
Hatay’da Suriye savaşı ile birlikte eski günlerinden eser kalmadı. Son kalan Ermeni, Yahudi ve Hıristiyanlar kenti tek tek terk ederken, ayinler artık polis korumasında yapılıyor. Gayrimüslimler mülklerini yarı fiyatına satıp gidiyor.
Türk devletinin desteklediği çetelerin geçiş ve konaklama üssüne dönüşen kent, OHA uygulamalarıyla yarı açık cezaevini andırıyor.
Savaşın başlamasının ardından Halep, İdlip, Hama, Humus ve Lazkiye kentlerinden başta olmak üzere yüzbinlerce mültecinin akın ettiği sınır ilçelerinden Reyhanlı, Kırıkhan, Yayladağı, Hassa ve Altınözü ile Defne ve Antakya’da şiddet vakalarında artış yaşanıyor. Korunaksız kamplar ile kent merkezlerinde sağlıksız evlerde yaşama tutunmaya çalışan mülteciler ile yerli halk arasında çeşitli nedenlerden kaynaklı sık sık çatışmalar çıkıyor. Polis, yerel yönetimler ile bürokrasinin kayırdığı milliyetçi kesimler, aldıkları cesaretle sık sık mültecilere saldırıyor.
Giderek homojenleşiyor
El Nusra, DAİŞ, Ahrar El Şam gibi çetelerin kentteki “varlıkları” ve “göz yumulan politikalardan” kaynaklı birçok kesim kendilerini tehdit altında hissediyor. Kentte yaşayan Ermeni, Yahudi ve Hıristiyanlar ile diğer azınlıkların nüfusu her geçen gün azalıyor. Suriye savaşından önce kentte yaklaşık 10 bin nüfusu olan Protestan Hıristiyanların sayısı 5 bine, 100’ü aşkın Ermeni 70, 70’i aşkın Yahudi sayısı ise 30 kişiye kadar düşmüş. Kenti terk edenler mülklerini yarı fiyatına satıyor. Bir kısmı Kanada, ABD ve Avrupa ülkelerine bir kısmı ise İstanbul’a yerleşti.
Sessizce çekip gidiyorlar
Zorunlu göçe ilişkin bilgi veren bir avukat, şunları kaydetti: “Gayrimüslimler sessiz sedasız gidiyorlar. Geçmişteki kafileler şeklindeki göç hikayelerine benzemiyor. Bir gün sessiz sedasız mülkünü yarı fiyatına satıp hiç kimseye haber vermeden çekip gidiyor. Özelikle genç nüfus hiç kalmadı. Çok büyük bir korku yaşıyorlar. Özelikle DAİŞ ve diğer örgütlerin verdiği fetvalar gidişleri hızlandırdı.”
Geçtiğimiz yıl kimliği belirsiz kişi veya kişilerce saldırıya uğrayan kent merkezindeki Protestan Kilise'sinde ayinler artık polis korumasında yapılıyor. Kiliseye saldıranların yakalanmamış olması hem de selefi grupların kol gezmesi korku ve endişeyi arttırıyor. Konuya ilişkin ulaştığımız kilise yetkilileri, “güvenlik kaygısıyla” konuşmak istemediklerini dile getirdi. Şuan en az bir Protestan, bir Katolik kilise ile 3 Sinagog’da ibadet yapılmıyor.
Reyhanlı üzerinden devam
Kentte tedirginliği artıran nedenlerden birisi de Reyhanlı üzerinden Suriye’ye radikal grupların geçişi ve lojistiğinin devam ettiği yönündeki yaygın kanı. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) bu hat üzerinden çetelere lojistik desteğinde bulunduğu herkesin dilinde. Adı geçen örgütlerin kurduğu sayısız “Yardım dernekleri” üzerinden örgütlenme ve insan ihtiyacı karşılandığı ifade ediliyor. Bu örgütlere, mülteci kamplarında savaşçı devşirildiği de belirtiliyor.
Sınır hattındaki gelişmeler yanı sıra OHAL ile kent adeta yarı açık cezaevine dönüşmüş durumda. Kentteki gidişata karşı tepki gösteren en ufak hareketlilik OHAL gerekçesiyle bastırılıyor. Kent merkezinde her sokak başına bir polis kontrol noktasının kurulmuş olması da halkı canından bezdirmiş durumda.
ERDOÐAN ALAYUMAT / DİHABER / HATAY