Verdiğim yanıtı sizlere de aktarayım: “Memnun olmak istedim, ama olmadı, çünkü bu konuyu Hükümetin ağzından duymak, bende memnuniyet değil şüphe yaratıyor; doğrusu iki kişilik bir müzakerede yalnız bir kişi konuşuyorsa, bu hiç de güven verici olmaz; en iyisi sen, benimle değil de, Hükümet’le konuş, örneğin, Başbakan Suriye Başkanı Esad’la görüştükten sonra, basın toplantısına Esad tek başına çıksa, gelenek icabı kurulan iki kürsüden Türk tarafına ayrılan kürsü boş kalsa ve Esad ‘Türk Başbakan’ıyla çok iyi bir görüşme yaptık, Özgür Suriye Ordusu’nu terhis edecek’ dese; bu duruma Başbakan ve Danışmanının ne diyeceğini onlara sor.”
Arkadaşım AKP muhibbidir ama zekidir. “Mesaj alındı” dedi.
Ona şunları da söyledim: Görüşebilirsen, kendilerine selamımı da söyle; de ki; bu yazıların amacı, hükümetin mevcut durumdan “tek taraflı” menfaat sağlamasını önlemek, bu bir; ikincisi, Kürt halkına karşı tutuklama ve operasyonlar sürerken, onu “beklentiye” sokup, pasifleştirme oyununu bozmak (örneğin, kavga sırasında ‘aaa, kuşa bak’ diyerek karşısındakinin gözüne yumruğu patlatan üç kağıtçının hilesini bozmak gibi)…
Ve zaten her iki amaç da sanırım hasıl oldu. Aldığım izlenimler şunu gösteriyor: Kürt kamuoyunda “Noel Baba uydurmaymış, asıl Erdoğan hakiki babaymış” diyen yok. Tersine, “nasıl tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanıysa, AKP’nin de dönüp dolaşıp, başvuracağı yer İmralı“ denmekte. Ve elbette hiç kimse “aaa kuşa bak” dendiğinde, avanak avanak kafasını kaldırıp kuşa bakmıyor. Kim ne derse desin, halk, örneğin Lice’de olduğu gibi, hiç tereddüt etmeden harekete geçiyor, çatışma bölgesine gidiyor, kimyasal silah kullanıldığına dair delilleri topluyor ve İçişleri Bakanı geldiği zaman da, kepenkleri indiriyor.
Arkadaşıma dedim ki, bundan sonra benim kulağım sizin hoparlörlere tıkalıdır; şimdi herkes gibi ben de, İmralı’da, PKK önderi Öcalan’ın ne diyeceğini duymak için kulaklarımı dört açmış durumdayım. O konuşmadıkça, konuşulanların hiçbir önemi, anlamı, değeri yoktur… Tecridi derhal kaldırsınlar.
Operanın “düet” icra edilen bölümünde, iki sanatçıdan yalnızca birisinin sesi çıkıyor, diğerinin ne dediği duyulmuyorsa, seyirci böyle bir opera gösterisini yuhalar; “dangalak rejisör, düet yapılacak yerde ‘arya’ söylettirdi” diyerek opera binasını terk eder.
AKP’lileştirilmişlerden olan arkadaşım, “haklısın, dedi, bizim musiki anlayışımızda ‘çok seslilik’ olmadığı için böyle tuhaflıklar oluyor. Örneğin “Aşıka Bağdat sorulmaz” şarkısını ister yüz kişilik koro söylesin, ister tek başına Münir Nurettin Selçuk’tan bu şarkıyı dinleyelim, ‘gürültü’nün haşmeti dışında musiki açısından hiçbir şey değişmez. O nedenle bizim patron, zaman zaman ‘Beraber yürüdük biz bu yollarda’ şarkısını ‘beraber yürüdüklerini’ susturup, kendi başına söylediği zaman da şarkı söylenmiş oluyor. Senin anlayacağın bizde ‘tekçi’ anlayış, ‘müzikal’ bir mana taşıyor.”
Onun bu yorumuna bütün kalbimle katıldığımı açıkladım. Ve başımdan geçen şu tuhaf olayı ona anlattım: Bir Türk düğününde, Almanya’dan gelmiş bir müzisyenle tanıştım. Adam Leipzig’te ünlü Thomas Kirche korosunda çalışıyormuş. “Johan Sebastian Bach’tan okuyoruz” deyince, heyecana gelip, “hazır buraya kadar gelmişken, bir ara Bach’tan bir türkü okusana” deyiverdim. Adam uzun uzun yüzüme baktı, bir şey demedi. Meğer adamlar “çok sesli” imişler. “Tek adam” söyleyemezmiş…
Arkadaşım güldü, “sen bu Alamanı bizim Başbakan’a gönder, bak bakalım, seninkine Bach’ı ‘kürdilihicazkar’ makamından uzun hava tarzında nasıl okuttururlarmış gör…”
Ben bu satırları yazdıktan sonra, ajanslara baktım: On HPG’linin cenazesi Lice’den Malatya’ya gelmişti. Kimyasal silah kullanıldığı ihtimali vardı. Şöyle düşündüm: Acaba bu haber İmralı’daki tecrit duvarını aşabildi mi?
Bir de “Silvan” diye tepinenleri düşündüm… Hem müzakere, hem Lice… Öyle mi?
Konuşsanıza “Silvancılar”!
Bach’tan uzun hava solo ‘Noel Baba’dan kimyasal
Bir AKP yanlısı “eski solcu” tanıdığım, sabahın köründe beni aradı ve sordu: Başbakan’ın ve Başbakan danışmanının son konuşma ve yazıları hakkında çok sert yazılar yazdın, ‘Türk Noel Babası Tayyip Baba’nın verdiği yılbaşı hediyesinden memnun olmadın mı?