
İmralı Adası’nda içerisinde bulunduğu tecrit koşullarına rağmen Kürt sorununun demokratik çözümü için yoğun bir emek ve çaba sarf eden Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Kürt sorununa kritik müdahalelerinden birisi de 2012 yılının sonunda başlayan süreçte yaşandı. Siyaseten uygulanan politikalar nedeniyle 21 Temmuz 2011’den sonra avukatları ile görüştürülmeyen Öcalan ile ilk temas, 3 Ocak 2013’de İmralı Adası’na giden DTK Eşbaşkanı ve Mardin Milletvekili Ahmet Türk ve BDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’dan oluşan BDP heyeti ile sağlanabildi. İmralı’ya giden ilk siyasi heyet olması ve Öcalan’ın başlattığı demokratik çözüm sürecinin başlangıcı olması açısından adeta bir milat niteliği taşıyan görüşmenin ardından bugüne kadar İmralı’da 13 toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda Öcalan’ın değerlendirmeleri ve önerileri kalıcı çözüm yollarını net bir biçimde tarif ederken AKP Hükümeti’nin bu önerilere rağmen aradan geçen süreçte hala Öcalan’ın çözüm önerileri doğrultusunda adım atmaması çözüm sürecini krize sokar nitelikte.
3 Ocak’ta ilk temas
3 Ocak 2013’de Türk ve Akat’ın yaptığı görüşme Öcalan’ın avukatları, ailesi, yabancı insan hakları gözlemcileri ve devlet görevlileri dışında İmralı’da yaptığı bilinen ilk siyasi görüşme olarak kayda geçti. Görüşmenin ardından ilerleyen günlerde ilk açıklamayı ise, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş yaptı. Partilerinden 2 milletvekilinin 14 yıl aradan sonra siyasetçi kimlikleri ile İmralı Adası’na gitmesinin son derece önemli olduğunu vurgulayan Demirtaş, Öcalan tarafından bir çözüm iradesi ortaya ortaya konularak bir diyalog süreci başlatıldığını, fakat henüz kendilerine iletilen bir yol haritası olmadığını açıkladı. Demirtaş, “Başlamış, başlatılmış bir müzakere söz konusu değil. Bunun arayışlarından söz edilebilir, ama henüz o aşamaya geçilmediğine dair net bir bilgiye sahibiz. Müzakere aşamasına geçilmesi, hükümetin politikalarına bağlıdır” açıklamasında bulunmuştu. Görüşmenin ardından bir yandan heyetin İmralı’ya gidişinin tartışmaları yaşanırken diğer yandan da süreçte İmralı Adası’na gidecek isimlerin tartışması yaşanmaya başladı. Birinci heyetin görüşmesinden sonra Ahmet Türk’ün yaptığı açıklamalar hükümeti eleştirmesi nedeniyle AKP tarafından İmralı’ya gidişinin engellenmesi üzerine ikinci heyette kimlerin yer alması gerektiği tartışmalarına, kardeşi Mehmet Öcalan ile yaptığı görüşme sonrası Öcalan noktayı koydu.
‘Taslak hazırlığı içindeyim’
Adaya kimin gideceği krizinin aşılmasının ardından BDP milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder, Pervin Buldan ve Altan Tan’ın içinde bulunduğu ikinci BDP heyeti, 24 Şubat 2013’te İmralı Adası‘na giderek Öcalan ile görüştü. Tarihi bir öneme sahip olan görüşmenin ardından Öcalan’ın kamuoyuna mesajını Pervin Buldan İmralı dönüşünde gazetecilere aktardı. Buldan yaptığı açıklamada, Öcalan’ın “Bütün taraflar bu süreçte çok dikkatli ve duyarlı olmalıdır. Devletin elinde tutsaklar var, PKK’nin elinde de tutsaklar var. PKK elindeki tutsaklara iyi davranmalı umarım en kısa zamanda ailelerine kavuşurlar” dediğini aktardı. Öcalan’ın bu mesajından sonra KCK’de elinde esir bulunan askerleri iyi niyet adımı olarak kısa bir süre sonra serbest bıraktı. Adaya giden milletvekilleri ile görüşen BDP Eşbaşkanı Demirtaş ise Öcalan’ın bir çözüm taslağı hazırlığı içinde olduğunu belirterek, taslağın yakında kendilerine ulaştırılabileceğini ve üzerine tartışma ve önerilerde bulunabileceklerini kaydetti. Görüşmenin hemen ardından görüşmede Öcalan’ın bahsettiği Avrupa, Kandil ve BDP’ye teslim edilmek üzerine hazırlanan mektuplar da muhataplarına teslim edildi. Görüşmenin Kürt hareketi açısından da pratik adımı Öcalan’ın açıklamaları doğrultusunda PKK’nin elindeki asker ve polis tutsakları 13 Mart’ta aralarında Hüsamettin Zenderlioğlu ve Adil Zozanî’nin de bulunduğu heyete teslim etmesi oldu.
Tarihi çağrı hazırlığı
İmralı Adası’nda BDP heyetinin Öcalan ile yaptığı 3’üncü toplantı ise BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, BDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder tarafından 18 Mart’ta gerçekleştirildi. Görüşme sonrası açıklama yapan Demirtaş, Öcalan’ın başlattığı demokratik çözüm süreci kapsamında 21 Mart’ta Newroz kutlamalarında kamuoyuna duyuracağı tarihi çağrının hazırlıklarını yaptığını aktardı.
Demirtaş, Öcalan’ın “Bu çağrı çözümün askeri ve siyasi tüm ayaklarına dair doyurucu bilgiler içeriyor olacaktır. Silah meselesini de zaman kaybetmeden tek can dahi yitirilmeden çözmek istiyoruz. Bütün bunların pratikleşmesi için yüce bir iradeyi temsil eden parlamento ve siyasi partilerin vereceği desteği çok değerli buluyorum. Geri çekilmenin hızla gerçekleşmesi ve barışın kalıcı hale gelmesi için ümit ediyorum ki parlamento da aynı hızda üzerine düşen tarihi misyonun gereğini yapacaktır. Süreç ilerledikçe kamuoyunu kendi adıma daha detaylı bilgilendirmeyi umuyor, herkese bir kez daha selam ve saygılarımı iletiyorum” dediğini aktardı.
Newroz’da Öcalan’dan tarihi çağrı
Hemen bu görüşmenin ardından Öcalan’ın mektup aracılığıyla ilettiği “Demokratik çözüm deklarasyonu”, 21 Mart’ta Amed’de yapılan Newroz kutlamalarında kamuoyuyla paylaşıldı. Mesajında “Bugün yeni bir dönem başlıyor. Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı açılıyor” ifadeleriyle yeni sürecin müjdesini veren Öcalan, “Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun noktasına geldik. Yok sayan, inkar eden, dışlayan modernist paradigma yerle bir oldu. Akan kan Türküne, Kürdüne, Lazına, Çerkezine bakmadan insandan, bu coğrafyanın bağrından akıyor. Ben, bu çağrıma kulak veren milyonların şahitliğinde diyorum ki; artık yeni bir dönem başlıyor, silah değil, siyaset öne çıkıyor. Artık silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilmesi aşamasına gelinmiştir. Yüreğini bana açan, bu davaya inanan herkesin sürecin hassasiyetlerini sonuna kadar gözeteceğine inanıyorum. Bu bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Bu mücadeleyi bırakma değil, daha farklı bir mücadeleyi başlatmadır. Etnik ve tek uluslu coğrafyalar oluşturmak, bizim aslımızı ve özümüzü inkar eden modernitenin hedeflediği insanlık dışı bir imalattır. Kürdistan ve Anadolu tarihine yaraşır şekilde tüm halkların ve kültürlerin eşit, özgür ve demokratik ülkesinin oluşması için herkese büyük sorumluluk düşüyor” diyerek yeni süreci de net olarak başlatmış oldu. Öcalan’ın tüm kesimlerle olumlu karşılanan bu manifestosunun ardından Türkiye’de Kürt sorununun çözümü notasında da yeni bir siyasi tarih başlamış oldu.
‘Artık görev halkın’
Aralarında BDP Eşbaşkanı Demirtaş ve milletvekilleri Pervin Buldan ile Sırrı Süreyya Önder’den oluşan 4’üncü heyet ise, 3 Nisan 2013 tarihinde Öcalan ile görüştü. Bu kez İmralı dönüşü herhangi bir açıklama yapmayan heyet, açıklamayı Öcalan’ın doğum günü olan 4 Nisan’da Halfeti’de yaptı. Öcalan kamuoyuna ilettiği eylem sırasının halkta olduğunu belirterek halka olan hürmetini ve hizmetini önemli ölçüde tanımladığını düşündüğünü ve artık görevin halkta olduğunu ifade etti. Öcalan artık yeni bir yaşamın gelişeceğinin de altını çizdi.
Geri çekilme başladı
Aynı heyet tarafından 14 Nisan’da beşinci kez yapılan görüşmelerde ise demokratik çözüm sürecinin bütün hassasiyetiyle devam ettiğini belirten Öcalan, hem çatışmasızlık sürecinin kalıcılaştırılması hem de geri çekilme sürecinin gerçekleşmesi için yoğun bir çalışma yürüttüklerine dikkat çekti. Bu görüşmenin ardından ise Öcalan’ın çağrılarına karşılık veren KCK, 8 Mayıs 2012’de yaptığı açıklama ile çözüm için “geri çekilme” kararı aldı. KCK’nin geri çekilme kararı alması üzerine, gündemde bu sefer “HPG’liler nasıl çekilecekler?” tartışmaları devam ederken, Öcalan’ın heyetler ile yaptığı görüşmenin ardından bu sorun da aşılarak ilk HPG’li grup, 14 Mayıs’ta “Medya Savunma Alanları” olarak bilinen Federal Kürdistan Bölgesi’ne ulaşmış oldu.
‘Gezi direnişini selamlıyorum’
7 Haziran’da gerçekleşen 6’ıncı görüşme öncesi ise, AKP Hükümeti’nin heyete müdahalesi büyük bir kriz yarattı. Gezi Parkı direnişinde yaptığı açıklamalar nedeniyle Sırrı Süreyya Önder’in İmralı Adası‘na gitmesi engellendi. AKP’nin heyete müdahalesi sonrası BDP Eşbaşkanı Demirtaş, heyete yapılan müdahaleleri kabul etmeyeceklerini belirterek İmralı’ya gidiş noktasında kararsızlık yaşadıklarını açıkladı. Yaşanan kriz Öcalan’ın devreye girmesi ile aşıldı ve BDP Eşbaşkanı Demirtaş ve BDP Grup Başkan vekili Pervin Buldan, 7 Haziran’da İmralı Adası’nda görüşme gerçekleştirdi. Bu kez görüşmenin yansıyan mesajına Türkiye’yi derinden etkileyen Gezi direnişi damgasını vurdu. Öcalan, göndermiş olduğu mesajda şunları belirtti: “Direnişi anlamlı buluyorum ve selamlıyorum. Elbette ki bu duruş yeni bir siyasal kırılma yaşatmıştır. Ancak hiç kimse ulusalcı, milliyetçi çevrelere de kendini kullandırmamalı. Bu hareketin onların denetimine girmesine Türkiyeli demokrat, devrimci, yurtsever ve ilerici çevreler izin vermemelidir.”
Birinci aşama 1 Haziran’da...
BDP Eşbaşkanı Demirtaş ve BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan’dan oluşan BDP heyetinin 7’inci görüşmesi de, 21 Haziran’da gerçekleşti. Görüşmede Öcalan’ın sürecin birinci aşamasının 1 Haziran itibariyle sona erdiğini açıkladı. İkinci aşamanın nasıl işleneceğine dair önerilerini yazılı olarak devlete sunduğunu belirten Öcalan, “Ben şahsen sürecin her aşamasının şeffaf bir şekilde yürütülmesi taraftarıyım, umarım devlette ikinci aşamaya dair bu önerilerimizi doğru değerlendirip doğru sonuçlara varır” mesajını iletti. Öcalan taraflara da sorunun çözümüne ciddi yaklaşmaları çağrısında bulundu.
8’nci görüşmede “adım at’ çağrısı
BDP heyeti’nin Öcalan ile yapılacak 8’nci görüşme için İmralı’ya gittiği tarih, 21 Temmuz. Öcalan’ın görüşmede çözüm sürecine daha fazla katkı yapmak istediğini, ancak İmralı’daki olanakların son derece kısıtlı olduğuna dikkat çekerek “Kendimi daha fazla ifade etme imkanlarının yaratılması konusunda hükümet somut adımlar atmalıdır” dediği açıklandı. İmkanların kısıtlı olmasından rahatsızlık duyduğunu belirten Öcalan, Türkiye’nin etrafında bu kadar yangın varken çözüm konusunda rolünü oynayabilecek koşulların yaratılması olağan bir durum olmadığını ifade etti. Eylül ayının başında ikinci aşamaya dair mesafe kat edip normalleşme denilen üçüncü aşamanın tartışmalarına geçebilme arzusunda olduğunu ifade eden Öcalan, Meclis’in açılmasına yakın, hükümetin artık somut ve pratik adımlar atması gerektiğinin altını çizdi.
‘Konumuma araçsal yaklaşılamaz’
17 Ağustos’ta gerçekleşen Demirtaş ve Buldan’dan oluşan BDP heyetinin 9’uncu görüşmelerinde ise, Öcalan sürecin tek taraflı yürümeyeceğini vurguladı. Öcalan toplantıda, “Devlet heyetiyle yaptığımız toplantı ve görüşmeler sürmektedir. Bizim açımızdan süreç bu yönüyle devam etmektedir. Bu aşamaya kadar benim konumuma araçsal bir değer biçilmesini anlamlandırdım; ancak bundan sonra benim konumumun araçsal olmaktan çıkıp stratejik bir konuma evrilmesi gerekmektedir. Türkiye’nin iç sorunlarına da, bölgede Suriye başta olmak üzere yaşanan sorunlara da çözüm noktasında katkı sunabilmem için konumumun stratejik olarak ele alınması zorunludur. Hükümetin de demokratikleşme konusunda katılımcı bir yöntemle hazırlanacak demokratikleşme paketleriyle pratik adımlar atması, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için gereklidir diye düşünüyorum” açıklamasında bulundu.
Öcalan’dan 3 ana başlıkta öneri
15 Eylül’de ise, BDP Eşbaşkanı Demirtaş ve BDP Grup Başkan Vekili Buldan, İmralı Adası‘na giderek 10’uncu toplantıyı gerçekleştirdi. Görüşmeden Öcalan devletin, derinlikli bir müzakere için yeterli araçları ve imkanları yaratması gerektiğini vurguladı. Öcalan, “Çözüme gidecek yolların ancak bu şekilde açılacağı gerçeğinden hareketle hükümetin de konuyu ciddiyetle ele almasını umuyorum. Bu aşamada karşılıklı ateşkes durumunun korunuyor olmasına anlam biçtiğimi belirtmek istiyorum. Hepimiz, sürecin çok anlamlı olduğunun farkındayız. Ancak anlamlı olduğu kadar zor ve çetin geçeceğini de hepimiz biliyoruz. Önerilerim ve düşüncelerim doğrultusunda zorlukları aşmayı başarırsak, yeni bir formata evrilmiş, derinlikli bir müzakere ile yola devam edebiliriz” dedi. Hükümetin açıkladı “Demokratikleşme paketini” de değerlendiren Öcalan yüzyıllık meselenin bir paketle çözülmeyeceğini vurgulayarak, TMK ve TCK değişikliğini kapsayan “Anti-terör yasasının değiştirilmesi”, güvenlik, kadın, ekonomi ve hukuk meselesi gibi birçok konuyu kapsayan, “komisyonların kurulması“ ve içinde “izleme komisyonun kurulması” şeklinde sürecin pratikleşmesi için üç ana başlıkta önerilerde bulundu.
‘Devletin tavrını bekliyorum’
BDP grup başkan vekilleri İdris Baluken ve Pervin Buldan’dan oluşan BDP heyeti, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile 11’inci toplantılarını da 14 Ekim’de gerçekleştirdi. Öcalan hükümetin müzakerelere yasal zaman hazırlamaması ve sürecin ilerlemesi için gerekli adımları atmayan hükümete tepki göstererek, “Anlamlı ve derinlikli müzakere için devletin tavrını bekliyorum. Bu müzakere anlamlı ve sonuç alıcı bir müzakere olmalıdır. Bu bir yılda ne bir ret, ne de ilerleme sağlanamadı. Hayal kırıklığı olmaması için tarihi çağrısını bir kez daha yeniliyorum” açıklamasında bulundu. Öcalan bu görüşmede özellikle Rojava’da El Kaide, El Nusra gibi İslam’a ihanet içinde olan kesimlere karşı da “Demokratik İslam Kongresi’nin” toplanmasını önerdi. Öcalan bu toplantıda ayrıca Halkların Demokratik Partisi (HDP) 1. Olağanüstü Kongresi’nde okunmak üzere bir mesaj da yolladı. Öcalan, HDP’nin kongresine ilişkin “Türkiyeli yoldaşlarımız Kemal Pir, Hayri Durmuş ve Mazlum Doğan’ın anılarının bu kongrede yaşam bulacağına inanıyorum. HDP oluşumu mücadele tarihimizde Haki Karer’in şahadetinden sonra aldığımız partileşme kararı kadar tarihsel öneme sahiptir” ifadelerini kullandı.
Süreç sırat köprüsünde
Öcalan ile Buldan ve Baluken ile birlikte HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder 12’inci toplantılarını bu kez 9 Kasım tarihinde gerçekleştirdi. Toplantıda Öcalan “Çözüm süreci ciddi bir aşamaya gelmiştir. Süreç halen devam etmekle beraber bir sırat köprüsü üzerindedir. Bütün olumsuzluklara rağmen tek yanlı da olsa barış iradesini sürdürme kararlılığımız vardır” uyarısında bulundu.
Son görüşme paralel devlet uyarısı
Öcalan’ın BDP ve HDP heyeti ile yaptığı 13’üncü ve son görüşme ise 7 Aralık’ta gerçekleşti. Görüşmede Öcalan, demokratik çözüm için “yasal zemin hukuki çerçevenin sağlanması”, “tarafların ve statülerinin bu yasal çerçevede tanımlaması” ve “Süreci tarafsız hakem kurulunun incelemesi” başlıklarındaki üç önerisini ayrıntıları ile aktardı. Daha önce de çok defa yaptığı “paralel devlet” uyarısını Yüksekova’da polis tarafından 3 yurttaşın katledilmesi olayının ardından bir kez daha yineleyen Öcalan, hükümete de paralel devletin provokasyonları noktasında uyarılarda bulundu. Görüşmelerin müzakereye evrilmesi için mutlaka yasal bir zeminin hazırlanması gerektiğinin altını çizen Öcalan, bir gazeteci heyetinin de İmralı’ya gelmesi önerisinde bulundu.
Hükümet adım atmış değil!
Öcalan’ın tüm bu önerilerine ve yaptığı çağrıların ardından KCK’nin attığı pratik adımlara rağmen, hükümet üzerine düşen sorumluluğu yasal ve anayasal değişiklikler noktasında henüz atmış değil. Yalnızca çıkarttığı “Demokrasi paketi” ile günü kurtarmaya çalışan hükümetin başta hasta tutsakların serbest bırakılması olmak üzere yasal ve anayasal değişikler konusunda adım atmaması süreci zaman zaman kriz aşamasına getiriyor. Öcalan’ın “yasal zemin hukuki çerçevenin sağlanması”, “tarafların ve statülerinin bu yasal çerçevede tanımlaması” ve “Süreci tarafsız hakem kurulunun incelemesi” şeklinde 3 ana başlıkta yapılmış ve sürecin olmazsa olmaz üç temel noktasında dair hükümetin aradan geçen bir yıllık süreçte adım atmaması da kaygı uyandırıyor.
Buldan: Görüşmeler yasal zemine oturmalı
İmralı’da gerçekleşen ilk görüşme haricinde diğer tüm görüşmelere katılan BDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan ise hükümetin başından bu yana AKP’nin süreci kendi kurduğu tek taraflı komisyonlarla götürmeye çalıştığını, fakat Öcalan’ın üzerinde önemle durduğu “Süreci tarafsız hakem kurulunun incelemesi” şeklinde önerdiği başlığı göz ardı ettiğini söyledi. Buldan, Akil İnsanlar Komisyonu’na biçilen rol ve verilen görevin tam olarak yerine getirilmediği bu sebeple de komisyonun aslında normalleşme sürecine kadar rolünü oynaması gerekirken iki aylık bir sürede çalışmalarını bitirmesi sebebiyle sürece istenilen katkıyı sunamadığı görüşünde.
Aradan geçen bir yıllık süreçte Öcalan’la ve Kandil ile yapılan görüşmelerin yasal zemine oturtulması için gerekli adımların atılması gerektiğini de belirten Buldan, hükümetin bu konuda da adım atmadığını söyledi. Yapılan görüşmelerin, müzakere sürecinin sonuna kadar gidebilmesi için yasal ve anayasal düzenlemelere ihtiyaç olduğuna işaret eden Buldan bunun yanı sıra süreci rahatlatacak olan TMK’nın kaldırılması, TCK’da yapılacak değişikliler gibi bir çok adımın da atılması gerekirken bu konuda da hükümetin oylamacı bir tavır içinde olduğu görüşünde.
ÇAÐDAŞ KAPLAN/DİHA/İSTANBUL