AZADÎ Hukuk Bürosu, son aylarda Kürt kurum ve kuruluşlarına gerçekleştirilen baskınlarına değinerek bunun halkı ve onlarla dayanışan herkesi sindirmeyi hedeflediğine dikkat çekti. Ana kaynağının dönemin Federal Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ve mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile yapılan görüşmeler olduğuna vurgu yapan AZADÎ, Alman devletinin Türkiye’ye satılan silah ve teçhizat ile Türk devletinin Rojava’daki katliam ve saldırı suçunun ortağı olduğunu kaydetti.
AZADÎ Hukuk Bürosu, yayınladığı basın açıklamasıyla son iki ayda gerçekleşen polis baskınlarına dikkat çekti:
2 ayda 4 baskın
- 23 Mayıs sabahı, Kürt Özgürlük Hareketi ile dayanışma amaçlı 1 Mayıs eyleminde kullanılan Kürt sembollü bayrakları gerekçesiyle 50 polis Oledenburg’da bulunan Alhambra Alternatif Merkezi’ne baskın düzenledi. Arama sonucunda bir YPG bayrağına el konuldu,
- 13 Haziran’da yine aynı sebepten, Civaka Azad ve NAV-DEM’in Berlin’de bulunan kurumlarına baskın düzenlendi. Baskın sırasında mülkiyet hasarı yaşandı,
- 19 Haziran’da Türk ordusunun Efrîn’e saldırısını kınamak için AK Asyl Cuxhausen tarafından düzenlenen eylemlere katılımda ‘dernekler yasası’na aykırı sembollerin taşındığı gerekçesiyle Cuxhaven’de çevresinde ev baskınları düzenlendi. 100 polis, 11 mekana baskın düzenleyerek bilgisayar, bellek kartları ve farklı elektronik cihazlarına el koydu.
- 3 Temmuz, Bielefeld Yerel Mahkemesi’nin kararıyla Demokratik Kürt Toplum Merkezi ve yönetim üyelerinin evlerine baskın düzenlendi. Baskın sırasında giriş kapısı kırıldı. Dosya, fotoğraf, bildiri, kitap, flama, dergi, kart postal gibi 107 eşyaya el konuldu.
Baskınlarda orantısız güç kullanılıyor
2018’in başından bu yana YPG/YPJ ile dayanışan tüm Kürt ve Alman kurum ve kuruluşların yanı sıra şahıslara da uygulanan baskının arttığına dikkat çeken AZADÎ Hukuk Bürosu, açıklamasında şu noktalara dikkat çekti: “Getirilen yasak ve uygulanan baskı, Ocak’ta Federal Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel ve mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile yapılan görüşmeler sonucunda sıkılaştırıp geliştirildi. Alman hükümeti, Türk devletine gönderilen silahlar ile Rojava’daki savaş suçuna ortak oluyor. Ev ve kurum baskınlarında amacı aşan orantısız bir güç kullanılıyor. Polis baskınlarla; kanıt aramaktan ziyade casuslaştırmayı ve sindirmeyi amaçlıyor. Tüm bir polis ekibinin katıldığı baskınlardaki çaba, iddia edilen suçların ciddiyeti ile orantısızdır.”
İfade vermeyin!
AZADÎ, Kürt Özgürlük Hareketi’nin sembollerini taşıyan kişilere açılan davaların sadece sindirmeye yaradığını yineleyerek bu davaların genellikle ya para cezasıyla sonuçlandığını ya da davanın düşürüldüğüne dikkat çekti. AZADÎ, bu tür davası olanlara ifade vermemesi gerektiğini de hatırlatarak, bilgi edinmek için irtibata geçebileceklerini de teklif etti.
HABER MERKEZİ