Babalar Günü olan 19 Haziran’a, milyonlarca çocuk babalarına sarılıp onlara en güzel hediyeleri verirken, babasının bu gününü hiçbir zaman kutlayamayacak Kürt çocuklardan biri de Cizîr’deki bodrumda katledilen Orhan Tunç’un herkese emaneti olan Bêkes. Babasının katledildiği gün dünyaya gözlerini açan Bêkes’in doğum tarihi, kimliğine aynı zamanda babasının katlediliş tarihi olarak geçti.

Dünyaya gözlerini açtığı daha ilk gün de bir parçası kendisinden koparılmış, üzeri beyaz bir tül ile örtülmüş tahta beşikte sallanan bir bebek. Adı Bêkes. Bu ad ona Şirnex’in (Şırnak) Cizîr (Cizre) ilçesindeki bodrumda beraberindekilerle birlikte infaz edildikten sonra yakılan babasından miras. Bir taraftan emzik emerken, yine babasına benzediği söylenen büyük güzel gözleriyle etrafa bakan Bêkes bebek, bodrumlarda katledilen Orhan Tunç’un ilk ve tek oğlu. 

Babasız doğan oğlu Bêkes ile birlikte yaşadığı acısı katlanan çok genç yaştaki annesi Güler Tunç da boynu bükük, gözü yaşlı şekilde beşiğini salladığı bebeğinin yanı başında. Hamileliğinin son günlerinde baldızıyla birlikte hastaneye gittiği bir gün, eşinin mahsur kaldıkları bodrumdan telefonla kendisini aradığını belirten Güler Tunç, kendisine ‘Nasılsın?’ diye sorup bebeğin doğup doğmadığını merak eden eşine, henüz bebeklerini doğurmadığını anlatıyor.


Bêkes eşinin son emaneti

Tunç, bebekleri doğduktan sonra kendisiyle yaptığı o son konuşmada ise, eşinin ona bıraktığı son emanetini ise şu şekilde kelimelere döktü: „Tekrar aradığında bu kez bebeğin doğduğunu söyledim. O da bana ‘Benim yerim iyi değil belki gelemem. Eğer ben gelemezsem adı ‘Bêkes’ olsun. Bu benim sana emanetimdir’...“

Eşinin sürekli olarak doğumda yanında olmayı hayal ettiğini paylaşan Tunç, ancak bu hayalini bile gerçekleştirmesine fırsat verilmediğini kaydetti.


‘Devlet, bize yanık cenazeler verdi‘

Babalar Günü’nde her çocuğun babasına hediyeler aldığını, ancak kendi oğlunun babasını bir kez dahi görememesinin, göremeyecek olmasının acısı içerisindeki anne Tunç, kendisine ve bebeğine yaşatılan bu acıyı ise, „Sadece görseydi benim için büyük bir hediye olurdu ama görmediği için çok üzgünüm. Devlet bize yanık cenazeler verdi; Babalar Günü için. Kocama sıktıkları 50 mermiyi bana hediye verdiler. Allah ne benim ne de çocuğumun hakkını yerde bırakmasın“ cümleleri ile dile getirdi.

Çektiği bu zorluk ve acıya rağmen, anne Tunç’un içini kemiren en büyük şey ise oğlu büyüyüp, babasını sorduğunda ona babasının katledildiğini nasıl anlatacağı.



 DİHA/ŞIRNEX






Babalarına ‘leşkeri’ hediye edemediler


Cizîr’deki soykırım saldırıları esnasında katledilen Süphi Sarak’ın çocukları, “Babam sağ olsaydı ona Babalar Günü’nde ‘leşkeri’ kıyafeti diktirecektim“ diyen çocukları, baba özlemini bir nebzede olsa dindirmek için mezarlıkta olacak. Sahip Edin’in  henüz 2, 3 ve 5 yaşındaki çocukları ise anlam veremedikleri babalarının yokluğunu fotoğraflarda arıyor. 

19 Haziran günü Babalar Günü’nü yüzlerce babanın katledilen evlatlarının yokluğunda karşılaması gibi birçok çocuk da bu güne babasız giriyor. Bunların arasında Şirnex’in (Şırnak) Cizîr ilçesi Nur Mahallesi’ndeki evinin önünde devlet güçlerinece vurularak katledilen 50 yaşındaki Süphi Sarak ile saldırılarda yaşamını yitiren Sahip Edin’in çocukları da var. 

Maddi durumlarının kötü olması nedeniyle babası yaşamını yitirdiğinde Cizîr’de bulunmayan ve o sıralarda Karadeniz’de mevsimlik işçi olarak bulunan 17 yaşındaki Asya Sarak, en son babası katledilmeden bir hafta önce telefonla görüşebildiklerini söyledi. Babasının son sözlerinin “Kendinize iyi bakın. Başka yere çalışmaya gitmeyin sakın. Eve dönün” olduğunu belirten Sarak, ekonomik durumları kötü olduğu için mevsimlik işçi olarak Karadeniz’e gittiklerini vurguladı. 


‘Döndüğümüzde babam yoktu’

Yasak süresince Cizîr’deki yakınları ne iletişim kurabildiklerini nede yollar kapalı olduğu için dönebildiklerini ifade eden Sarak, “Yollar açılınca eve döndük. Döndüğümüzde babam yoktu. O günden bu yana ne kendisini görebildik, ne de sesini duyabildik” dedi. Babasının Botan yöresine özgü olan „leşkeri“ kıyafeti giydiğini belirten Sarak, “Babam hep ‘leşkeri’ giyerdi. İki taneydi kıyafeti onlar da eskimişti. Ağabeyimle anlaşmıştık; ‘babama Babalar Günü için ‘leşkeri’ diktireceğiz’ dedik. İçimizde kaldı. Babam sağ olsaydı ona Babalar Günü’nde ‘leşkeri’ kıyafeti diktirecektim“ şeklinde konuştu.

„Babamın yolu bizim yolumuzdur“ diyen Suphi Sarak’ın oğlu Muhammed Sarak (14) ise babasının katledilişiyle eksik kaldıklarını belirtti. Arkadaşlarının babalarını gördüğünde çok etkilendiğini dile getiren Sarak, “Yarın babamın mezarlığına gideceğim. Babam sağ olsaydı onun Babalar Günü’nü kutlardım. Babam yöresel kıyafet çok severdi ona almak isterdim. Burada olsaydı onu öperdim ve hediyesini verirdim” dedi.


‘Babalar Günü bizim için ne ifade edebilir'

Eşi Sahip Edin’i kaybettikten sonra 3 küçük çocuğuyla yalnız kalan Berivan Edin (23), 4'üncü çocuğuna ise hamile. “Çocuğum babasını göremeyecek" diyen Edin, "Babalar Günü bizim için ne ifade edebilir ki?” diye sordu. 

9 yıl evli kaldığı eşini bir sandıkta ölü olarak bulduğunu güçlükle dile getirebilen Edin, “Eşim katledildikten sonra Allah’a emanet yaşıyoruz. Çocuklara babaları sorulduğunda 'polisler babamızı öldürdü' diyorlar. Biz 25 gün eşimle evden çıkmadık. Çıkmak istemiyordum. Ama hamileydim ve çocuklarım küçüktü. Çıkmak zorunda kaldım” dedi.

Çocuklarının Babalar Günü’nde yapabilecekleri tek şeyin mezarlığa gitmek olduğunu belirten Edin, şöyle devam etti: “Kızım Arjin 2 yaşında. Her gün 'babam nerde?' diye soruyor. Babasının fotoğraflarına bakıyor. Bahoz henüz 3 yaşında babasına hasret kaldı. Oğlum Süleyman (5) ise babasının öldüğünü de kabul etmiyor. Çocuklarımın geleceği için kim çabalayacak?"