İngiltere Gündemi


İngiltere’nin Çalışma ve Emeklilik Bakanı Iain Duncan Smith’in istifa etmesi ülke çapında büyük yankı yarattı. Smith’in istifası demokrasiden nasibini almamış hükümetlere ders niteliğinde. Smith, Maliye Bakanı George Osbourne’ın bütçe düzenlenmeleri kapsamında engellilere yapılan sosyal yardımların azaltılacağı yönündeki açıklamalarının ardından istifa etti. Yani engellilere verilen sosyal yardımların senelik 1.3 milyar Sterlinlik kesinti kararı üzerine Smith, hükümetten istifasını vermiş oldu. Bu kesintiden 640 bin kadar engellinin etkileneceği ifade ediliyor. Hükümet, politikalarını sürdürmek adına Smith’in kesintilerden ziyade Avrupa Birliği referanduma karşı olduğu için istifa ettiğini söylüyor. Ancak Smith BBC’de konuk olarak katıldığı programda Muhafazakar hükümetin yani kendi partisinin dayattığı kesintilerin adil ve etik olmadığını ve bu yüzden de istifa ettiğinin altını çizdi. Smith’in istifası kesintilerle bütçe açığını kapatmaya çalışan hükümete büyük bir darbe oldu. Hükümetin en büyük muhalifi İşçi Partisi’nin yükselmesine yol açacağı kuşkusuz. 

Her şey bir yana haftalık köşe yazısı konusu belirlerken İngiltere’de en çok konuşuldu diye bir kriter koymak bazen çok yanıltıcı olabilir. Örneğin İstanbul Bilgi Üniversite’sinde yıllarca akademisyen olarak görev yapan İngiliz Chris Stephenson’ın gözaltındaki akademisyenlere destek olmak için gittiği Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda çantasında Newroz bileti-bildirisi gerekçe gösterilerek ‘örgüt propogandası yapmak’tan suç işlediği iddiasıyla İngiltere’ye geri dönmek zorunda kalması İngiliz medyasında ne kadar yer aldığı şüpheli.

İngiliz devletine ya da tüm Avrupa’ya göre bunlar münferit olaylardır. Ya da bu tarz sorgulamalar, yargılamalar o ülkenin iç güvenliği ile birebir alakalı görülüp dikkate bile alınmayabilir. Tıpkı akademisyen Stephenson vakasının dikkate alınmadığı gibi. Sınır dışı edildi haberlerine karşı yetkililer açıklama yaptı. Stephenson’a sınır dışı talebi verilmeden ülkeyi terk ettiği açıklamaları yapıldı. Valilikten kararın çıkmasına kadar Stephenson’un nezarette kalmaktansa İngiltere’ye geri dönmeyi tercih etmesi gayet normal. Kim nezareti tercih edebilir ki? Bu kişi nezarette kalmayı hak edecek ne yaptı diye sormazlar mı insana? 25 yıl kalıp yıllarca hizmet verdiği ülkeden çantasında sırf 10 davetiye bileti bulundu diye bunca soruşturmaya maruz kalmak hak mıdır diye sorulmaz mı? İngiltere’nin Türkiye’ye sormadığı kesin. Neyse ki İngiliz basınında az biraz da haber oldu. Guardian ve Independent gazetesi çok detaylı olmasa da bu antidemokratik olayı sayfalarına taşıdı. 

Peki ya İngiliz yetkilileri? Tık yok. Bu ilk değil ki. Daha bir kaç ay önce iki İngiliz gazeteci görev için bulundukları Türkiye’de teröre destek sunmaktan sınır dışı edilmişti. Herhangi bir siyasi oluşumun içinde bulunmayan bu gazeteciler sadece Kürdistan’da olup biteni kamuoyuna aktarmaya çalışıyorlardı, o kadar. 

Bu tarz yargılamalar ve suçlamalar yabancı gazetecilere tam bir gözdağı niteliğinde. Devlet erkinin gücünü ortaya koymaya yönelik bu yaptırımlar İngiltere devletinin gündemine bile düşmüyor. 

Göçmenler için Türkiye’ye mecbur kaldığını düşündüğü bugünlerde İngiltere, köprüyü geçene kadar ayıya dayı denir hesabında kendi vatandaşlarına yapılan haksızlıkları bile sineye çekiyor. Avrupa’nın Türkiye ile çıkar ilişkisi devam ettiği sürece köprüden biraz zor karşıya geçilir, Türkiye ise dayı gibi ezip geçmeye devam eder.