İlginç bir istemdi. Belki de albay olursam kendimi sağlama alacağımı düşünüyordu, kim bilir. Katliamda yapılanları dedelerimden öğrenmişti. Onlar babamdan ne olmasını beklemişlerdi acaba? Hatırladığım kadarıyla asker olmasını istiyorlardı. Yani herkesin gidip askerlik yapmasını istiyorlardı. Onlara göre Dêrsim’i askere gitmedikleri için katletmişlerdi.
İmkansızlıklardan dolayı geç de olsa, "Dengê Bavê Min" filmini izledim. Base’nin onurlu duruşunu babaanneme benzettim. Kürtçede ısrar etmesini vs. Yalnız benim dışımda, babaannem tüm torunlarının dağa gitmesini isterdi. Kürdistan kurulduğunda ise gerillalarla halay çekecekti. Kofisini çıkarıp mendil yapacaktı. Filmde sadece sesini duyduğumuz baba Mustufa’nın ısrarla Türkçeyi dayatmasını ve kimseye karışmamalarını tembih etmesini de babama benzettim. Aklıma şöyle bir soru geldi, "Babalar barbarlığa meyilli midir?
Bir süreçti. Artık insanlarımız kendilerinden utanır hale gelmişlerdi. Çok değil, ben daha beşinci sınıfı bitirmeden öylesi bir süreç başladı. Onurlu ve vakur duruşları darmadağın olmuştu. Okullarda yürütülen ağır propagandanın etkisiyle kadim kültür ve dinlerinden vazgeçer hale gelmişlerdi.
Anneler ise hep suskundular. Kendi doğalarına ters düşmek istemiyorlardı. Boynu büküktüler. Yoktular. Ortaokula başladığım süreçlerde ise ulusal kurtuluş mücadelesi etkisini göstermeye başlamıştı bile. Tekrar öze dönüş sağlandı.
Bu filmi izlerken çocukluğum ve ilk gençliğim aklıma geldi. Maraş Katliamı’nda henüz çocuktum, fısıltı halinde anlatırlardı. Katliam hakkında birkaç bilgiye sahiptik. Büyüdük. Okuyarak da katliamın tüm ayrıntılarını öğrenmiş olduk. "Dengê Bavê Min" de, Mehmet annesinin sakladığı gazetelerde ayrıntıları öğreniyor. Kızıyor annesine, kendisinden o gazeteleri ve katliamın ayrıntılarını sakladığı için. Ana yüreğidir işte. Çocuklarının öfkeyle dağa çıkmasını istemezler. Filmin en can alıcı sahnesinde şöylesi bir diyalog geçiyor: "Çocukları dövüyorlardı. Çoktular." İşte o çoklardan dayak yiyenlerdenim. O çoklardan dayak yiyen çok kişi nefesi dağda aldılar. İsmet Temirci, Yılmaz Köşker bariz örnekleridir. İkisi de gidip şehit düştüler. Onurlu bir duruş sağlamışlardı. Çocukluklarına ihanet etmemişlerdi. "Dengê Bavê Min" Maraşlı Kürtleri anlatıyor. Belki de Maraşlı Kürtlerin özgünlüğünde tüm Kürtlerin geçmişini güçlü bir şekilde mercek altına almışlardır. Zeynel Doğan ve Orhan Eskiköy çok iyi bir film çıkarmışlar, sade ve anlaşılır bir dille.
Base ananın Kürtçesine de hayran kaldım. Kürt gırtlağıyla tane tane konuşması hayranlıkla karşıladım.
En önemlisi üç Kürtçe kelime öğrendim; Tamşat: Ucube, Laliji: yakınlarını kaybeden bir kişin ağıt yakıp ağlaması... Pasarinin aynı zamanda bir ot olduğunu öğrendim.
MEHMET SÖÐÜT
Babalar ve barbarlar