BARIŞ BALSEÇER / STRASBOURG

Salgın, sınıfsal farklılıkları da ayyuka çıkardı. En fazla mağdur olanlar ise emekçi kadınlar, yaşlılar, bakıma muhtaç kişiler. Le Comité National, “Hepimiz aynı virüsün saldırısı altındayız ama aynı gemide değiliz” diyerek, emekçi kadınların “makine dairesinde” geminin ilerlemesini sağlamak için çalıştıklarını dile getirdi.

Fransa’da salgın sonrası uygulanan ve 15 Nisan’a uzatılan izolasyonla birlikte birçok sorun da su yüzüne çıkmış durumda. Fransa’da faaliyet yürüten Özgürleşme ve Sosyal İlerleme için Kadın Eşitliği Örgütü Ulusal Komitesi (Le Comité National – Organisation de Femmes Egalité Pour l’émancipation et le progrès social) bir açıklama yaparak, kadınlar başta olmak üzere salgınla birlikte işçilerin güvencesiz çalışma koşullarına dikkat çekti.

Emekçiler makine dairesinde

Koronavirüs salgını ve karantina ile birlikte hükümetin “evinizde kalın” açıklamalarının anlaşılmaz ve tezatlarla dolu olduğunun vurgulandığı açıklamada, salgınla birlikte sınıfsal farklılıkların gün yüzüne çıktığı belirtildi. Açıklamada, “Hepimiz aynı virüsün saldırısı altındayız ama aynı gemide değiliz” denilerek, emekçi kadınların bu gemide birinci sınıf yolculuk yapanlardan olmadığı, “makine dairesinde” geminin ilerlemesini sağlamak için çalıştıkları dile getirildi.

Hükümet kulak tıkıyor

Sağlık görevlilerinin özveri ve sorumluluk ruhunun selamlandığı açıklamada, son bir yıldır sağlık hizmetleri çalışanlarının grevde olduğunun altı çizilerek, hükümetin ise emekçilerin taleplerine kulaklarını tıkadığı vurgulandı. Salgınla birlikte sağlık hizmetlerindeki eksikliğin açığa çıktığının ve  emekçilerin taleplerindeki haklılığının kanıtlandığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Askıya almak yetmez

“Aylardır taleplerimiz için verdiğimiz mücadeleyi bırakmıyoruz. Bu zor dönemde her zamankinden daha fazla mücadele etmenin gerekliliği ortaya çıkmıştır. ‘Daha az dayanışma, daha fazla bireyselcilik’ anlayışıyla bize dayatılmaya çalışılan yasal düzenlemeler ve tedbirlerin (işsizlik sigortası reformu, emeklilik reformu...) hükümet tarafından askıya alınmasını değil, tamamen vazgeçildiğini görmek istiyoruz” denildi.

Çalışanlara güvence

İşçilerin büyük bir kısmının sağlık, sosyal, bakım, ticaret, temizlik gibi alanlarda çalıştığına dikkat çekilen açıklamada, işçilerin salgın döneminde virüs tehdidiyle karşı karşıya oldukları ifade edildi. “Sözleşmeli, kısa süreli sözleşmeli, taşeron, düşük ücretliler olarak çalışanlar, güvencesiz olarak olarak çalışan bütün herkes hayatta kalabilmek için işe gitmek zorunda” denilen açıklamada, hükümetin salgına karşı önlemlerinin yetersizliğine dikkat çekilerek, çalışanlara güvence sağlanması çağrısında bulunuldu.

En savunmasız yaşlılar

Açıklamada, “Koronavirüs karşısında en savunmasız olanlar, yaşlılar ve bakıma muhtaç kişiler” denilerek, yaşlı ve bakıma muhtaç kişilerin hayatta kalabilmeleri için sağlık emekçilerinin büyük bir emek sarfettiği ifade edildi. Sağlık çalışanlarının iş yüklerinin giderek artığına değinilerek, materyal yetersizliğinin de büyük bir soruna dönüştüğü ifade edildi ve hükümete bir an önce çözüm üretmesi çağrısı yinelendi.

Kasalar doluyor ya çalışanlar!

Birçok iş alanında aynı sıkıntıların yaşandığının altı çizilen açıklamada, vatandaşların çoğu evinde kalsa da, sağlık sektörü dışında, diğer sektörlerdeki binlerce işçinin halkın önemli ihtiyaçlarını karşılayabilmek için evlerinden çıkmak zorunda olduğu ve hükümetin “evde kal” çağrılarının işçilerin gerçekliği ile uymadığı ifade edildi. Açıklamada şunlar yer aldı: “Maskesiz, hidroalkolik jelsiz, koruma olmaksızın en önde yer alan kadınlar, marketlerde banttan geçen binlerce ürüne dokunmak, müşterilerin endişelerinin üstesinde gelmek zorundalar. Onlar tüm bunlarla başa çıkarken, büyük dağıtım ve gıda endüstrisinin kasaları doluyor. Taşeronlara bağımlı tüm bu temizlik işi yapan kadınlar, her gün binaların ortak alanlarını, market, süpermarket ve hipermarketleri, koruyucu ekipman olmadan temizliyorlar. Saatlerini işe gelip giderken harcıyorlar. Hükümet ve iş verenler hiç vakit kaybetmeden, çalışan tüm işçilere acil koruma ekipmanları sağlamalıdır.”

200 bin kişi sokakta

Güvencesiz yaşayan yaklaşık 2 milyon insanın gıda bankalarından beslenebildiğine dikkat çekilen açıklamada, karantina adı altında dayanışma restaurantlarının da kapatıldığı, gıda dağıtımı yapan gönüllülerin de olmadığı ifade edildi. Güvencesizlere 1 Kasım-31 Mart tarihlerinde sağlanan barınma olanaklarının, 31 Mayıs’a uzatılmasının doğru olduğunun belirtildiği açıklamada, sokakta yaşayanların barınma sorununa ise bir çözüm bulunamadığı ifade edildi. Fransa’da yaklaşık 200 bin kişinin sokakta yaşadığına dikkat çekilen açıklamada, bu kişilerin yaklaşık dörtte birinin çocuklar olduğu vurgulandı.

Kadına şiddet arttı

Açıklamada karantina ile birlikte artan aile içi şiddete de değinildi. İzolasyon ile birlikte gelişen psikolojik travmalar sonrasında gelişen korku ve paniğin de arttığına dikkat çekilen açıklamada, ayrıca bazı hastane birimleri ve planlama merkezlerinin süreç içerisinde hizmet vermemesinden kaynaklı “kürtaja ulaşım” konusunda sıkıntılar yaşandığı belirtildi. Hizmet veren kürtaj merkezlerinde ise görevlilerin koruyucu ekipmandan yoksun çalıştıkları ifade edildi.

Yaşanan sağlık, sosyal, ekonomik vb.toplumsal ve sistemsel krizin temel nedeninin neo-liberal  politikalar olduğunun altı çizilen açıklamada; hükümetin kararlarını emekçilere dayattığı, burjuvazinin ceplerini doldurduğu belirtildi. Neo-liberal işleyişin yarattığı krizin faturasının ise başta kadınlar olmak üzere, emekçilere ödendiği belirtildi.

Dayanışma ve birlikte çalışarak bu zorlu süreçten çıkılacağının, mücadeleden vazgeçilmeyeceğinin altının çizildiği açıklamada,  herkese “birlikte mücadele” çağrısında bulunuldu.