Beynin düşünce gücünü yüreğin his gücüyle birleştirenlerin onurlu mücadelesine selam verdiğimiz yolculuğumuzda ‘anlamak için gönül vermek gerekir’ diyen savaşçılara gönül vermemek elde değil öyle bir savaşın neferleri ki pusunun orta yerinde ölümün kıyısında modern koşulları zorlayan bir özgürlük tutkusu onların ki…
Modernitenin insansızlaştırdığı makinlere: inançsızlığın anlam boşluğuna hakikati işleyen devrim işçileri gibi özgürlüğün onurlu direnişini öze idrak ettiriyorlar. O özgür deneyim bugün Kürt’ün kanadı, Arap’ın dansı, Türkmen’in sevdası oluyor. Beraber sevdasını dansa dönüştürüp kanatlandıran bir halk gerçekliğini yaratıyorlar. Halklar özgürlüğe yürüsün diye bedeninden büyük bombalara yürüyen gençlerin ardından insanlığın tek bir parçasını bile bırakmak istemeyenler bilmezlerki tek bir parçasını bile düşmana teslim ettirmeyenlerin yolunda savaşanların özgür ruhları her yerde dolaşır.
Her renkten halkın en yiğit erkek ve kadın gençleri özgürlüğün dergahında buluşuyor. Mekanı, zamanı, sayısı vb. bilgilerin sırrı boyutunu koruduğumuz en ön cephede çoğu Arap halkının gençlerinden oluşan bir kolunda açığa çıkan halkların birliğinin savunma birliğine dönüştüğünün en somut kanıtına tanık oluyoruz. Burda da yine kadın öncü hem eğiten hem de savaşan ve savaştıran konumda. Bir takım Arap erkek yoldaşlarına komutanlık görevi yapan Slav Efrîn adındaki kadın savaşçının önerisi doğrultusuna Arap savaşçılarla kalmak istediğini öğrendikten sonra neden diye sorduk “farklı ulusların beraber savaşma fikri bana daha çekici geldi” dedikten sonra onlarla ilk etkileşimlerini şöyle dile getiriyor; “Tabi bazı feodal yönleri var kadın noktasında ilk başlarda zorlanmalar oldu. Çekingen yaklaşıyorlardı, özellikle bir kadından talimat almak onların kabul edebileceği bir durum değildi. Ancak kadının QSD-YPJ’de sahip olduğu rolleri gördükten sonra onlarla sıcak yoldaşlığımız gelişti. Hatta şimdi bir kadın arkadaş onlar için yaşamın değeri olmuş durumda.”
Bu değerlendirmenin ardından onlara sorduğu Kürt olan bir halkın savunuculuğunu yapmak sizin için ne anlam ifade ediyor sorusuna ise, “Biz sevildiğimizi hissettiğimiz, önderliğin felsefesini sevdik, bizim mücadelemiz de bu felsefeyi yaygınlaştırmak” diye yanıt alıyor ve savaşa dair her arkadaşın savaşçı karakterini ve onları savaşmaya iten amaçlarını anlatmaya devam ediyor, “Öncelikle yaşam boyutunda anlamaya çalışıyorlar, tanımaya çalışıyorlar. Gelişmeye çok istekliler bu yüzden katılımları da çok coşkulu oluyor. Onlarda yoldaşlığın farklı renklerini yakalıyorum.”
Biz de Slava’nın yoldaşlığın farklı renkleri dediği arkadaşları daha yakından tanımak için sohbete oturuyoruz. Sohbetimiz boyunca her anından yaşamın en çoşkulu tecrübesini edindiğimiz savaşçıların her birinin devrimle ahenk içindeki karakterlerini tanıdık onların içinden biri komuta konumuna gelmiş aktif hareketli inisiyatifli pratikçi iken diğeri ise verdiği her yanıtta gülümseten espirili anlayışıyla bir diğeri kararlı masum çekingen duruşuyla dikkat çekerken yine dile getirmek istiyorum; halkların ahlak ve politik değerlerinin yarattığı bu insan modelinin güzelliğine gönül vermemek elde değil ve bu yolculuğumuzda pusunun en hain çirkinliğinde bu hakikatin en vefalı güzelliğine ayna tutmak isteği değerlere verilen bir yanıt oluyor.
Zemheri ayının soğunun bile titretmediği taş yürekler her ne kadar gülüşleri dondurma çabası içerisinde olsa da kazanan her zaman halkların bu savunma birliği olacak.
* Til Temir direniş mevzilerinden…