Bağışlayın beni. Edebi yerinde ama, edebiyatı dağınık, bağlantıları savruk bir yazı olacak bu.
En baştan, yazının başlığından alayım; Kürdistan’da artık, "kardeşlik" diyene "ruhu uçuk" ya da "dayağı hak edecek derekede uca savrulmuş" gözüyle bakıyor insanlar. Kürt cemaatlerinde (İslamı hırsızlığa, dolandırıcılık ve kalpazanlığa örtü yapanlar, kurdukları dini şebekeye, Kürtler ise bir arada oturmaya cemaat diyorlar) artık, kimse "kardeşlik" lafını ve Türklerle birlikte yaşama istemini ağzına bile almıyor.
Kopuşun miladı 6-8 Ekim 2014 ve 7-8 Eylül 2015 tarihlerindeki vahşettir. Kürtler, bu iki tarihte, coğrafyanın dört bir yanında iki defa, önde resmi yüzüyle Türk devleti, ardında sivil giyimli barbarların saldırısına uğramış, işyerleri, evler soyulup talan edilmiş, sonra yakılmış 53 kişi de katledilmişti.
Bu topyekün IŞİD’leşmeydi. Vahşet günlerinde dinci ve ırkçı sloganlar ortak, o nedenle hangi yüzün devlet, kimin MHP, ya da AKP maskeli olduğu belirsizdi.
Kürtler mağdur, ruh ve bedenlerinden yaralıydı. Buna rağmen, çetebaşları tarafından meydanlarda aşağılanıyor, iftiralarla karalanıyor, cami vaazlarında gözleri içine baka baka eşkıya, haydut, çağın yerleşik deyimiyle terörist ilan ediliyor, değerlerini çalan hırsız, bebeğini katleden katil, ırzına geçen tecavüzcü, kısacası barbarlar adam gösteriliyor, yaptıkları ise adaletin yerini bulması oluyordu.
Bütün bunlar, Kürtler için büyük uyanış oldu. "Bunlarla dinimiz de bir değil, bunlar IŞİD dininden" diyerek yollarını hepten ayırdılar, yönlerini bağımsız, birleşik Kürdistan idealine çevirdiler. Moral zenginliğiyle hedeflerine yürüyorlar.
Baştan söyledim, bu savruk bir yazı olacak diye…
Bir başka konuya geçersek, MHP ve AKP kitle tabanı, Türk ırkçılığının "alt taraflarını" temsil ediyor, elitin yanaşmadığı ayak işlerini görüyor, ölü yıkayıcılığı yapıyor, kırıntı ücret mukabilinde de toplumsal olaylarda vurucu kaba güç (güruh), celat olarak kullanılıyorlardı.
Bugün Kürdistan'da kullanılan, kim oldukları bilinmeyen, IŞİD kılıklı, "özel" sıfatlı katiller, yine bu kesimden devşiriliyor.
Bu kesim, 1978’de Maraş’ta, Çorum, Sivas katliamlarında, "Allahu ekber" naralı cellattı. AKP’nin, ordudaki Kemalist kemikleşmenin tasfiyesinde kullanıldığı, ancak daha sonra, nimetlerin paylaşımında ayrı düşüp savaştığı, malına, mülküne de el koymaya başladığı can düşmanı Fethullah Gülen teşkilatı da onlara yamaydı.
Mücadele Birliği, Komünizmle Mücadele Derneği ve Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) gibi devlet destekli yapılar, bütün taraflara eleman devşiriyordu.
Ancak, kullanılanların sıralarını bekledikleri, günü gelince, piramidin tepelerinde güç oldukları da tarihi gerçektir. Kadrolar, alttan tepelere çıkıyordu. Dövüşçü ve tetikçi olarak kullanılan AKP’lilerle, geçmişte de MHP’liler, koalisyonlarda su başlarını tuttular.
6 bin kişinin öldürüldüğü kargaşa günlerinin Başbuğu Türkeş’in oğlu kutsal bir emanettir hem MHP, hem de AKP için. O şimdi AKP saflarındadır.
AKP’nin pek çok önemli kadro adamı (mesela Cemil Çiçek ve Melik Gökçek gibi) Mücadele Birliği'nden gelmedir. Mücadele Birliği ve MTTB, MHP’ye de kadrolar vermiştir. AKP’nin lideri Erdoğan ve ondan önceki Cumhurbaşkanı Gül de MTTB’den yetişme, bugünkü Parlamento başkanı ve Cumhurbaşkanı vekili adayı Rizeli İsmail Kahraman ise hepsinin "ağabeyi" sıfatıyla, MTTB başkanıdı.
Kahraman, AKP-MHP’nin tipik bir sentezi ve kendisi, 1969 Şubatında yaşanmış "Kanlı Pazar"ın unutulmaz bir figürüdür. Türk solu, o tarihte İstanbul limanına gelen Amerikan 6.Filosunu protesto amaçlı bir yürüyüş düzenleyince, Recep Erdoğan’ın günümüzdeki yakın dostu, o günkü Bugün ve Sabah gazetelerinin sahibi Mehmet Şevki Eygi de karşı gösteri için düğmeye basıyor, Türk Müslümanları sola karşı ayaklanmaya çağırıyordu. Çağrısı, Rizeli "Derin" İsmail tarafından derhal karşılık buluyor ve hamleye Komünizmle Mücadele Derneğinin Başkanı İlhan Darendelioğlu'nu, bu memleket meselesini halletme toplantısına çağırıyordu. Dönemin CHP Genel Sekreter yardımcısı Orhan Birgit’in parlamentoda açıkladığına göre, memleketin kurtarılması babından, solculara gereken dersin verilmesi kararından sonra, ertesi gün sopalar depolanıyor ve 16 Şubat günü de protestoculara saldırılıyor, "Kanlı Pazar" adıyla tarihe geçen bu olayda, iki kişi bıçaklanarak öldürülüyordu.
Basında çıkan fotoğraflar gösteriyor ki, polis katillere seyirci, yeri geldiğinde yardımcıydı. Sonra devlet eliyle katil kesim masum, solcular suçlu sayılıyor, cinayetler faili meçhul kalıyor, MTTB’nin rolü hakkında da İsmail Kahraman'a tek soru bile sorulmuyordu.
Derin İsmail, ileriki yıllarda, MHP yerine AKP’nin babası Erbakan’ın yanında yer alıp milletvekili, "deruni kültürüyle" Türk kültürüyle de Kültür Bakanı oluyordu.
O, şimdi de Türk devletinin Cumhurbaşkanı vekilliğine hazırlanıyor.
Savrulmayla bir başka konuya geçersek, Kürtler Türklerden kopup kurtulma mücadelesi verirken, AKP yasak şehirlerle yolunu kesmeye çalışıyor.
Ama artık çok geç. Gün mazlumun günüdür. Dünya ahvali böyle diyor.