
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, ANF’de dün son bölümü yayınlanan uzun ve kapsamlı söyleşisinde, Türk devletinin Ankara’daki eylemden YPG’yi sorumlu tutarak Rojava’yı işgale kalkışması konularındaki sorulara da yanıt verdi. Bayık, söyleşideki ilgili bölümlerde özetle şunları söyledi:
Sahadaki durum
Rejim belki Türkiye’ye bağlı muhaliflerin olduğu belirli yerlerde ilerleyebilir ama QSD’nin olduğu yerlerde ilerlemesi söz konusu olamaz. Alanda esas güçlenen rejim değil, QSD’dir. Nitekim şu anda Şedadê alanı da QSD’nin eline geçmek üzeredir. Bu, IŞİD’in hakim olduğu alanların büyük bölümünde de geriletilmesi ve giderek IŞİD’in çökertilmesi anlamına gelmektedir. Şedadê ile birlikte Doğu Suriye’nin de kontrole alındığı ve demokratik Suriye’nin esas temelini teşkil edecek bir konuma erişecekleri görülmektedir.
Cerablus operasyonu
YPG, PYD, ABD ilişkileri nedir, Cerablus’ta YPG/QSD’nin IŞİD’e karşı yapacağı bir operasyona ABD nasıl yaklaşıyor bilmiyoruz ama ABD’nin belirli düzeyde Türkiye’nin hassasiyetlerini dikkate aldığını duyuyoruz, işitiyoruz. Zaten PYD ve YPG de ABD’nin taşıdığı hassasiyetleri dikkate alacağız, demiştir. PYD ve YPG şimdiye kadar Türkiye aleyhine bir yaklaşım içine girmemiştir. Ancak IŞİD’in bulunduğu her yerde QSD’nin mücadele etmesi kadar meşru bir şey olamaz.
Rojava, Kürtlerin yaşadığı yerlerdir ama Kuzey Suriye, Rojava’yı kapsayan; Arapların, Türkmenlerin, Süryanilerin olduğu bölgedir. Şimdi neredeyse QSD’nin hakim olduğu alanın yüzde 40’ı Arap’tır. Yine önemli bir Süryani nüfusu vardır. Bu açıdan buralarda Arapların ve Süryanilerin de etkinliği olacaktır. Eğer Cerablus kontrol edilirse Türkmenlerin de o alanda yönetim içinde yer alma hakları olacaktır.
Rojava’yı işgal planı
Türkiye’nin Rojava politikası Türk devletinin Kürt düşmanlığıyla ilgilidir. Kara harekatı yapar mı, yapamaz mı bilemeyiz. Sonuçları Türkiye için ağır olur. Ankara’daki eylemi bahane etmesinin de hiçbir anlamı yoktur. YPG’nin yapmadığı kesindir, böyle bir eylem yapması mümkün değildir.
Kimse inanmaz
Kimse de inanmaz. Türkiye’nin hemen PYD’yi suçlaması ve eylemcinin Amudêli olduğunu söylemesi kuşkulu bir durum ortaya çıkarmıştır. Bir PYD’li ve YPG’li Türk devletinin saldırıya bahane aradığı bir dönemde böyle bir eylem niye yapsın?
Türkiye belki de Enver, Cemal ve Talat Paşa üçlüsünün Türkiye’yi I. Dünya Savaşına sokması gibi Erdoğan, Davutoğlu ve Hulusi Akar üçlüsünün Türkiye’yi içinden çıkamayacağı bir bataklığa sokabilir.
‘PKK ve PYD aynıdır’ mantığı
Erdoğan’ın PYD ve PKK aynıdır demesinin amacı var. PKK’nin Avrupa açısından terör listesine alacak hangi gerekçesi vardı? Avrupa ve ABD, Türkiye ile siyasi ilişkileri ve Türkiye’nin NATO üyesi olması nedeniyle PKK’yi terörist listesine koydular. Erdoğan, PYD’nin Önder Apo çizgisinde bir hareket olmasından yola çıkarak, o zaman PYD’yi de terörist ilan etmelisiniz diyerek, Aristo mantığına göre baskı yapıp PYD’ye yönelik saldırılarını meşrulaştırmak istiyor.
Kaldı ki PKK ile PYD aynı değildir. PYD, Rojava’da örgütlenmiş, Rojava halkının partisidir. Bu açıktır. Kuşkusuz geçmişte de, şimdi de HPG ve Kürt Özgürlük Hareketi saflarında Rojava Kürdistanlı devrimciler vardır. Bugün de PKK, Kürt Özgürlük Hareketi sadece Bakurê Kurdistan’daki kadrolardan, savaşçılardan oluşmuyor. İçinde Kürdistan’ın diğer parçalarından da var. Rojava Kurdistan’dan binlerce genç Kürt Özgürlük Hareketi saflarına katılmıştır, şehit düşmüşlerdir. Önderlik orada 20 yıl çalışma yürütmüştür. Bu yönüyle duygusal, ideolojik, moral bağlar vardır. Bir de Kürt örgütüdür. Zaten bütün Kürt örgütleri birlik olmak istiyor. Ulusal kongre çalışmaları içinde PKK, KDP, YNK gibi PYD de; Kürdistan parçalarındaki tüm örgütler de var.
Bazı Rojavalılar gitti
Kürt Özgürlük Hareketi içinde yer almış bazı Rojava’dan katılanlar Rojava Devrimi olunca Rojava’ya gitmişlerdir. Bu da doğal bir durumdur. Biz bağlasak da kimseyi tutamayız. Kürdistan devrimine katılmışlar ama kendi parçalarında devrim olunca o parçanın devrimine katılmak için gidenler olmuştur. Bu tür şeylerden bakarak PKK ve PYD aynıdır demek doğru değildir.
Rusya ve ABD ile ilişkiler
Rusya ve ABD ile doğrudan bir ilişkimiz yoktur.
ABD silah ve teknik desteğini; siyasi desteğini çeksin Türk ordusu bizimle savaşamaz duruma gelir.
Kürtlerin çizgisi özgür ve demokratik çizgidir; hiçbir halka, hiçbir ülkeye, hiçbir topluma zararı olmayan siyasi yaklaşımdır. Bu çizgiye, bu siyasi yaklaşıma olumlu bakan herkesle de ilişki kurulabilir. Bizim şununla ilişki kurulmaz, bununla ilişki kurulmaz diye bir katı kuralımız yoktur. Herkesle ilişki kurabiliriz. ABD, Rusya, Çin, Avrupa, Suudi Arabistan, Hindistan ve Brezilya’yla da kurabiliriz.
Dünyanın en haklı mücadelesini yürütüyoruz. Hiçbir halkın, mezhebin aleyhine ilişki kurmayız. Ne mezhepçilik yaparız, ne de milliyetçilik. Örneğin Ortadoğu’da Şii-Sünni cepheleşmesinin olmasını istemeyiz ve içinde yer almayız, reddederiz.
HABER MERKEZİ