Son günlerde Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan’ın bedenini ölüme yatırarak tek başına yaptığı sivil ittitasizlik eylemi, biz Kürtler için çok anlamlı idi. Şu anda sağlık nedenlerinden dolayı hastaneye kaldırılmış olan Ayşe Gökkan’a sağlık temmenisinde bulunurken, onu yürekten kutluyorum.

Ayşe Gökkan’ın Kürtler arasına çekilmek istenen duvara karşı tek başına yaptığı eylem, bizleri, yalnızca aramıza çekilen duvarlar ya da sınırlar değil, kafamızdaki, ruhumuzdaki ve beynimizdeki duvarlar ile de yüzleştirdi. İçimizdeki ve dışımızdaki sınırlar ve duvarlar bir köşe yazısına sığdırılabilecek bir konu değil, ancak Ayşe Gökkan’ın sınıra ve duvara karşı eylemi, Erdoğan’ın öğrenci evlerinde Kız ve Erkek öğrenciler arasına, sadece cinsiyete dayalı kalın yasal duvarlar örmek istemesi ile çakışınca daha bir güncelleşti.
Ayşe Gökkan, Kürtler arası sınıra eklemlenen bir duvarı kabul temektense ölmeyi tercih ederim dedi.
TC Başbakanı Erdoğan “kız ve erkek öğrenciler bir evde yaşayamaz” dedi. Fetva verdi... Kız ve erkek öğrenciler arasına, kadın ve erkek arasına kalın bir duvar örülecek… Gereği yapılacaktır…
Ayşe Gökkan, sadece örülmek istenen 900 metrelik taş bir duvar için, yaşamını ortaya koymadı. Kürtler arasındaki ortak ruhsal şekillenmeyi bölen duvarlara karşıydı. Kürtler arası düşünsel ve davranış birliğini engelleyen duvarlara karşıydı. Rojava halkımızın çevresine örülmüş duvarlara, kapatılmış kapılara (!) karşıydı. İnsani ve vicdani bir duruştu. Temeli ve harcı özgürlüktü…
Erdoğan’ın ki yasaklayan, baskılayan bir davranış. Gökkan’ın ki özgürleştiren bir eylem... Erdoğan’ın ki dinsel motiflidir... Gökkan’ın ki evrensel olandı…
Erdoğan’ın ki iktidar odaklıdır… Gereği yerine getirilirken kim bilir ne canlar yakacaktır… Gökkan’ın ki başkalarının canı yanmasın diye kendi canını ortaya koymaktır…
Erdoğan TC Başbakanı olarak sahip olduğu erk gücünü, kendi çıkarları için kullanandır. Gökkan Belediye Başkanı olarak sahip olduğu gücü itekleyip, bedenini, insanlık için kullanandır…
Erdoğan insanlar arasındaki doğal olan cinsel farklılıkları ötekileştiren duvar örüyor… Gökkan bir ulusun fertleri ve aileleri arasına örülen duvara karşı...
Erdoğan kalın duvarlar örerek, insanlığa karanlık bir gelecek hazırlıyor… Gökkan aydınlığa ve ışığa engel olacak, insanları karanlığa mahkum eden duvaralara karşı...  
Kısacası biri güzelliği, diğeri çirkin olanı temsil ediyor... Biri köleliği, diğeri özgürlüğü temsil ediyor...
Biri ölümü, diğeri yaşamı temsil ediyor...
Ben güzel, özgür ve naturel olan bir yaşımı  ve aydınlık bir geleceği tercih ediyorum... Ya siz?