Türk sömürgeciliği Cizre’de birçok aileyi parçaladı. Sokağa çıkma yasağı sırasında evin avlusunda keskin nişancıların hedefi olan 5 çocuk babası Abdul Cebbar Taşkın, yılbaşı gecesi katledildi. Doğduğu kentte bile toprağa verilmesine müsaade etmeyen Türk güçleri, Taşkın’ın ailesini “Cenazenizi başka bir yerde defnedin aksi takdirde biz hallederiz” şeklinde tehdit etti.

Bunun üzerine eşinin cenazesini Şırnak’ta toprağa verdiklerini söyleyen Zeycan Taşkın, 2 yıl içerisinde ailesinde iki kişinin cenazesini kaldırdığını ifade etti. Oğlu Ferhat Taşkın’ı (Ferman Agir) bir yıl önce DAİŞ çetesi ile girdiği çatışmada şehit verdiğini kaydederek, şöyle devam etti: “Oğlumu DAİŞ katletti, eşimi de Türk askerleri katletti. Bir yıl içerisinde iki cenaze evimizden çıkıyor. Türk devleti DAİŞ’ten daha acımasızca bize saldırdı. Günlerce evimizin dışına dahi çıkamadık. Eşim yılbaşı gecesi lavaboya giderken evimizin karşısında konumlanan keskin nişancıların hedefi oldu. Bunun adına da devlet ‘Huzur Operasyonu’ diyor. Cizre’de halka yönelik vahşet hiçbir zaman unutulmayacak. Eşimi, oğlumu bunlar katletti, artık bunlara içim asla acımaz.”

25 yıl önce Ağrı’dan Cizre’ye geldiğini söyleyen Tezcan Taşkın, eşinin katledilmesi sonrasında dünyasının yıkıldığını belirterek şunları belirtti: “Kendim Ağrılıyım. Eşim de Cizrelidir, bu barbarlar 4 tane yetim çocukla beni bıraktılar. Eşim belediyede temizlik işçisi olarak çalışarak çocukların geçimini sağlıyordu. Şimdi bu çocukların tüm sorumluluğu bana kaldı. Bu zulmü bize yapanlar aynısını yaşasın. Bu halkı katlederek bitireceklerini mi sanıyorlar? Öldürdükleri bu kadar inanın çocukları, kardeşleri yarın karşılarında o kin ve intikamla çıkacak.” 


 ANF/ŞIRNAK






90 yaşındaki Sekmez kentini terk etmedi


Amansız savaşa tanıklık eden 90 yaşındaki Hacı Sekmez, evine düşen top mermisine rağmen kenti terk etmediğini söyledi. 

Cudi Mahallesi’nde devletin terör estirdiğini hatırlatan 90 yaşındaki Hacı Sekmez, kimsesi olmadığı için derme çatma evinde ölmeyi göze aldığını söylüyor. Eşi öldükten sonra yalnız başına kalan Sökmez, yaşanan katliamı şu sözlerle ifade ediyor: “Asker ve polisler, canlının yaşadığı her yere tank ve top atışları yapıyorlardı. Elektriğimiz ve suyumuzu kestiler ama benim gaz lambam vardı. Bir de avludaki kuyudan su ihtiyacımı gideriyordum. Evde aylarca kuru ekmeği ıslatıp yedim. Avludaki tuvalete bile gidemiyordum. Her yerden tank mermileri geliyordu. Benim de evime bir top mermisi düştü ama şans eseri bana bir şey olmadı. Çocuklarım yok, eşim de vefat etmiş onun için yapa yalnızım.”

Sokağa çıkma yasağının 35. gününden sonra kimyasal atılacağı anonsları yapılmasına rağmen Cizre’yi terk etmeyeceği kararı aldığını aktaran Sekmez, şunları söyledi: “90 yaşından sonra ben bu topraklardan nasıl gidebilirdim? Onlar kimyasal da atsaydı evimin avlusunun dışına bir adım dahi atmazdım. Canlı ne varsa öldürüyorlardı. Şimdi evimin tavanı yok ama bu topraklar bizimdir, bizi öldürseler bile toprağımızı terk etmeyeceğiz...”