Kürdistan’da devlet vahşetinden mağdur olan ailelerle dayanışma için Avrupa’da başlatılan Kardeş Aile Kampanyası’na katılan Mehmet Karabaş, Kürt yurtseverliğini ve “düşman gerçeğini” derinlemesine anlatan bir hikaye ile karşılaştı: Kırboğa ailesinin zulme direniş hikayesi.

Stêrk TV çalışanı gazeteci Mehmet Karabaş, Belçika’nın başkenti Brüksel’de yaşayan bir Kürt. Kuzey Kürdistan’daki öz yönetim direnişlerini o da her Kürt gibi yakından takip etti; hem direnişin onurunu hem katliamların acısını taşıdı. Avrupa’dan Kardeş Aile Kampanyası başlatıldığında ise, üç aile dostuyla birlikte katılmak istedi. Rojava Yardımlaşma Derneği, iletişim kurması için ona, Kırboğa ailesinin numarasını verdi: Nimet Kırboğa’yı arayacaktı. Karabaş, devamını şöyle anlatıyor: “Telefonu sesinden 15-16 yaşında olduğu anlaşılan bir çocuk açtı. Sonradan 17 yaşında ve evinin dışarıda kalan tek çocuğu olduğunu öğrendiğim Cihan’la aramızda şöyle bir diyalog geçti:

- İyi günler.

- Rojbaş abi. 

- Bavi te li mal e? (Baban evde mi?)

- Na abi, li hepsê ye. (Yok abi, hapistedir.)

- Öyle mi, çok geçmiş olsun. Peki evde kim var? Annen, abin, ablaların?

- Abi babam, iki abim, iki ablam ve küçük kardeşim hapiste. Sadece ben ve annem kalmışız.”


Kırboğa ailesinin hikayesi

Amed’in Hazro ilçesine bağlı Kanibuskul köyünde, 28 Kasım 2015’te PKK gerillaları ile Türk devlet güçleri arasında çatışma çıkar. Çatışma ardından Kırboğa ailesinin köydeki evi, askerler tarafından basılır. Askerler, baba Mehmet Musur Kırboğa ve 5 çocuğunu, türlü işkenceler eşliğinde gözaltına alır. Mahkeme, hepsini tutuklar. Nihayetinde 8 kişilik Kırboğa ailesinden dışarıda yalnızca Nimet Kırboğa ve 17’sindeki oğlu Cihan kalır.

Tutuklanan çocuklardan Fettah 35, Ozan 22, Medya 19, Leyla 18, Mizgîn ise daha 15 yaşındadır. Türk devletinin zulmü, tutuklamakla da tükenmez. Leyla ile Mizgîn Tarsus C Tipi Cezaevi’ne, Fettah Kırboğa ise Bandırma Cezaevi’ne sürgün edilir.


‘Bu sözlerle şok oldum’

İşte Kardeş Aile Kampanyası için Kırboğa ailesini arayan Mehmet Karabaş’ın karşılaştığı hikaye, özetle budur. Karabaş, anlatmayı sürdürüyor:

“Bu sözlerle ben şok oldum. Ama anlattıkları bunlarla kalmadı. Sorduğum her soruda biraz daha fazla şok oluyordum. Her anlattığında Türk devletinin sömürgeciliği ve yurtsever bir ailenin direnişi ortaya çıkıyordu. Askerler, baskın sırasında evdekileri darp etmiş. Baba Mehmet Musur Kırboğa’nın üç dişini kırmışlar. Çocukların yanısıra, o sırada evde olan 5 misafiri de gözaltına almışlar.”

Baba ve 5 çocuğu, 28 Kasım 2015 gününden bu yana tutsak. Üstelik daha bırakın mahkemeye çıkmayı, iddianameleri bile hazırlanmış değil. Ne zaman mahkemeye çıkarlar, içeride ne kadar kalırlar? Bilinmiyor.


‘Kim, ne kadar yapabiliyorsa...’

Mehmet Karabaş, karşılaştığı bu çarpıcı zulüm ve direniş hikayesini anlattıktan sonra Avrupa’daki Kürtlere sesleniyor: “Kimin ne imkanı varsa katkı sunmalıdır. Ailenin durumu yoksa, 3-4 aile birleşip yardım edebilir. İlle de örgütlü olmak da şart değil, her insan bu kampanyaya katılmalıdır. Bir kardeş aile edinmek, çok şey değil. Aylık sigara parası bile kampanyaya ayrılsa, insanlarımıza katkı sunulmuş olur.”



REHA SARI/HABER MERKEZİ