
Hamburg’ta bu işi yapan birçok insanın Kurt’un yanında ayakkabı ustası olduğunu dile getiren Gürsel Doğan, her zaman sevgi ve minnetle onu andığını söyledi. Gürsel Doğan şunları söyledi: “Almanya’ya geldikten kısa süre sonra ayakkabı ustası oldum. İlk dükkanımı bir senelik çıraklıktan sonra Möln kentinde açtım. Kemal Kurt, şu anda Hamburg’da yapan birçok insan için ekmek kapısı oldu. Tabii ayakkabı tamirciliğinin yanı sıra anahtar yapımı, araba kilitlerinin değişimi, çilingirlik, mühür ve saat pilerinin değiştirilmesi gibi konularda da hizmet veriyoruz.”
Ayakabı tamirciliği eski bir meslek olduğu için hala iş yapan bir alan olduğunu söyleyen Doğan, “Kaliteli ayakabı giyen birçok insan ayakkabılarını defalarca bize getiriyor. Eskiden kar payımız yüksekken, aldığımız malzemelerin pahalılaşması, piyasada ucuz ayakkabılara daha çok talebin olması kazancımızı eskiye göre daha olumsuz biçimde etkiliyor” dedi.
Sağlık için önemli
Ucuz olduğu için tercih edilen ayakkabıların çeşitli sorunlara yol açtığını dile getiren Doğan şunları belirtti:
“Ucuzluğunda dolayı ayakkabı alıyor, insanlar sonra pişman oluyor. Özellikle de Çin’de üretilip piyasaya sunulan birçok ayakabı, çeşitli hastalıklara sebep oluyor ve farklı bakterileri barındırıyor. Bu ayakkabıların aslında ayağın bir nevi çehresini değiştirdiğini de söyleyebiliriz. Mesala kaşıntı, yara, tırnak hastalıkları, deride büzüşme, mantar gibi birçok hastalığın kaynağı bu tür ayakkabılardır. Çünkü bunları hava alma gözenekleri yok. Oysa hakiki deride var bu gözenekler. İnsan ayağı bu gözeneklerden hava alıyor. İşte ayak sağlığını ve estetiği düşünen insanlar bu ayakkabıları tercih ediyor, bize getirip tamir ettiriyorlar. Aslında bunun zenginlik ya da fakirlikle alakası yok. Diyebilirim ki daha çok zengin insanlar, ayakabılarını tamire getiriyor.”
Ayakabıların iyi bir şekilde havalandırılması, çorapların ise günlük değiştirilmesinin ayak sağlığı için önemli olduğunu dile getiren Doğan mesleki zorluklar konusunda, “Ayakkabı tamiri için malzemeler pahalı. Ancak bizler öyle zam yapma lüksümüz yok. Daha çok çalışma saatlerimizi uzattıyoruz. Haftanın altı günü 10 ila 12 saat arasında çalışıyoruz. Zor ve yorucu bir meslek olsa da ekmek teknemiz olduğu için bu mesleği severek yapıyoruz. Sürekli kimyasal ilaçların arasındayız. Yine deriden çıkan toz tabii ki sağlığımızı etkiliyor” ifadesini kullandı.