Adıyaman’da “Bir gece ansızın” Alevilerin kapıları, duvarları işaretlendi. İşaretler o “Bildik işaretler” olunca İçişleri Bakanı “Çocuklar yapmış!” dedi. Biz Bakan Beye inanmadık! “Bakan Bey dalga geçiyor!” dedik. Oysa bakan doğru söyledi. Sadece Adıyaman’da değil, İzmir (Harmandalı), Erzincan, Antep, son olarak Didim’de Alevilerin kapılarını ve duvarlarını çocuklar işaretledi. Ama “Bir gece ansızın” Alevilerin kapılarını işaretleyenler sizin bildiğiniz çocuklar değil. Hani şaka olsun, yaramazlık olsun diye çiziktiren çocuklar değil. Ya hangi çocuklar? Hangi çocuklar olacak “İyi çocuklar.” “İyi çocuklar” boyayla işaretlemeyi yapıyor, “Dindar çocuklar” da gözcülük yapıyor.
Bu ülkede herkes “İyi çocukları” tanımazdı. Ta ki Şemdinli’de Umut Kitapevi bombalanıp da bombayı koyanlar halk tarafından yakalanana kadar. Bombacılar yakalanınca “Asker” oldukları anlaşıldı ve dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt “Tanırım iyi çocuklar” dedi. Tam da bu “vaka” hukuk çerçevesinde ele alınacakken o meşhur “Dolmabahçe görüşmesi” gerçekleşti. Dolmabahçe’de “İyi çocuklar” ile “Dindar çocuklar” konuştu, anlaştı, mutabakata vardı.
İşte şimdi Alevilerin kapısını işaretleyenlerden tutalım Roboski’de 34 insana katliam fermanı çıkaran, Suriye için savaş tamtamları çalanlar “İyi” ve Dindar çocuklardır.”
Daha önceki birkaç yazımda yazmıştım. Başbakan “Tek devlet, tek millet, tek dil” derken “Tek din” de demiş oluyor. Başbakan İttihat ve Terakki, Cumhuriyet, İstiklal Mahkemeleri, Dersim Katliamı, 12 Eylül Darbesi gibi süreçleri hararetle eleştiriyor. Ama kendisinin siyasal zihniyeti de aynı kökten gelir. Başbakan “Türk/İslamcı”dır. Ve “Türk/İslamcılık” tekçilik üzerine kurulmuştur. “Türk/İslamcılık” AKP iktidarında “Siyasal/Ilımlı İslamcılık” olmuştur.
Bu günlerde “Ustalık döneminin” bir ürünü olarak göze batan, kulakları tırmalayan inkar, nefret ve şiddet dili AKP’nin icadı değildir. Evet, AKP bu dili “Ustalıkla” kullanıyor ama bu dil Türk/İslamcı siyasetin, yani devletin geleneksel dilidir.
Son olarak Didim’de kapılara “Alevilere ölüm, Alevileri yakacağız” yazanlar bu konuda çok tecrübeli olan “İyi ve Dindar çocuklardır.” Tecrübelerini Maraş, Çorum, Malatya, Madımak katliamında edindiler. “İyi ve dindar çocuklar” Kızıldere’de Mahir Çayanlarımızın, 6 Mayıs’ta Üç Fidanlarımızın, Dersim’de İbrahim Kaypakayalarımızın, Diyarbakır zindanında Mazlum Doğan, Kemal Pir, Hayri Durmuş ve Dörtlerimizin canına kast eden zihniyetin çocuğudur. Tecrübelerini, Diyarbakır’ın, Batman’ın tenha sokaklarında Ape Musa gibi, Mehmet Sincar gibi barışın ve insanlık onurunun sembolü olan insanları ensesinden vurarak, Vedat Aydın gibi insanları gece yarısı evlerinden alıp işkence ile öldürerek berkittiler. Bu da yetmedi Hrant Dink’i ensesinden vurarak tecrübelerini perçinlediler. Başbakan “Gençlik dindar olmasın da tinerci mi olsun?” özdeyişini “Seçmeli Kuranı Kerim” “Seçmeli Arapça” “Seçmeli Hz. Muhammed’in Hayatı” dersleri ile donattı! Başbakan İslam Dini’nin kutsal değerlerini kullanarak dayatılmış politik hakimiyet üzerinden toplum mühendisliği yapıyor. Gerek bu “Seçmeli dersler” gerekse Cumhuriyetin kuruluşundan beri “Kırmızı çizgi” olan “Tekler” asimilasyon, inkar, nefret ve şiddet üretmekten başka bir amaca hizmet etmedi. “Kırmızı çizgi ve tekçilik” inkar, nefret, şiddet ve katliamlara davetiye çıkarıyor!   
Türkiye’de “İyi ve dindar çocuklar” meşhurdur. Herkes onları tanır. Ama başka başka adlarla tanırlar. “İyi ve Dindar çocuklar” kimi zaman “İşkenceci” kimi zaman “Darbeci” kimi zaman “Tetikçi” kimi zaman “Özel harpçi” kimi zaman “Hortumcu” kimi zaman “Siyasal İslamcı” kimi zaman “Deniz fenerinin” şifresiyle yol alan “Gemici…” Velhasıl “İyi ve dindar çocuk” durumdan “vazife çıkarır.” Vazife neyi lüzumlu kılıyorsa “İyi ve dindar çocuk” oradadır.
Başbakan partisinin Adana il kongresinde yine teklemiş ve teklerin sayısını “Olması gereken” noktaya çıkarmış. “Bizim dört ana kırmızı çizgimiz var, tek devlet, tek millet, tek dil, tek din!” Bunda yeni bir şey yok. Biz “Kırmızı çizgileri” zaten biliyorduk. Türkiye genelinde Alevilerin evlerine işaret koyan “İyi ve dindar çocuklar” “Dört kırmızı çizgiden” cesaret alıyor.
“Yeni anayasa” “12 Eylül yargılaması” “Arap baharı” “Suriye ve Beşar Esad” “Devlet başkanlığı” vb. gündemiyle uğraşan “İyi ve dindar çocuklar” esas oğlan rolünü kimseye kaptırmamaya özen gösteriyor.
“Bakan Bey haklı” demekte haklı değil miyim?
Alevilerin kapısını “Çocuklar işaretliyor.” Ama “İyi ve dindar çocuklar” işaretliyor. Bakan beyin inkar, nefret ve şiddet dilinden feyz alan “İyi ve dindar çocuklar” “Bir gece ansızın” işaretledikleri evleri ateşe verebilir. Eee “İyi ve dindar çocuklar” bunlar ne yapacaklarını bize mi soracaklar???