İç muhalefetin sesini kökten kesme arayışı başlatan Erdoğan, Şehba bölgesinde üç yıldır asker, sivil ölümleri, içerde patlayan bombalardan kaynaklı tehdit görmediği DAİŞ yerine Minbic’i kurtaran özgürlük güçlerini tehdit saydı. Bu kapsamda da Cerablus işgaline başladı. 

El Kaide uzantılı El Nusra, Girê Spî oluşumlu selefi Ehrar El Şam ve MİT eğitim ve organizeli Sultan Murat Tugayı öncülüğündeki çeteleri yanına alan Türkiye, Kafkas (Çeçen) kökenli DAİŞ elemanları ile olan hukukunu da kullanarak, Cerablus’u çatışmadan devraldı. Sonrasında Ezaz’a kadarki 90 kilometrelik hattı elindeki ağır silah desteği ile bu gruplara devreden Türkiye, asıl amacını devreye koyma aşamasına geldi. 


Sessizlik uzun sürmeyecek

Rusya, İran ve BAAS rejimi, Halep, İdlip ve Şam çevresinden çekilen çetelerden kaynaklı işgale sessiz kaldı. Ancak Türkiye’nin Bab’a yönelik olası hamlesi kuşatılan Halep’te rejime açılacak cephe anlamına geleceği için bu bloğun sesiz kalmayacağı bekleniyor. 

ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon ise Türkiye çıkarları gereği şu ana kadarki işgali çıkarına ters görmedi. Ancak 10 kilometreye kadar Bab’a yaklaşmış Rojava halkları, Türkiye’nin yönelmesi durumunda kaçınılmaz olarak çatışmanın çıkması yüksek. Bugüne kadar Rojava halklarını gözardı etmeyen ABD’nin de çıkarlarını Türkiye’nin insafına bırakması mümkün görünmüyor. 


Türkiye’nin Bab hayali 

Bunların yanı sıra Türkiye’nin sürüklediği çete grupları ise yapı olarak talancı, ganimetçi gruplar. Dolayısıyla bu grupların daha önce yaşandığı gibi kendi aralarında çatışmaları her an muhtemel. İşgal ettikleri El Rai’de (Çobanbey) fidye için sivil kaçırdıkları şimdiden yansıyan bilgiler arasında. Bir de Türkiye Osmanlı hayalini gerçekleştirmek için işgal ettiği bölgelerin yönetimini bırakmak istemeyecek. Çetelerin de bu durumu kabul etmesi zor görünüyor. Cerablus’ta Osmanlı hayali gereği vali atayan Türkiye’ye çetelerin itirazı sürecek. Bu organize olamayan, düzensiz, talancı güçlerin Bab’a inmeleri, kendileri açısından organize güçler olan QSD ve DAİŞ ile karşılaşmaları, bu çete grupları için felaket olabilir. 

Türkiye ise 40 kilometre derine indiğinde, Cerablus’taki gibi “devir teslim” töreniyle karşılanmayacak. Ne DAİŞ ne BAA rejimi ne de QSD güçleri Türkiye’nin bu durumuna sessiz kalır.


QSD’nin rolü

Bu kaosun içinde güçlerini QSD çatısında birleştiren Minbic, Bab ve Cerablus askeri meclisleri, daha aktif rol oynayacak. Bu gücün, ABD ve Rusya gerçeğini yok saymayacağı, ancak günümüze kadar nasıl özgücüne dayandıysa bundan sonra da hesaplarını halkların çıkarına göre örgütleyeceği vurgulanıyor. 

Türkiye’nin yalnızlığa terk edip ambargo altında bırakmak istediği Efrîn’in, diğer halklarla buluşmasını engelleyemeyeceğinin altı çiziliyor. Genel kanı şu: “Türkiye’nin müdahaleleri özgürlüğü geciktirse de engelleyemeyecek, tam aksine çöküşünü hızlandıracaktır.”


ERDOÐAN ALTAN / DİHA / HABER MERKEZİ