Avusturya'nın 16 Eylül'de Brüksel'de yapılacak AP oturumda hazırladığı raporda Türkiye'nin müzakerelerden çıkarılması ve silah ambargosu uygulanmasına yönelik hazırladığı yasa tasarısını genel kuruluna sunacak. Sunacağı bu tasarı öncesi Türkiye-Avsuturya arasındaki gerginlik giderek tırmanıyor. Son olarak Kürdistanlıların Cumartesi günü Viyana Parlamentosu önünde yaptıkları 'Öcalan'a Özgürlük' eylemini Türkiye bahane ederek Viyana Büyükelçisi'ni geri çekti.  


'Barış içerisinde yapılan yürüyüş'

Büyükelçiliğin geri çekilmesinin ardından, Avusturya Dışişleri Bakanı Sözcüsü Thomas Schnöll, "Türkiye'nin Cumartesi Avusturya'da Kürtlerin Öcalan için yapmış olduğu barış içerisinde yapılan bir etkinlikten dolayı büyükelçi çağrıldı ve Dışişleri Bakanlığı'na ültümaton verildi. Dışişleri Bakanlığı'na 'Bize neden izin vermediniz de onlara izin veriyorsunuz' gibi gerekçeler öne sürüldü. Avusturya demokratik bir ülke bizlerin, ülkemizde yaşayan halkların yapacakları eylemler herhanbgi bir ülkeye danışacak değiliz. Demokratik bir ülkeyiz, bu eylemler yasalar çerçevesinde yapılmakta" açıklmasında bulundu.Geçtiğimiz günlerde açıklama yapan Avusturya Savunma açıklama yaparak Hans Peter, Türkiye'deki yönetimi diktatörlük olarak tanımlayarak böylesi bir ülkenin AB'de yeri olmadığını söyledi. 


Berger: Çok etkenli gelişmelerin sonucu

Avusturya Kürt Dernekleri Federasyonu (FEY-KOM) Eşbaşkanı Richard Berger ise yaşanan gelişmelerin, Kürtler, AB ve Türkiye arasında yapılan anlaşma ve yaklaşan Cumhurbaşkanlığı Seçimleri olduğunu belirtti. Berger, "Cumartesi günü yaptığımız son yürüyüşe bağlamaya çalışarak açıklama yaptı Türkiye. Ancak bu meselenin görünen yüzü. Avusturya, Avrupa ile Türkiye arasında yapılan anlaşmaya karşı çıkıyordu. Yalşaık 6 aydır özelliklede son 2 aydır Türkiye-Avusturya arası ciddi anlamda gerilmişti. Hükümete yeni bir başbakan atandı. Eski bir sendika başkanı ve eski bir sosyalisttir. Bugün Avusturya medayasında çıkan haberlerde, Türkiye yürüyüşü engelleyemediği için Büyükelçi'yi geri çektiği açıklamaları yapıldı. Bu meselenin bir tarafı, dediğim son iki ayda karşılıklı restleşmeler, 'yeni mülteci yasasına uymak değiliz' diye Dışişleri Bakanı'nın açıklama yapması ve sonrasında yaşananların bir sonucudur bu durum. Fakat Türkiye bunu da manüpile ediyor, Türk medyası da bu şekilde işledi konuyu" dedi.


'Provakasyonları boşa çıkardık'

Avusturya basının da provokasyon peşinde olduğunu söyleyen Berger konuya ilişkin şunları belirtti: "Burada gazetecilerle de görüştük. Onlar bizlere 'Neden siz? Sizin etkiniz bu kadar büyük mü ki Büyükelçi geri çekildi?' şeklinde sorular sordular. Burada şunu görmek lazım Avusturya basınıda bizleri provake etmeye çalışmakta. ben böyle görüyorum. Cumartesi günü bütün gazeteler ve TV'lerin eylemi canlı vermesi de buna bir örnek. Çünkü orada çıkacak en ufak bir olayda bütün meseleyi bizlerin üzerine çıkacaktı. Ama bizler bu tür girişimleri, 6-7 aylık bu tür provakasyonları boşa çıkarmış olduk."


'Kürtler ve Aleviler resmi bir şekilde dillendirildi'

FEY-KOM Eşbaşkanı Richard Berger Avusturya'da Türk ırkçılarının saldırıları sonrası hükümetin yaptığı açıkıklamların bir ilk olduğunu belirterek, "Ben bu ülkede yaşıyorum ve bu ülkenin politikacılarını az çok tanıyorum ve temas halindeyiz. Türkiye'nin buraya yönelik restleri anlamsız. Avusturya Kürt siyasi hareketi ile en üst düzeyde temas geliştiren ülkedir. Burada ülkü ocakları, Osmanlı Ocakları ve Avrupa Türk Demokratlar Birliği (UETD) gibi uzantılar ile bu teması sabote etmeye çalıştı. Fakat buda tutmadı. Bugün yaşadıklarımız bunların sonucudur. Bu faşist gruplara yönelik Başbakan ve Dışişleri Bakanı net bir şekilde Alevileri ve Kürtleri dillendirerek, bu halkların Avusturya'nın asli  unsurları olduğunu belirterek koruyucu açıklamalar yaptılar. Ve bu Avsuturya tarihinde bir ilk. Öte yandan Türk faşistlere ise açık bir şekilde şu söylendi: 'Kürtlere ve Alevilere yönelik ırkçı saldırılar devam ederse hesabını sorarız.' 'Burası Taksim değil Viyana' gibi söylemlerde bulundular. Tüm bu söylemlerin ardından Türkiye deyim yerindeyse kudurdu" vurgusunda bulundu.


'Cumhurbaşkanlığı seçimleri için kullanılıyor'

Avusturya'da kasım ayında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri için de bu konunun kullanıldığını belirten Berger, "Tabi Avusturya boyutu ise daha farklı burada 2 Kasım'da Avusturya Cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Bu seçimlere yönelik de Avusturyalı siyasetçiler bu meselenin üzerinde duruyor. Medya da bu meseleyi manipüle ediyor. Buradaki aşırı sağda bunun üzerinden ciddi söylemlerde bulunuyor. Örneğin önceki gün cumhurbaşkanı adaylarından birisi diğer adayına, 'Erdoğan gibi diktatör bir cumhurbaşkanı' olacak diyor. Bize sürekli TV basan PKK'liler diye manşetler attı Türk medyası. Ama bizlerin burada hem Avusturya siyaseti ile hem de basın ile iyi ilişkilerimiz var. FEY-KOM burada Avusturya siyasetinde, göç ve uyum politiklarında ciddi bir ağırlığı var. Örneğin Selahattin Demirtaş burada devlet protokolünün en üst seviyesi ile karşılanıp Cumhurbaşkanı tarafından 'Meslektaşım' şeklinde hitap edilmesi Türkiye'yi ciddi bir şekilde rahatsız etti" dedi.


  HABER MERKEZİ