Vurucu IŞİD çetelerinin eliyle, İslam adı altında yürütülen faşist savaşın şiddetçi İslam eğilimi, en vahşi uygulamalarını kadınlar karşısında gerçekleştirmektedir. IŞİD’in Musul’u ve diğer bazı yerleri ele geçirir geçirmez uygulamaya koyduğu ilk yasaları, kadınların hayatını yeniden düzenlemeye dönük oldu. Kadınların, yanlarında eşleri, babaları, abileri olmadan sokağa çıkmaları yasaklanmış. Başı açık, örtüsüz çarşafsız dışarıda gezmesi yasaklanmış. Evlilik yaşının dokuza indirildiği ve belli bir yaştan sonra, her kadına evlenme zorunluluğu getirildiği yönünde bilgiler var. Kadınların sigara içmesi, bisiklete binmesi yasaklanmış.

IŞİD’in çıkardığı son fetvaya göre Sünni erkeklerin Şii kadınlara karşı hür türlü muamelesi helal edilmiş. Sünni erkekler, istediği Şii kadınları zorla nikahına geçirebilir, bu uygulamanın karşısında direnen kadınlara her türlü taciz ve tecavüz uygulaması helal edilmiş. Her türlü baskı, zulüm ve şiddet meşru kılınmış. Kısacası hayat, kadınlara cehennem edilmiş. Kadının tüm yaşam hakları ve iradi inisiyatifi elinden alınmış.
İlk elden kadına karşı, İslam adı altında devreye sokulan bu faşist uygulamalar, kadın yaşamına ve kadın iradesine vurulan büyük bir darbedir. Büyük bir kadın katliamıdır. Kadınla birlikte toplumun demokratik değerleri de katledilmektedir. Kadının katledildiği yerde, kadının çarşaf ve peçeyle zorla perdelendiği yerde, kadına yaşamsal alanların yasaklandığı, kadına sokakların, meydanların yasaklandığı, kadına düşünmenin yasaklandığı yerde, kadın bedenine zorla sahip olunduğu, mülkleştirildiği yerde, toplumsal demokratik akıldan ve değerlerden eser kalmamış demektir. Toplumsal vicdan, toplumsal zeka darbe yemiş demektir. Büyük bir faşizm var demektir. Hitlerin ırkçı faşizminin Bağdadi’deki cinsiyetçi, mezhepçi versiyonudur. Hitler faşizmi, Bağdadi’de güncellenmiş.
IŞİD’in Musul’da kadınlar için çıkardığı fetvanın katledici içeriğinin hedefi, elbette sadece kadın değildir. Bir toplumu düşürmek, köleleştirmek, ele geçirmek istiyorsanız, önce o toplumun kadınlarını düşürmelisiniz, köleleştirmelisiniz. Yok bir toplumu özgürlüğe kaldırmak istiyorsanız o zaman da o toplumun önce kadınlarını özgürlüğe kaldırmalısınız. IŞİD’in, Rojava’da bir türlü yapmayı başaramayıp yönünü Musul’a çevirdiği işgal hareketinin, gerçekleştirdiği tam da budur. Düşürmek istediği, köleleştirmek istediği, ele geçirmek istediği demokratik toplum değerleridir. IŞİD’i kuran akıl, bu değerleri ele geçirme yolunun, kadın aklı ve iradesini ele geçirmekten geçtiğini iyi bilmektedir.  
Musul ve devamında yapılanlar, Kürdistan’dan Ortadoğu’ya büyük bir hızla yayılmakta olan kadın özgürlük mücadelesinin ortaya çıkardığı özgür kadın eğilimine vurulmak istenen büyük bir darbedir. Tesadüfen gelişen bir durum değildir kesinlikle. Bilinçli ve örgütlendirilmiş bir darbedir. Özgür kadın duruşuna vurulmak istenen bu darbe, binlerce yıl öncesinin Tanrıça kültürüne vurulan erkek darbesini çağrıştırmaktadır adeta. Tanrıçalığın düşürülmesi ardından, demokratik toplum değerlerinin birer birer düşürülmesi izlemiştir hatırlanacağı üzere.
Güncellenmiş haliyle; özgür kadın eğilimi ile birlikte, demokratik toplum arayışına ve demokratik ulusun, Ortadoğu Demokratik Konfederal sisteminin gelişme ihtimaline büyük bir darbe vurulmak istenmektedir. Bu ihtimalin önüne büyük bir tuzak kurulmuştur. Bu tuzağı İslam cilasına boyamak, kapitalist aklın kurnaz taktiğidir. Bir tarafın diğer tarafın kadınına, adeta tarlasına el koyar gibi zorla el koyan aklı, hiçbir toplumsal inanç kültürüne uymamaktadır. Bu faşist uygulamanın hiçbir toplumsal inançta yeri yoktur. Toplumsal inançlar, doğaları gereği demokratik içerikte olurlar.   
Bu açıdan IŞİD’in korku salan faşist uygulamaları karşısında, kadınların korkup sinmesini engellemek ve bir biçimde cesaretlendirmek, iradeli kılmak gerekmektedir. Bunun için Ortadoğu’nun çeşitli halklarından, inançlarından ve kültürlerinden kadınları, kadın özgürlük çizgisi ve düşüncesi etrafında toplayabilmek, bu süreç açısından acil bir görev olmaktadır.
Geçen yıl Amed’de Sakine Cansızlara adanan Ortadoğu Kadın Konferansı’na, altmışın üzerinde ülkeden kadınlar katılmıştı. Tarihi bir buluşmaydı. Konferansın Ortadoğulu kadınlar adına ortaya çıkardığı karar mekanizmalarının, IŞİD’in bu faşist uygulamaları karşısında tavır almasına ihtiyaç vardır. Irak’lı, Musul’lu belki de yarın Kerküklü, Bağdatlı kadınları ve onlar şahsında demokratik toplum değerlerini bu darbe karşısında, bu tuzak karşısında korumanın, savunmanın kadın cephesinden karşılığı böyle olabilir.