Güney Kürdistan oldukça hareketli bir haftayı geride bıraktı. Ortadoğu Araştırma Enstitüsü (MERİ) konferansı hafta içi birçok ülkeden katılımcıyla Hewler’de gerçekleştirildi. Konferansta bölge sorunları, Bağdat-Hewler hattında yaşanan sorunlar ile federal bölgede yaşanan siyasi ve ekonomik kriz değişik açılardan masaya yatırıldı. 

Türkiye'de 1 Kasım seçimlerinde hükümet kurma çoğunluğunu yeniden ele geçiren AKP’nin dış işleri bakanı Feridun Sinirlioğlu ilk yurt dışı gezisini federal Kürdistan'a yaptı. Sinirlioğlu ziyaret kapsamında bölge eski başkanı Mesud Barzani ile bölge başbakanı Neçirvan Barzani’nin yanı sıra birçok KDP ve YNK yetkilisi ile çeşitli temaslar gerçekleştirdi. 

Ortadoğu ve federal bölgenin sorunlarının masaya yatırıldığı, yurt içi ve dışı yoğun bir diplomasinin işlediği günlerde DAİŞ Kerkük’ün Dubız ilçesine ani bir saldırı gerçekleştirdi ve yarım saat içinde ilçe emniyet müdürlüğü ile kaymakamlığı ele geçirdi. Bu saldırı da 6 güvenlik görevlisi hayatını kaybederken 8 DAİŞ çetesi öldürüldü, üç kişi de sağ ele geçirildi. 

İşte tüm bu gelişmeler federal Kürdistan bölgesinde tansiyonun bir anda yükselmesine neden oldu. Görüşmelerin, açıklamaların biri bitti diğeri başladı. Herkes bohçasında taşıdığını bir bir ortaya serdi. Ama sorunların çözümü yönünde tek bir ortak açıklama, tek bir olumlu işaret bir türlü belirmedi. Hafta boyunca sarf edilen sözler, öne sürülen teoriler söz olup uçtu, herkes yine kaldığı yerde kendi bildiğini okumaya, rutinini işletmeye devam etti. 

Bir farkla. Feridun Sinirlioğlu’nun bölgeye yaptığı ziyaretin perde arkası halen ortaya çıkmadı. Buna dair net bir açıklamada yapılmadı. Görüşmelerde PKK, Suriye (bundan Rojava’yı anlamak daha doğru olur), ekonomik ilişkilerin daha da geliştirilmesi konularının ele alındığı, bu konularda hemfikir olunduğu belirtildi. Ancak detaylar açıklanmadı. 

Bölgede Türk devletinin neredeyse tek siyasi ve ekonomik ittifak gücünün güney Kürdistan olduğunu artık herkes teslim ediyor. Petrol üzerinden kurulan ticari ilişki sonucunda Türkiye ekonomisinin ayakta kaldığını söylemek abartı olmayacaktır. Zira Türk devletinin devlet bütçesinin büyük kısmını PKK’ye karşı savaş giderlerine ayırdığını, bundan dolayı federal bölgeden aldığı petrolün son birkaç aylık parasını ödeyemediğini ve ekonomisinin giderek dibe vurduğunu söylemek de zor değil. 

İşte buradan bakıldığında 1 Kasım seçimlerinden hemen sonra Sinirlioğlu’nun neden güney Kürdistan'a geldiğini tahmin etmek çok kolay. Türk devleti PKK’ye karşı savaşta kararlı. Çünkü Erdoğan ve AKP iktidarı tümüyle bu savaşa bağlı. Başarılı olabilmesi için güney Kürdistan'a mutlak ihtiyaç duyuyor. Sadece ekonomik değil, sahada da kendisinin yanında PKK’ye karşı aktif mücadeleye inmesini istiyor. 

Özellikle seçim sonrasında AKP ve KDP medyasının eş zamanlı ve aynı tempoda HDP ve PKK’yi hedefe koymaları bunun açık göstergesi. Dolayısıyla önümüzdeki günler ya da haftalarda güney Kürdistan'da hükümeti açıkça darbeyle ele geçiren KDP ile hempası AKP’nin çok tehlikeli adımlar atması, hatta Kürtler arası bir savaşı dahi zorlamaları sürpriz olmayacaktır. 

Hewler-Bağdat trafiğinden sonuç çıkar mı?

Federal bölge açısından önemli bir sorun ise Bağdat ile yaşadığı sorunlar. Petrol ihracatı, ülke bütçesinden bölge payının ödenmemesi, 140. Maddedeki sorunlu Musul-Kerkük’ün statüleri gerilimin temel nedenleri. 

MERİ konferansında taraflar taban tabana zıt görüşler ortaya koydular. Hatta bölge başbakan yardımcısı Kubat Talabani, statüsü belirlenmeden peşmergenin olası Musul operasyonunda yer almayacağını söyledi. Irak parlamento başkanı ise yaptığı açıklamada Musul ve Kerkük’ün Irak kenti olduklarını ve öyle kalacaklarını, söyledi. 

Karşılıklı bu sert açıklamaların ardından Neçirvan Barzani 7 Kasım’da beraberinde kalabalık bir heyet ile Bağdat’a gitti. Bu yazıyı yazdığım sıralarda görüşmelere dair henüz bir açıklama yapılmamıştı. 

Fakat ilginç olan hem Abadi hükümeti hem de Barzani hükümeti eş zamanlı olarak kendi içlerinde ciddi siyasi sorunlar yaşıyorlar. Aylarca süren partiler arası görüşmelerden sonuç alınamadığı için bölge başkanlığı seçimleri yapılamadı ve bu koltuk anayasal olarak halen boş. Ne var ki, Mesud Barzani görev süresi bitmesine karşın bu koltukta oturmaya devam ediyor. Fakat federal bölge yine Türkiye kartını oynayacaktır. Büyük ihtimalle Bağdat’a istediklerimi kabul etmezsen Türkiye ile istediğim petrol anlaşmasını yaparım, diyecektir.  

Zira Ankara-Hewler trafiğinin hemen bu görüşme öncesi işlemesi oldukça ilginç. Ya da denklem şöyle de kurulabilinir. Ankara-Hewler trafiğine paralel olarak Hewler-Bağdat trafiğinin hemen işlemesi oldukça dikkat çekici. 

Abadi ise yardımcısı Nuri El Maliki ile ciddi sorunlar yaşıyor. Nuri El Maliki’nin başını çektiği yeni bir muhalif kesim Abadi’ye karşı yeni hamleler yapma peşinde. Dolayısıyla iki hükümet de mevcut durumda iç sorunlarından kaynaklı birbirleriyle sürtüşmeyi, karşılıklı işleri çıkmaza sürüklemeyi tercih etmeyeceklerdir. Sonuç olarak, Bağdat-Hewler trafiğinden şimdilik bir sonuç çıkmasını beklemek zor.