebiyle kendisinin kolluk görevlisi olması kuvvetle muhtemeldir” dedi. ‘350 müştekili dosyaya 135 kişilik salon verildi' Av. Ünder, haftalar öncesinden uygun duruşma salonu tahsis edilmesi konusunda yaptıkları girişimlere de yine olumlu bir dönüş olmadığını paylaştı. Ünder, “Sadece müşteki sayısının bile 350 kişi olduğu dosyada 135 kişilik ısrar edildi. Bu hukuk dışı bekletilmenin sonrasında katılımcılar önce duruşma salonu avlusuna alındı. Bir kısım katılımcı salona alındıktan sonra, ‘salon doldu’ gerekçesiyle duruşma salonunun kapıları kapatılarak kilitlenmiştir. İçeride bulunanların çıkışına dışarıda kalanlarında salona girişine izin verilmemiştir. Adil yargılamayı etkileme suçu işlenmiş, mağdur ailelerin adalete erişim hakkı ellerinden alınmıştır” diye konuştu. Olaylar sırasında ve sonrasında polisin, yakınlarını kaybeden ailelere ‘şov yapma’ gibi söylemlerde bulunduğunu belirten Ünder, “Görevliler duruşma salonuna silahlarıyla girmiş, aileleri salonun içinde dahi taciz etmekten geri durmamışlardır. Her düzeydeki resmi görevlinin engelleme, darp ve saldırılarına karşı duruşmanın başlaması için azami çaba harcayan aileler ve avukatlar olmuştur” ifadelerini kullandı. ’Katliamı kabul etmiyoruz’ Tren yolunun üst ve alt yapısının teknolojik gereklere göre yapılmamasını ve uyarılara rağmen önlem alınmamasını, 25 canın açık bir katliama kurban gitmesini kabul etmediklerini kaydeden Ünder, “Yürütülmeyen soruşturmayı taraflı bilirkişi heyetince hazırlanan raporu sorumluların aklanmasını takipsizlik kararında dahi isimlerin gizlenmesini kabul etmiyoruz. Sorumlusu kamu görevlileri, bakan ve üst düzey bürokratlar olan bir cinayetin üstünün kapatılması için valilik bazı partiler bir kısım milletvekilleri hakim savcı bilirkişi ve onların sesi haber ajanslarınca gösterilen bu organize refleksi yaratılmaya çalışılan karartma manipülasyonu anlıyoruz ancak, izin vermeyeceğimizi belirtiyor, kabul etmiyoruz” dedi. Ünder son olarak, “Takipsizlik kararı yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan başvuruda hukukun önü açılmalıdır" diyerek, Meclis Araştırma Komisyonunun kurularak katliamın aydınlatılmasını ve sorumluların yargılanmasını istedi. Ünder, "Devam eden yargılanmada tüm tarafların katılımlarına uygun bir duruşma salonu tahsis edilmeli, sorumluların tamamının tespitinin sağlanacağı bir şekilde etkili bir kovuşturma yürütülmelidir” dedi. İSTANBUL